Atilla Yüceak
Atilla Yüceak

Çerçeve yasa"da samimiyet tartışması:

10 Ağustos 2026 Saat: 02:24
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu yazı 0 kez okunmuştur

Çerçeve yasa"da samimiyet tartışması:

İktidarın niyeti sorgulanırken Apo’cu mahallede agresif panik!

“Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra son yüzyılın en büyük devlet adamı Devlet Bahçeli’dir” gibi tartışmalı ve siyaseten yönlendirici bir ilan sonrası;

Türkiye’de uzun süredir gündemde olan “Çerçeve yasa” ve Kürt sorununun çözümüne ilişkin süreç, kamuoyunda giderek daha fazla şüphe ve tartışma üretmeye başlamıştır.

Daha tartışma yeni alevlenmişken, kumara niye işletmeceyi yapar artık emek hırsızlığından beslenmiş birinin bu anında piar edinme derdi ile yer almış, bugün ise kendisini bir anda bu sürecin “Savunucusu” ya da “Akıl vericisi” olarak konumlandıran kimi figürlerin sahneye çıkması dikkat çekicidir.

Bu kişilerin kullandığı dil, sergilediği refleksler ve sürece müdahil olma biçimleri;

Tartışmanın sağlıklı ilerlemesini engelleyen, hastalıklı provokatif bir zemine işaret etmektedir.

Bu noktada yalnızca iktidarın değil;

Kendisini bu sürecin doğal bileşeni olarak gören ve her fırsatta pozisyon almaya çalışan çevrelerin de samimiyeti sorgulanmalıdır. Özellikle dört ayaklı Cumhur İttifakı’nın bu süreçteki rolü kadar, “Apo’cu mahalle” olarak tarif edilen kesimlerin ani ve agresif tepkileri de dikkat çekmektedir. Ortaya çıkan bu panik hali, aslında sürecin arka planına dair önemli ipuçları vermektedir.

Eğer gerçekten kalıcı ve onurlu bir çözüm hedefleniyorsa, bunun yolu kapalı kapılar ardında yürütülen hesaplardan değil; açık, şeffaf ve cesur adımlardan geçer. Bu bağlamda geçmişte dile getirilen “Abdullah Öcalan’ın Meclis’te konuşması” önerisi yeniden tartışmaya açılmalıdır.

Toplumun önünde, herkesin gözü önünde yapılacak bir yüzleşme ve tartışma, ardından da bu sorunun kamuoyunda referanduma götürmesiyle yıllardır kangren haline gelen bu sorunun çözümünde önemli bir eşik olabilir.

Çünkü gerçek bir barış iradesi, risk almadan olası değildir. Eğer barışa inanılıyorsa, bu inanç yalnızca söylemde kalmamalı;

Siyasal bedelleri de göze alarak pratiğe dökülmelidir. Tartışmaları uzatmak, sorunu sürekli dolaylı yollarla gündemde tutmak, çözümden çok oyalama stratejisine işaret eder.

Bugün gelinen noktada geniş bir kesim, iktidarın temel amacının çözüm üretmekten ziyade siyasal hedeflere ulaşmak olduğu kanaatindedir. Bu hedeflerin başında anayasa değişikliği gelmektedir.

Özellikle Kürt seçmenin desteğini almak için bu sürecin araçsallaştırıldığı yönündeki değerlendirmeler, kamuoyunda ciddi karşılık bulmaktadır.

Dahası, anayasa değişikliği üzerinden mevcut politikaların sürdürülmek istendiği gerçeği artık gizlenemeyecek kadar açıktır.

Öte yandan, yıllardır kendisini “Devrimci”, “Sosyalist” olarak pazarlayan, tanımlayan kimi revizyonist çevrelerin tutumu da ayrı bir tartışma konusudur.

Başkalarının hayatı ile kumar oynamayı seven, oynatan, 12 Eylül faşist askeri darbe döneminde askere kaçıp o dönemin zulmünden çaktırmadan sıyrılan, ömrü hayatında bir gün gözaltına alınmayan, bir gün tutuklanmayan;

Kendi dar ideolojik alanlarının dışındaki hiçbir acıya, hiçbir kayba duyarlılık göstermeyenlerin;

Sorun kendi dar politik ajandalarına geldiğinde sergiledikleri yüksek sesli refleksler toplum nezdinde inandırıcılığını yitirmiştir.

Bugün gelinen noktada, bir kişinin iki dudağı arasından çıkacak olanlar üzerinden tüm bir toplumu rehin alan bir siyasal dilin, küresel güç dengeleriyle uyumlu biçimde hareket ederek Türkiye’deki birçok yapıyı etkisizleştirdiği yönünde ciddi eleştiriler bulunmaktadır.

Bu süreçte, kendi alanını terk ederek, dükkanlarını kapatarak kendilerine gidecek köy bırakmayan ve bu çizgiye eklemlenen yapıların içine düştüğü açmaz da giderek görünür hale gelmektedir. Artık geri dönecekleri bir zemin kalmadığı için daha sert, daha agresif ve daha panik ve kumar refleksleri göstermeleri bu yüzden şaşırtıcı değildir.

Sonuç olarak;

Hem iktidarın hem de bu sürecin etrafında kümelenen tüm yapıların samimiyeti sorgulanmak zorundadır. Gerçek bir çözüm; toplumun tüm kesimlerini kapsayan, kimseyi dışlamayan ve hiçbir ideolojik dayatmaya teslim olmayan bir anlayışla olasıdır. Aksi halde “Çerçeve yasa” adı altında yürütülen tartışmalar, yalnızca yeni krizlerin ve yeni kutuplaşmaların kapısını aralayacaktır.

Toplum artık sözden çok eylem görmek istemektedir. Samimiyetin ölçüsü de tam olarak burada ortaya çıkacaktır.

 

 

Kocaeli Haberci Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları