Atilla Yüceak
Atilla Yüceak

Günyüzü sofrasında adalet, dayanışma ve toplumsal Barış çağrısı!

2 Eylül 2026 Saat: 22:30
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu yazı 0 kez okunmuştur

Adalet Dayanışması Platformu tarafından düzenlenen 6. Günyüzü Sofrası, adalet arayanların, hukuksuzluklara uğrayanların ve yarası başka bir yaraya dokunanların buluşma noktası oldu.

Günyüzü Sofrası’nda kimler yoktu ki!

Hak savunucuları, KHK mağdurları, hukuk mücadelesinin önemli isimleri, kursiyer teğmenlerin yakınları, asker aileleri platformu temsilcileri, siyasal parti temsilcileri, sanatçılar, yazarlar ve yaşanan hukuksuzlukların izini yüreğinde taşıyan daha nice insan… 

Farklı hayatların, farklı öykülerin ve farklı mağduriyetlerin aynı sofrada buluştuğu anlamlı bir gün yaşandı.

Bu sofra yalnızca yemeklerin paylaşıldığı bir sofra değildi.

 

Acıların, umutların, özlemlerin, adalet arayışla…

 

Günyüzü sofrasında adalet, dayanışma ve toplumsal Barış çağrısı!

Adalet Dayanışması Platformu tarafından düzenlenen 6. Günyüzü Sofrası, adalet arayanların, hukuksuzluklara uğrayanların ve yarası başka bir yaraya dokunanların buluşma noktası oldu.

 

Gün yüzü sofrasında kimler yoktu ki!

Bir sofranın etrafında sadece insanlar değil; adalet özlemi, özgürlük umudu, dayanışma ve yıllardır sürdürülen hak mücadelesi buluştu.

 

Bu yıl 6’ncısı gerçekleştirilen Günyüzü Sofrası, farklı düşüncelerden, farklı mücadele alanlarından gelen insanların aynı sofrada yan yana geldiği anlamlı bir buluşmaya dönüştü.

Hak savunucuları, KHK mağdurları, hukuk mücadelesinin önemli isimleri, kursiyer teğmenlerin yakınları, asker aileleri platformu temsilcileri, siyasi parti temsilcileri, sanatçılar, yazarlar, gazeteciler ve yaşanan hukuksuzlukların izini yüreğinde taşıyan daha nice insan…

 

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkan Yardımcıları Mahfuz Güleryüz ve Yüksel Mutlu; Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Birol Aydın; Vicdan Vakfı Başkanı ve DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu; Yeşil Sol Parti Ankara Eş Sözcüsü Aydın Şimşek; Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi; Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl ve DEVA Partisi Adana İl Başkan Yardımcısı Ayhan Avcı bu anlamlı buluşmada yer aldı.

 

Hak mücadelesinin farklı alanlarında yıllardır emek veren isimler de Günyüzü Sofrası’nda bir aradaydı:

 

KHK’lı Platformları Birliği Sözcüsü Münir Korkmaz, Kocaeli KHK’lılar Platformu Sözcüsü Mesut Şahin, Adalet Dayanışması Platformu’ndan Aziz Akın Gülhan, Demokratik Alevi Dernekleri’nden Mustafa Karabudak ve 15 Temmuz Mağduru Asker Aileleri Platformu’ndan Mısra Gül.

 

İnsan hakları ve hukuk mücadelesinin değerli isimleri de sofranın önemli konukları arasındaydı:

 

HAK İnisiyatifi Derneği Başkanı Fatma Bostan Ünsal, Av. Hatice Yıldız, Dr. Levent Mazılıgüney, İnsan Hakları Gündemi Derneği Ankara Şubesi’nden Günal Kurşun, Şiddetsiz Toplum Derneği Başkanı Rıza Sümer ve Hisar Derneği Başkanı Yusuf Ziya Kıvanç…

 

Yazarlar, gazeteciler, sanatçılar ve farklı alanlardan emek verenler de bu büyük buluşmanın parçası oldu.

 

Yazar Şule Demirtaş, Yazar Mahmut Emin Avcı, Solfasol Gazetesi’nden Necdet Kılıç, KHK TV’den Ahmet Erkan ve Mustafa Esen, Sokak TV’den Atilla Yüceak, Zürafa PSM’den Veli Saçılık, İklim ve Enerji Uzmanı Önder Algedik, Vicdan Vakfı Fotoğraf Kulübü VİFOT’tan Uğur Karaduman ve Pir Sultan Abdal Derneği önceki dönem Genel Başkanı Gani Kaplan Günyüzü Sofrası’nda yer alan isimler arasındaydı.

 

Siyasetin farklı kanatlarından gelen isimlerin, hak savunucularının, hukukçuların, gazetecilerin, sanatçıların ve mağduriyetleri ortak bir hafızaya dönüşmüş insanların aynı sofrada buluşması, Günyüzü Sofrası’nın yalnızca bir yemek buluşması olmadığını bir kez daha gösterdi.

Bu sofra;

 

Unutmamanın, birbirine sahip çıkmanın, dayanışmanın ve adalet arayışını birlikte büyütmenin sofrasıydı.

Bu anlamlı buluşmanın gerçekleşmesinde büyük emek veren ev sahipleri Mehmet tombak ve ailesi, Günyüzü Etkinlik Koordinasyonu’nda Rana Kaya, Nurcan Gümüş ve Halil Takkabulan’a, etkinliğin gerçekleşmesine katkı sunan herkese ve özellikle hak mücadelesinin zor günlerinde insanların yanında duran değerli savunmanlara teşekkür etmek gerekiyor.

 

Günyüzü Sofrası’nın emektarları Av. Hatice Yıldız ve Dr. Levent Mazılıgüney başta olmak üzere, bu güzel buluşmaya emek veren, katkı sunan, yol arkadaşlığı yapan herkese yürekten teşekkürler.

Bazen bir sofranın etrafında kurulan gönül bağı, uzun uzun anlatılan cümlelerden çok daha güçlüdür.

Günyüzü Sofrası da işte böyle bir gönül ve dayanışma sofrası idi.

  

Farklı hayatların, farklı öykülerin ve farklı mağduriyetlerin aynı sofrada buluştuğu anlamlı bir gün yaşandı.

 

Bu sofra yalnızca yemeklerin paylaşıldığı bir sofra değildi.

 

Acıların, umutların, özlemlerin, adalet arayışlarının ve dayanışmanın paylaşıldığı bir sofraydı.

 

Mehmet Tonbak tarafından altı yıl önce daha küçük bir buluşma olarak başlatılan Günyüzü Sofrası, aradan geçen yıllar içerisinde büyüyerek adalet arayan mağdurların, KHK’lilerin, ailelerinin ve dostlarının buluştuğu önemli bir dayanışma alanına dönüştü.

 

Bu yıl altıncısı gerçekleştirilen buluşmaya farklı kentlerden gelen insanlar, yalnız olmadıklarını bir kez daha gösterdi.

 

Aradan yıllar geçmiş olsa da yaralar ne yazık ki kapanmadı.

 

15 Temmuz sonrasında yaşanan süreçte, çok sayıda insanın hayatı bir gecede altüst oldu. İnsanlar işlerinden edildi, aileleri dağıldı, ekonomik ve sosyal yaşamları ağır biçimde sarsıldı. Kimi uzun yıllar özgürlüğünden mahrum bırakıldı, kimi açlıkla, yoklukla ve ağır yaşam koşullarıyla mücadele etmek zorunda kaldı. Kimileri ise haklarında verilen kararların ve uygulanan işlemlerin hukuka uygun olmadığını savunarak yıllardır adalet aramaya devam ediyor.

Bugün Günyüzü Sofrası’nda buluşan insanların önemli bir ortak özelliği var:

 

Hiçbiri yaşadıklarını unutmuyor.

 

Unutmamak intikam istemek değildir.

 

Unutmamak, aynı acıların bir daha yaşanmaması için toplumsal hafızayı canlı tutmaktır.

 

Unutmamak, adaletin gecikmesinin yeni mağduriyetler yaratabileceğini anımsatmaktır.

 

Unutmamak, hukukun herkes için eşit olması gerektiğini savunmaktır.

 

Tam da bu nedenle Günyüzü Sofrası, geçmişin acılarını geleceğin umuduna dönüştürme çabasının önemli örneklerinden biridir.

Barış sadece bir kişinin ya da bir zümrenin özgürlüğü değildir!

 

Yaşadığımız, kin ve nefret dolu bu dünyada;

 

Bugünlerde ülkemizde sıkça barıştan söz ediliyor.

 

Elbette barış çok değerlidir.

 

Ancak gerçek ve kalıcı barış, yalnızca bir kişinin, bir topluluğun özgürlüğüyle sınırlı değildir. Bir kişinin geleceğini yeniden kurgulamakla da sağlanamaz.

  

Toplumsal barış;

 

Farklılıkları yok saymadan, ötekileştirmeden, hukuku herkese eşit uygulayarak, insanların birbirlerinin acılarını anlayabilmesi ve ortak bir yaşamı hoşgörü, adalet ve uzlaşı temelinde kurabilmesidir.

 

Bir kesimin acısını görmezden gelerek başka bir kesimi yüceltmek, toplumsal barışın zemini olamaz.

 

Dünün mağdurunu bugün yeniden ötekileştirmek;

 

Dün yapılan haksızlıkların başka biçimlerde devam etmesine yol açar.

 

Ötekileştirirken diğerlerini arşa çıkarmak ne hukuksal ne de ahlaksal açıdan kabul edilebilir.

 

Hukuk kişiye, kimliğe, düşünceye, inanca, siyasi tercihe ya da geçmişte yaşananlara göre değişmez.

 

Hukuk varsa herkes için vardır.

 

Adalet varsa herkes için adalettir.

 

Özgürlük varsa herkes için özgürlüktür.

 

Toplumsal barışın gerçek anlamı da tam burada başlar.

 

Bir sofra bir hafıza bir umut!

 

Günyüzü Sofrası'nda bir araya gelen insanların talebi aslında çok yalın:

Adalet

 

Kimse için ayrıcalık değil; Herkes için hukuk.

 

Kimseye üstünlük değil; Herkes için eşitlik.

 

Kimseye lütuf değil;

 

Herkes için özgür ve onurlu bir yaşam.

 

Bu nedenle Günyüzü Sofrası'nı yalnızca bir günlük buluşma olarak görmek eksik kalır.

  

Burası aynı zamanda yaşananların anlatıldığı, tanıklıkların gelecek kuşaklara aktarıldığı ve toplumsal hafızanın diri tutulduğu bir alan.

 

Biz de Sokak TV olarak, o günün tanıklığını belgelemek, yaşananları yarınlara taşımak ve bu buluşmayı toplumsal hafızada kalıcı bir kayıt haline getirmek amacıyla oradaydık.

 

Basın emekçisi olmak yalnızca bugünü haber yapmak değildir.

 

Basının görevi, bugünün tanıklığını yarının hafızasına emanet etmektir.

 

Günyüzü Sofrası da bize bir kez daha gösterdi ki;

 

Yaralar henüz kapanmamış olabilir.

 

Adalet arayışı henüz tamamlanmamış olabilir.

 

Ancak insanlar yine de bir araya gelebiliyor, birbirlerinin acılarına dokunabiliyor, dayanışmayı büyütebiliyor ve geleceğe dair umutlarını koruyabiliyor.

 

Belki de gerçek günyüzü, tam olarak burada başlıyor:

 

Kimsenin ötekileştirilmediği, hukukun herkes için eşit olduğu, adaletin kişiye göre değişmediği ve insanların birbirinin yarasına merhem olabildiği bir Türkiye'de…

 

Günyüzü Sofrası'nın çağrısı da tam olarak budur:

 

Adalet için, hukuk için, özgürlük için, insan onuru için ve gerçek bir toplumsal barış için dayanışmayı büyütmek.

 

İzleyelim mi!

 

https://www.youtube.com/watch?v=YqgeHD6GS84

 

Kocaeli Haberci Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları