Atilla Yüceak
Atilla Yüceak

CHP Parçalandı mı, Parçalandırıldı mı?

27 Temmuz 2026 Saat: 15:56
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu yazı 0 kez okunmuştur

CHP Parçalandı mı, Parçalandırıldı mı?

 

Siyasette Yeni Dizayn ve “Giyotin Düzeni” Tartışması!

Türkiye siyasetinde son yaşananlar artık sıradan bir parti içi kriz olarak açıklanamayacak bir noktaya gelmiş durumda.

CHP'de yaşanan dağılma, yalnızca bir yönetim sorunu ya da liderlik tartışması değil;

 Çok daha derin, çok daha sistematik bir müdahalenin sonucu olarak değerlendiriliyor.

 Bir zamanlar “Devlet partisi” olarak anılan, tarihsel kökleri Cumhuriyet’in kuruluşuna dayanan CHP; bugün gelinen noktada paramparça bir görüntü veriyor.

Oysa aynı parti, son seçimlerde ve anketlerde birinci parti olarak çıkmış, toplumun geniş kesimlerinde yeniden bir umut yaratmıştı.

Peki ne oldu?

Birileri adeta düğmeye bastı. 

Kısa süre içerisinde:

Parti içi dengeler bozuldu, 

liderlik tartışmaları alevlendi, 

yargı süreçleri devreye girdi,

öne çıkan isimler hedef haline getirildi.

Sonuç:

Birinci parti, işlevsiz hale getirilmiş bir yapıya dönüştürüldü. 

Bu bir tesadüf mü, yoksa bilinçli bir siyasal operasyon mu? 

İmamoğlu Üzerinden Başlayan Süreç!

Sürecin en dikkat çeken ayağı, Ekrem İmamoğlu’nun yükselişiyle birlikte yaşanan gelişmeler oldu. Siyasal rakiplerini geride bırakan, toplumda karşılık bulan bir figür haline gelen İmamoğlu’nun önünün kesilmesi için farklı yöntemlerin devreye sokulduğunu hep birlikte yaşadık.

Diploma tartışmaları, yargı süreçleri, gizli tanıklar!..

Bir siyasetçinin siyasi olarak yenilemediği yerde, hukuk eliyle etkisizleştirilmesi tartışması artık yüksek sesle dile getiriliyor.

İmamoğlu’nun devre dışı bırakılması yetmedi. 

Görüldü ki parti yine ayaktaydı ve sokakta muhteşem insan seliyle yürümeye başladı 

Bu Kez Parti Hedefteydi! 

Bu noktadan sonra hedefin doğrudan parti olduğu yönünde güçlü değerlendirmeler var.

Yıllardır seçim kaybetmiş, toplumsal karşılığı tartışmalı isimlerin yeniden sahneye sürülmesi, 

parti içi kavgaların körüklenmesi, 

ve en önemlisi, birlik duygusunun parçalanması… 

CHP kapatılmadı.

Ne yazık ki çok daha etkili bir yöntemle, içten içe çökertildi.

“Giyotin Gibi Yargı” Eleştirisi!

Tüm bu süreçte en sert eleştirilerden biri de yargının rolüne yönelik.

Artık “Yargı sopa gibi kullanılıyor” demek bile hafif kalıyor.

Eleştirilere göre:

Yargı, adeta bir “Giyotin” gibi çalışıyor. 

Kim öne çıkarsa,

kim güçlenirse,

kim alternatif olursa;

Dosya açılıyor, soruşturma başlıyor, itibarsızlaştırma devreye giriyor.

Bu sadece bir kişiyle sınırlı değil. 

Bu bir yöntem.

Bu bir düzen. 

Bu düzenin temel amacı:

Siyaseti sandıkta değil, dosya masasında dizayn etmek.

Muhalefet Azalmıyor, Büyüyor! 

Ancak tüm bu baskı ve müdahalelere rağmen dikkat çeken bir gerçek var:

Toplum geri adım atmıyor. 

Sokaktaki muhalefet azalmıyor,

aksine büyüyor.

Demokrasi özlemi ile;

Farklı yaşam tarzlarından, farklı dünya görüşlerinden insanlar 

ortak bir noktada buluşuyor:

“Yeter artık!” 

Bu duygu, artık sadece siyasi değil, toplumsal bir refleks haline gelmiş durumda.

Yeni Parti: Zorunluluk mu, Fırsat mı? 

CHP’de yaşanan bu kırılma, yeni bir siyasal oluşum tartışmasını da beraberinde getirdi.

Artık sorun sadece bir parti sorunu değil.

Bir yön arayışı.

Yeni kurulacak bir partinin kaderi ise çok net iki şarta bağlı:

Birincisi:

Gerçekten herkesin partisi olmak. 

Sadece belli bir kesimin değil, Türkiye’nin tamamını kucaklamak, kapsamak. 

İkincisi: 

Var olan sistemin dilini, nefretini, ayrıştırıcı siyasetini reddetmek.

Eğer yeni parti: 

Aynı dili konuşursa,

aynı korkuları üretirse,

aynı düşmanlaştırma siyasetini sürdürürse;

"Şu'cu, Bu'cu, O'cu" öteleme ve nefret dilini kullanmayı bırakmazsa yeni ile hiçbir bağlantı kuramaz.

Daha kurulmadan eskiye dönüşür.

Kötüsü de çok hızlı tükenir. 

En Büyük Risk: Eski İsimler, Eski Alışkanlıklar!

Kılıçdaroğlu'nun etrafında yıllarca kümelenip sayısız kez milletvekili olanlar, onu cumhurbaşkanlığına ‘’Senden başkası olamaz’’ diye iteleyenler yeniliğin içinde olamazlar.

Toplumun en büyük tepkilerinden biri de burada ortaya çıkıyor.

Yıllardır siyasetin içinde olan,

defalarca denenmiş,

yıpranmış,

güven kaybetmiş isimlerin yeniden sahneye çıkması…

Toplum artık bunu istemiyor.

Çünkü çok net bir gerçek var:

“Eski rağbet olsaydı, bit pazarına nur yağardı.”

Yeni bir şey söylemeyen,

yeni bir yol açmayan, 

sadece koltuk değiştiren siyaset, 

artık karşılık bulmuyor.

Sonuç: Umut İnce Bir Çizgide!

Bugün gelinen noktada muhalif kesim iki duygu arasında sıkışmış durumda:

Umut ve yorgunluk.

Eğer yeni bir çıkış, 

gerçek bir değişimle gelirse,

Türkiye’de siyasetin dengesi kökten değişebilir.

Ne var ki bu umut da sönerse…

Toplumun yeniden ayağa kalkması çok daha uzun sürecek.

İşte asıl o zaman kaybedilen sadece bir parti değil,

bir neslin inancı, bir ülkenin geleceği olacaktır...

Dinleyelim mi!

https://youtu.be/RcYLC81k4X4?si=mYcn8Z-mg66LHmKk 

 

 

 

Kocaeli Haberci Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları