Atilla Yüceak
Atilla Yüceak

Apo’cu mahalle ne derse desin:

8 Ağustos 2026 Saat: 22:47
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu yazı 0 kez okunmuştur

Bugün Kürtler için yalnızca savunmacı bir pozisyon almak artık yeterli değildir!

Tarihin bu eşiğinde edilgen kalmak, sadece mevcut çıkmazları yeniden üretmek anlamına gelir. Oysa gereksinim duyulan şey, geçmişin tekrarından ibaret olmayan;

Cesur, kurucu ve dönüştürücü bir siyasal iradenin ortaya konulmasıdır.

Derin yapılarla temas etmiş, kişiselleşmiş ve zaman içinde halkın iradesini gölgeleyen yaklaşımların ötesine geçmek zorunludur. Yıllar boyunca Kürt halkının evlatlarını ağır bedellerle karşı karşıya bırakan, onları bir çıkmazın içine hapseden anlayışlarla hesaplaşmadan yeni bir yol açılamaz. Bu nedenle sorun, sadece bir politik hat değişikliği değil; Köklü bir zihniyet dönüşümüdür.

Artık silah merkezli değil toplum merkezli bir siyaset inşa edilmelidir. Lider merkezli değil, kurumsallaşmış ve kolektif akla dayanan bir yapı oluşturulmalıdır. Dogmaların değil eleştirel düşüncenin, korkunun değil hakkın ve özgürlüğün belirleyici olduğu bir siyasal kültür yaratılmalıdır.

Gerçek güç, bireylerin değil halkın örgütlü ve bilinçli iradesinden doğar.

Geçmişin acıları ve travmaları elbette yok sayılamaz;

Ancak onlara hapsolmak da bir o kadar tehlikelidir. Tarih bilinci, sadece acıları hatırlamak değil, o acılardan ders çıkararak geleceği kurabilme yeteneğidir. Bu nedenle Kürt siyasetinin önünde duran en büyük görev, geçmişi yük olmaktan çıkarıp geleceğin kurucu dinamiğine dönüştürmektir.

Bugün gelinen noktada Kürt sorununun gerçek sınavı da tam olarak budur. Kendi öznesi olabilen bir halk mı ortaya çıkacak, yoksa başkalarının belirlediği sınırlar içinde hareket eden bir toplumsal yapıda mı kalınacak?

Tarih sahnesinden çekilmenin en kesin biçimi, bir halkın fiziksel olarak yok edilmesi değildir. Asıl yok oluş, kendi hikayesini başkasının diliyle anlatmaya başladığı anda başlar.

Bu yüzden Kürtlerin bugün her şeyden önce kendi tarihsel hafızasını yeniden kurması gerekmektedir. Dilini, kültürünü ve siyasal düşüncesini yeniden üretmesi;

Kendi hakikatini başkalarının kavramlarıyla değil, kendi kavrayışıyla ifade etmesi hayati önemdedir. Bu, sadece bir kimlik meselesi değil; aynı zamanda varoluşsal bir mücadeledir.

Öte yandan küresel oligarşik sermayenin bölge üzerindeki etkisi ve yönlendirmeleri de göz ardı edilemez.

Silahların susması, belirli bir dönemin kapanışı olarak görülebilir;

Ancak bu durum kendi başına bir çözüm değildir. Üstelik çoğu zaman bu “Suskunluk”, yalnızca sömürgeci devletle kurulan yeni dengelerin bir sonucu olarak sunulmaktadır ve bu yönüyle oldukça muğlaktır.

Gerçek başlangıç, silahların susmasından sonra neyin inşa edileceğiyle ilgilidir. Eğer bu süreç, halkın kendi iradesini kurduğu, kendi sözünü söylediği ve kendi geleceğini belirlediği bir döneme evrilmez ise;

Yaşananlar sadece bir ara dönem olarak kalacaktır

Bu nedenle asıl mesele, Kürtlerin kendi tarihinin öznesi durumuna gelebilmesidir. Kendi kararlarını kendisinin aldığı, kendi siyasetini kendisinin ürettiği ve kendi geleceğini kendisinin kurduğu bir toplumsal bilinç yaratılmadan hiçbir çözüm kalıcı olmayacaktır.

 

Yeni dönem, ancak bu bilinçle başlayacaktır.

 

Bu başlangıç, yalnızca Kürtler için değil;

 

Bölgedeki tüm halklar için daha adil, daha özgür ve daha eşitlikçi bir geleceğin de kapısını aralayacaktır.

 

 

Kocaeli Haberci Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları