Atilla Yüceak
Atilla Yüceak

Kapalı kapılar ardında pişirdiğiniz ÇERÇEVE yasasını bize açıkta dayatamazsınız!

6 Ağustos 2026 Saat: 20:25
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu yazı 0 kez okunmuştur

KHK'lılar, Selahattin DEMİRTAŞ'ı kapsamayan hiçbir yasanın hükmü yoktur!

AİHM kararlarını yok sayacaksın, binlerce insanı hukuksuzca, kin ve nefretle cezalandıracaksın sonra da barış'tan söyleyeceksin!

Narsist tarafından "Atatürk'ten sonra en büyük devlet adamı" ilan edilen

Devlet Bahçeli’nin mecliste DEM’lilerle el sıkıştığı günden bu yana geçen yaklaşık iki yıllık süreç, sadece siyasal bir temasın ötesinde, toplumun geniş kesimlerinde derin sorular ve kaygılar uyandıran bir dönemin başlangıcı oldu. Bu süreç boyunca “Bu işin sonu nereye varacak?” sorusu, yalnızca bir kesimin değil, farklı toplumsal katmanların ortak sorusu haline geldi.

Bu soruya yanıt arayanlar, sürecin şeffaf yürütülmediğini, toplumun tamamını kapsayan bir uzlaşı yerine dar çerçevede ilerlediğini gördükçe daha fazla endişe duymaya başladı. Çünkü toplumsal barış;

Kapalı kapılar ardında yapılan, yalnızca belirli aktörlerin dahil edildiği görüşmelerle değil, toplumun tamamının yaralarını gözeten, adalet duygusunu güçlendiren ve güven inşa eden bir anlayışla olasıdır.

Bugün gelinen noktada açıkça görülüyor ki, "Barış" adı altında yürütülen hiçbir süreç, eğer toplumun geniş kesimlerinin acılarını görmezden geliyorsa, gerçek bir çözüm üretmez. Aksine, yeni kırılmaların ve daha derin güvensizliklerin zeminini hazırlar.

En ağır bedeli ödeyenler ise her zaman olduğu gibi sesi en az duyulanlar oldu. Zindanda ki gençler, kursiyer teğmenler, erler, çocuklar, çocuklu kadınlar, yaşlı ve hasta insanlar;

Onların yaşadığı mağduriyetler, siyasal hesapların gölgesinde görünmez hale getirildi.

Oysa adaletin en temel ilkesi, en zayıf olanı korumak değil midir?

Bir narsistin, elamanlarının ve onun etrafındaki yapıların bir çırpıda affını sağlayanlar;

15 Temmuz darbe senaryosunu yazan, uygulayan ve sonuçlarını adeta izler gibi seyredenleri bir kenara bıraktım;

Peki ya kursiyer teğmenler, askeri öğrenciler, suçsuz erler? Nasıl bir kumpasla oraya sürüklendikleri bu kadar açıkken, bu insanları hangi gerekçeyle karanlık odalarda çizilen çerçevelerin dışında tuttunuz?

Hangi hukuka sığdırdınız bunu?

Hangi vicdan buna izin verdi?

Eline bırakın silahı çakı bıçağı dahi almamış olan;

Düşünen, üreten, aydın, aldığı eğitimin hakkını veren KHK mağdurlarının yaşadıkları ise bu tablonun en acı örneklerinden biri olarak karşımızda duruyor. Milyonlarca insanın bir gecede “Terörist” damgasıyla yaftalanması, sosyal ve ekonomik hayattan dışlanması, yıllarca işsizliğe, yoksulluğa ve çaresizliğe mahkum edilmesi;

Ne hukuk devleti ilkeleriyle ne de vicdanla bağdaşır.

Bu insanlar yalnızca bir idari işlemle değil, aynı zamanda toplumsal bir dışlanma ve görünmez bir cezalandırma mekanizmasıyla karşı karşıya bırakıldı.

Toplumsal barış, bir kesimi “Görmezden gelerek” ya da “Öteleyerek” kurulamaz!

Barış;

Herkesin acısını tanımayı, herkesin yarasına dokunmayı ve herkes için adalet talep etmeyi gerektirir. Eğer bir toplumda bazı yaralar sürekli kanıyorsa, o toplumda gerçek anlamda bir huzurdan söz edilemez.

Bugün gereksinim duyulan şey;

Tek taraflı dayatmalar değil, kapsayıcı bir yüzleşme ve samimi bir uzlaşıdır. Bu uzlaşı, geçmişte yaşanan hataların inkar edilmesiyle değil, kabul edilmesi ve telafi edilmesiyle olasıdır.

Aksi halde “Çözüm” adı altında yürütülen her girişim, sadece yeni hayal kırıklıkları üretir.

İnsana sormazlar mı:

Nasıl bir düzen kuruldu ki milyonlarca insan bir anda suçlu ilan edildi? Nasıl bir anlayış benimsendi ki insanlar yıllarca açlığa, işsizliğe ve umutsuzluğa terk edildi? Ve nasıl bir vicdan suskunluğu oluştu ki bu yaşananlar karşısında toplumun önemli bir kısmı ve bizzat mağduriyeti yaşayan kendileri;

Evlerinde oturarak, kıyı köşe gizlenerek, hangi usa sığınarak sessiz kaldı?

Toplumsal barış;

Güçlülerin değil, mağdurların gözünden bakabilme cesaretini gerektirir. Adaletin olmadığı yerde barıştan söz etmek ise yalnızca bir yanılsamadır.

Gerçek barış;

Şeffaflıkla, adaletle, merhametle ve en önemlisi herkes için eşit hukukla olasıdır…

Bunun dışındaki her girişim, ne kadar “Barış” olarak adlandırılırsa adlandırılsın, toplumun vicdanında karşılık bulmayacaktır.

Şiir Sevda'nın Militanıdır!

Aşk Örgütlenmektir!

 

Kocaeli Haberci Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları