Atilla Yüceak
Atilla Yüceak

Yeni Parti: Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun Büyük Sınavı;

23 Temmuz 2026 Saat: 23:18
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu yazı 0 kez okunmuştur

Yeni Parti: Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun Büyük Sınavı;

İktidar Yolu mu, Kontrollü Muhalefet mi?

Türkiye siyasetinde dengeleri sarsacak gelişme resmileşti.  ve  öncülüğün de yeni bir partinin kuruluş süreci başlatıldı.

Yaklaşık yüze yakın milletvekilinin bu oluşuma katılacağı savı, bir günde 1 milyon 100 bin üyenin istifası sorunun sıradan bir parti girişimi olmadığını açıkça ortaya koyuyor.

Görünen o ki üst mutfakta bu konuda yangın var!

Bu, ya Türkiye’de siyasal dengeleri kökten değiştirecek bir kırılma olacak ya da sistemin içine çekilmiş yeni bir “Kontrollü muhalefet” üretimi olarak tarihe geçecek.

Boş verin siz ulu orta kendini "Değişimci" diye tanımlayanları!

Bu sürecin altını kalın çizgilerle çizmek gerekiyor:

Bu hareketin mimarları tek başına bir isim değil, doğrudan doğruya Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’dur.

Bu nedenle ortaya çıkacak sonucun siyasal sorumluluğu da başarı ya da başarısızlık da doğrudan bu iki isme yazılacaktır.

Bugün gelinen noktada açık olan iki olasılık var:

Birincisi;

Türkiye’nin uzun süredir gereksinim duyduğu merkeze dayanan gerçek bir demokrat iktidar alternatifi yaratmak.

İkincisi;

Var olan düzenin sınırlarını aşamayan, %20'lerde dolanan eski alışkanlıkların tekrarlandığı ikinci bir cepheye dönüşmek.

Eğer bu yeni parti gerçekten iktidar hedefliyorsa, öncelikle Türkiye’yi yıllardır zehirleyen "FETÖ'cü, milliyetçi, solcu, muhafazakar, Kürtçü" sakızını çiğnemeden kutuplaşma siyasetini terk etmek zorundadır.

Toplumsal uzlaşı ve barış için çok önemli bir şiar olmalıdır.

İktidarın diliyle siyaset yapan, onun kavramlarıyla konuşan bir yapıdan alternatif çıkmaz. Halkın gerçek sorunlarına odaklanan, ekonomi, adalet ve liyakat ekseninde somut çözüm üreten bir siyaset inşa edilmeden hiçbir iddia karşılık bulmaz.

Ancak asıl kırılma noktası burada değil!

Asıl sorun, bu yeni yapının eski siyasal kodlardan kopup kopamayacağıdır.

Türkiye’de yıllardır muhalefetin önünü kesen en büyük engellerden biri, halktan kopuk, elitist ve vesayetçi siyasal anlayıştır. Bu anlayış, Cumhuriyet, laiklik ve Atatürk gibi değerleri toplumun tamamının ortak değeri olmaktan çıkarıp dar bir zümrenin tekeline hapsetmiştir.

Sonuç ise çok açık:

Geniş halk kesimleriyle bağ kuramayan, seçim kazanamayan bir siyaset.

Eğer Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu bu anlayışla gerçek bir hesaplaşmaya girmezse, ortaya çıkacak olan şey yeni bir parti değil, var olan bagajı ile bohçalarını yüklemiş almış gelmiş olan sadece “İkinci bir CHP” olacaktır.

Bu ise doğrudan var olan iktidarın işine yarayacaktır!

Neden mi;

İkinci bir CHP demek;

Muhafazakar seçmene ulaşamamak,

Merkez sağ seçmeni kaybetmek,

Kürt seçmenle mesafenin yeniden açılması,

En önemlisi geniş toplumsal mutabakatın kurulamaması demektir.

Oysa ki;

Tam tersine, eğer bu yeni yapı gerçekten merkezde konumlanan, demokratik, kapsayıcı ve ideolojik dayatmalardan uzak bir çizgi kurabilirse tablo tamamen değişir.

İşte o zaman Türkiye’de ilk kez geniş tabanlı bir demokratik blok oluşabilir!

Tek tip hastalığından kurtularak;

SOL Parti, TİP, EMEP

DEVA, Gelecek, Saadet, Yeniden Refah gibi partilerle kurulacak stratejik bir ortaklık; sadece seçim ittifakı değil, yeni bir siyasal denge yaratacaktır.

Bu yapı, farklı toplumsal kesimleri aynı zeminde buluşturabilir ve yıllardır parçalanmış muhalefeti tek bir hedefte birleştirebilir.

İşte bu senaryo gerçekleşirse, iktidarın en çok çekindiği tablo ortaya çıkar!

Bu noktadan sonra süreç sadece siyasal rekabet olmaktan çıkar.

Yargı süreçleri hızlanabilir, fezlekeler devreye sokulabilir, medya üzerindeki baskılar artabilir.

Siyasal alan daraltılarak yeni oluşumun büyümesi engellenmek istenebilir.

Nitekim son dönemde medya ve dijital platformlara yönelik hamleler de bu çerçevede değerlendiriliyor.

Genç seçmene ulaşabilen bağımsız mecraların hedef alınması, sadece medya sorunu değil, doğrudan siyasetin yeniden dizayn edilme çabasıdır.

Ancak burada kritik bir gerçek var:

Bu tür baskı hamleleri, kısa vadede sonuç üretse bile uzun vadede iktidarı da zayıflatır. Çünkü toplumda biriken gerilim başka kanallardan daha güçlü şekilde ortaya çıkar.

Bugün Türkiye’nin gereksinimi olan şey yeni bir tabela değil, yeni bir siyaset anlayışıdır.

Beş temel ilke aslında yeterlidir:

Evrensel hukuka bağlılık,

Ekonomik refah ve adalet,

Liyakat esaslı yönetim,

Kimlik ve inanç dayatmalarından uzak durmak,

Gerçek anlamda demokratik bir sistem kurmak.

Sorun şu ki, Türkiye’de bugüne kadar bu kadar basit ve net bir çerçeve bile sürekli olarak engellenmiştir!

Siyaset sosyolojisine baktığımız zaman;

Her yeni girişim ya içeriden dönüştürülmüş ya da eski alışkanlıkların içine çekilmiştir.

Bugün de aynı risk masadadır!

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ya bu kısır döngüyü kıracak ya da bu döngünün bir parçası haline gelecektir.

Sonuç çok açık:

Bu yeni parti ya

demokratik, sol ve sağ partileri kendi ilkeleri ile birlikte ilkesel anlamda kendi bünyesinde stratejik

ortaklık olarak sağlayabilecek bir yapıda, Türkiye’de iktidarı değiştirecek bir güç olacak, Türkiye partisi olacak,

ya da mevcut düzenin ömrünü uzatan bir ara formül olarak kalacaktır.

Bugüne kadar CHP'den ayrılıp giden partilerin yazısını yaşamamak için merkezin tam odağında demokrat bir parti olması gerekir.

Artık sorun sadece bir parti kurmak değil,

Türkiye’nin siyasal kaderini belirleyecek bir hareket başlatarak bir yol ayrımında durmaktır!

 

Kocaeli Haberci Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları