
YENİ Parti’de Bagajını Yüklenen Gelmiş:
Eski hastalıklara devam mı?
Bir parti kurmak kolaydır.
Yeni bir isim koymak, yeni bir tabela asmak, yeni bir tüzük hazırlamak da olasıdır.
Asıl zor olan, eski siyasetin alışkanlıklarından kurtulmaktır
YENİ Parti üzerine günlerdir konuşuyor, yazıyor, tartışıyoruz. Delege seçimlerinde insanların birbirlerinin adlarının üzerini çizdirmesi, yeni üyelerin örgütlenmesine, il ve ilçe yönetimlerinden üyelerin söz ve karar hakkına kadar birçok başlığı gündeme getiriyoruz.
Bunu yaparken derdimiz hiçbir zaman bireyleri hedefe koymak olmadı. Bizlerin bireylerle bir kavgası yok.
Siyasi İkbal peşinde koşanları teşhir etmekte oyunumuzun borcu.
Bizim itirazımız;
Siyaseti dar kadrolara hapseden, kapalı kapılar ardında listeler hazırlayan, aynı isimleri ve aynı anlayışları yıllarca dolaşıma sokan, örgütü yalnızca seçim dönemlerinde anımsayan eski siyasal kültüre.
Ne acıdır ki bu gerçekleri dile getirdiğimizde, alışılmış düzenin konforunu bozduğumuz için hemen “Kötü”, “Huzur bozan” ya da “Kavgacı” ilan edilebiliyoruz.
Oysa bir partiye inanmak yalnızca alkışlamak değildir!
Yanlış gördüğümüzde konuşabilmek, soru sorabilmek ve itiraz edebilmek de partiye sahip çıkmaktır.
Yeni tabela, eski alışkanlıklar!
Bugün birçok ilçelerde ve illerde aynı yüzleri, aynı isimleri, aynı siyasal ilişkileri yeniden görmek, doğal olarak yeni bir tartışmayı beraberinde getiriyor.
“YENİ” diyorsak gerçekten neyi değiştirdik?
Sadece partinin adını mı?
Yoksa siyaset yapma biçimini de değiştirecek miyiz?
İlçe ve il yönetimlerinde daha fazla yeni yüz görmek; gençlerin, kadınların ve siyasete ilk kez adım atan insanların önünü açmak neden bu kadar zor olsun?
Eski üyelerin deneyimlerinden elbette yararlanılmalı.
Ancak deneyim, koltuğun sürekli aynı kişilerde kalmasının gerekçesi haline gelmemeli.
Sorun bir koltuğu kimin dolduracağı değil.
Sorun, siyasetin koltuk üzerinden kurulup kurulmayacağıdır.
Delege mi, gerçek üye iradesi mi?
Günlerdir delege sorununu konuşuyoruz.
Bizim açımızdan delegelik, örgütlü siyasetin öznesi değil, hukuksal bir zorunluluk olarak değerlendirilmelidir. Asıl güç gerçek üyedir.
Eğer ilçe başkanını üyeler belirleyecekse, il başkanını üyeler belirleyecekse, genel başkanın belirlenmesinde üyelerin iradesi esas olacaksa, o zaman siyasetin merkezine de üye iradesini koymak gerekir.
Öyleyse yine de “Kim delege olacak?”, “Listeyi kim hazırlayacak?”, “Kimin adamı yazılacak?” tartışmalarının içinde boğuluyorsak, değiştirmemiz gereken alışkanlığın tam da bu olduğunu görmek zorundayız.
Tek kişinin iradesine dayalı bir siyaset anlayışıyla, yalnızca isimleri değiştirerek yeni bir siyasal kültür oluşturulamaz.
Üyeye söz hakkı vermek, üyeyi gerçekten karar mekanizmasının merkezine koymakla anlam kazanır
Rahatsız olanlar olabilir!
Elbette eleştiriden rahatsız olanlar olabilir.
Katılmayanlar olabilir.
Bunların hepsini konuşabiliriz.
Ama eleştiren herkesi “Değişime karşı”, “Eskiyi isteyen” ya da “Bir yer kapmaya çalışan” kişi olarak görmek de doğru değildir.
Aynı şekilde, değişim adına yapılan her uygulamayı eleştirilemez kabul etmek de yeni siyaset kültürünün ruhuna aykırıdır.
Yaşam bizi öğretti ki değişim, eleştiriden korkmaz!
Tam tersine, eleştiriyle güçlenir.
YENİ Parti'yi kurmak, eski siyasi kültürden bir gecede kurtulduğumuz anlamına gelmiyor.
Yılların alışkanlıkları bir gecede değişmez.
İşte asıl tartışma ve asıl değişim gereksinimi burada başlıyor.
Kocaeli örneğinde olduğu gibi parti üyelerinin %40'ı yeni gelenler ve bu üyelerimiz,
yeni gelenler konuk değildir
YENİ Parti’ye siyasetin dışında duran insanların gelmesi, gençlerin ve kadınların siyasete katılması, yeni üyelerin örgütlü mücadeleye dahil olması önemli bir toplumsal enerjidir.
Bu enerjinin eski alışkanlıkların içinde kaybolmaması gerekiyor.
Yeni gelen hiçbir arkadaşımız kendisini örgütün kapısında “Konuk” gibi hissetmemeli.
Eski üyeler deneyimlerini getirsin!
Yeni üyeler heyecanlarını getirsin.
Gençler cesaretlerini getirsin.
Kadınların örgütlerde daha fazla söz sahibi olmasının önü açılsın.
Ve hep birlikte, kimsenin “Sen daha yenisin” denilerek siyasetin dışında bırakılmadığı bir örgüt kültürünü oluşturalım.
Siyaset birkaç bireyin eski delege ağalarının özel alanı değildir.
Örgüt, üyelerin ortak iradesidir.
Geri çekilmek yerine birlikte değiştirmek!
Bugün kimi arkadaşlarımızın “Eski alışkanlıklar devam ettiği için partiye gitmek istemiyorum” dediğini görüyoruz.
Bu duyguyu anlamak olası.
Ancak belki de tam bu noktada kendimize başka bir soru sormamız gerekiyor:
Değişmesini istediğimiz şeyleri değiştirmek için hep birlikte ne yapabiliriz?
Sahadan çekilmek yerine sahada kalmayı, susmak yerine konuşmayı, kişileri hedef almak yerine siyaset yapma biçimini tartışmayı tercih edebiliriz.
İtiraz edebiliriz.
Birlikte aday olabiliriz.
Birlikte adaylar çıkarabiliriz.
Oylarımızı özgür irademizle kullanabiliriz.
Örgütlenebilir, birbirimizi dinleyebilir ve ortak aklı büyütebiliriz.
Bütün bunları birbirimize talimat vermeden, birbirimizin üzerinde tahakküm kurmadan, yan yana ve omuz omuza yapabiliriz.
İyi biliyoruz ki YENİ, bize hazır teslim edilmeyecek.
YENİ’yi hep birlikte kuracağız.
Biz eskilerle kavga etmiyoruz.
Biz, eski siyaset yapma biçimiyle vedalaşmaya çalışıyoruz.
Biz koltuk istemiyoruz.
Adalet istiyoruz.
Ayrışma istemiyoruz.
Liyakat, şeffaflık ve ortak akıl istiyoruz.
Siyasetin birkaç kişinin karar verdiği kapalı odalardan çıkıp üyelerin, halkın ve sokağın içine taşınmasını istiyoruz.
Belki de bu yazının sonunda söylenecek en doğru cümle şu:
Partinin adı YENİ oldu.
Şimdi sıra siyaseti de YENİ’lemekte.