
Kars’ta Fabrika Kurmaktan Önce Kars Markasını Kurmalıyız
Gökhan Türkeş Öngel’in Kars için ortaya koyduğu vizyonu okudum. Özellikle “önce kendimiz yatırım yapacağız, sonra yatırımcıya Kars’a gel diyeceğiz” yaklaşımını çok değerli buluyorum.
Ancak ben meseleyi biraz farklı bir yerden görüyorum.
Kars’a yatırım yapmak başka şeydir, Kars’ın potansiyeline yatırım yapmak başka şey.
Kars’ta her türlü sanayi üretiminin rasyonel olduğunu düşünmüyorum.
Bunun çok basit ekonomik sebepleri var.
Kars'ın iklimi ağır. Kış şartlarında üretim tesislerinin ısıtılması başlı başına önemli bir maliyet. Ulaşımda kar, buz, don ve sis ciddi riskler oluşturuyor. Hammaddenin taşınması, depolanması ve korunması da aynı şekilde maliyet ve planlama gerektiriyor.
Dolayısıyla Kars’ta “her şeyi üretelim, fabrika kuralım” anlayışı yerine, hangi ürünün Kars’ta üretilmesinin gerçekten ekonomik ve sürdürülebilir olduğunu hesaplamak gerekiyor.
Ama işte tam burada Kars'ın çok büyük bir avantajı ortaya çıkıyor.
Kars'ın fabrikası zaten var: Coğrafyası
Kars'ın sahip olduğu en büyük ekonomik değerlerden biri, başka şehirlerde kolayca taklit edilemeyecek doğal ve kültürel üretim altyapısıdır.
Kars'ın hayvancılığı...
Kars kazı...
Kars kaşarı...
Kars balı...
Dağ kekiği...
Evelik...
Tarhun...
Kuşburnu...
Eğrişte...
Kurutmalıklar...
Kavurma...
Sucuk...
Ve daha sayamadığımız onlarca yerel ürün.
İşte benim asıl yatırım potansiyelini gördüğüm alan burası.
Fakat burada da çok önemli bir şart var:
Hile yapmadan.
Adana'dan, Balıkesir'den veya başka bir şehirden kaz getirip Kars'ta keserek “Kars kazı” diye satmayacağız.
Başka yerden süt getirip Kars kaşarı üretip sonra Kars'ın adını kullanmayacağız.
Kaşara ne olduğu belirsiz katkılar katıp maliyeti düşürmeye çalışmayacağız.
Arıya mısır şurubu verip sonra dünyanın karşısına “Kars balı” diye çıkmayacağız.
Çünkü marka böyle kurulmaz.
Dünya markası olmak istiyorsak önce kendimizi denetlemeliyiz
Bugün dünyanın büyük markaları sadece ürün satmıyor.
Güven satıyor.
Bir insan dünyanın herhangi bir yerinde “Kars” adını gördüğünde, bunun kaliteli ve güvenilir bir ürün olduğunu bilmelidir.
Bunun yolu da çok üretmekten geçmiyor.
Kaliteli üretmekten geçiyor.
Hatta bazen az üretmek, çok üretmekten daha değerlidir.
Bir kilogram Kars ürününü ucuza satmak yerine, kalite standardı sayesinde aynı ürünü dünya pazarında çok daha yüksek değere satabiliyorsak, işte o zaman gerçek bir ekonomik değer yaratmış oluruz.
Kars'ın ihtiyacı belki de binlerce ton standart dışı ürün değil.
Dünyanın aradığı kaliteli ve güvenilir ürünlerdir.
Bunun yolu köylerden geçiyor
Kars'ın gerçek markasını oluşturacaksak işe köylerden başlamamız gerekiyor.
Sütü kapı kapı toplayacağız.
Ama süte su katan üreticiden bir daha süt almayacağız.
Fakat bunun karşılığında üreticinin kaliteli sütüne de gerçek değerini vereceğiz.
Çünkü üreticiye hakkını ödemezseniz, kalite bekleyemezsiniz.
“Ucuza alayım ama kaliteli olsun” anlayışıyla marka oluşturulamaz.
Kaliteli üreticiyi ödüllendireceğiz.
Hile yapanı sistemin dışına çıkaracağız.
Mandıralara standart getireceğiz.
Üretim süreçlerini denetleyeceğiz.
Ürünün nereden geldiğini, nasıl üretildiğini, hangi hammaddenin kullanıldığını takip edeceğiz.
Ve Kars'ın adını kullanan herkesin aynı kalite standardına uymasını sağlayacağız.
Coğrafi işaret tabeladan ibaret olmamalı
Kars'ın coğrafi işaretli ürünleri bizim için çok büyük bir fırsat.
Ama coğrafi işaret almak tek başına yetmez.
Asıl mesele, o işaretin arkasındaki standardı korumaktır.
Kars kaşarı gerçekten Kars'ın sütünden ve belirlenen standartlarda üretiliyor mu?
Kars balı gerçekten Kars'ın doğal üretim koşullarını taşıyor mu?
Kars kazı gerçekten Kars'ta yetiştiriliyor mu?
Ürünün içine başka şeyler karıştırılıyor mu?
Bütün bunların cevabını denetim sistemi vermeli.
Çünkü Kars markasının en büyük düşmanı rakip şehirler değil, Kars'ın adını kullanarak kalitesiz ürün üretenlerdir.
Bir kere tüketicinin güvenini kaybettiniz mi, yıllarca kurduğunuz markayı birkaç ayda yok edebilirsiniz.
Kars'ın geleceği “çok üretmek” değil, “çok değer üretmek” olmalı
Ben Kars'ın önüne şöyle bir hedef koyardım:
Her ürünü üretmeye çalışmayalım.
Kars'ın üretebileceği en kaliteli ürünleri bulalım.
Sonra o ürünlerin standardını belirleyelim.
Üreticiyi eğitelim.
Üreticinin emeğinin karşılığını verelim.
Sıkı denetleyelim.
Coğrafi işaretleri güçlendirelim.
Ambalajından lojistiğine kadar dünyaya uygun hale getirelim.
Ve sonunda Kars'ın adını bir şehir isminden çıkarıp uluslararası bir kalite markasına dönüştürelim.
İşte o zaman Kars'tan dünyaya açılabiliriz.
Gökhan Bey'in yaptığı çağrı bu yüzden önemli
Ben yaklaşık 15 yıl önce Kars'a giderek benzer meseleleri anlatmaya, çeşitli kurumlarla bu konuları konuşmaya çalışmıştım.
Ne valiliğin, ne özel idarenin ne de diğer kurumların anlattığım meselenin önemini tam olarak kavradığını gördüm.
Bugün başka insanların da aynı potansiyele dikkat çektiğini görmek beni memnun ediyor.
Belki de artık Kars'ın kaderini konuşmak yerine, Kars'ın ekonomik modelini konuşmanın zamanı gelmiştir.
Gökhan Bey'in “Karslı yatırımcı memleketine dönsün, Karslı olmayan yatırımcı da Kars'ın potansiyelini görüp gelsin” düşüncesine katılıyorum.
Ama yatırımcıya sadece “Kars'a gel” demek yetmez.
Ona şunu göstermek gerekir:
Burada gerçek hammadde var.
Burada eşsiz ürünler var.
Burada marka oluşturulabilecek bir coğrafya var.
Burada kalite standardı oluşturulabilir.
Ve en önemlisi;
Burada kurduğunuz marka, Kars'ın adıyla birlikte büyüyebilir.
Benim hayalim Kars'ın her yere fabrika kurması değil.
Kars'ın her yerde marka olması.
Kars kazı denildiğinde kalite...
Kars kaşarı denildiğinde güven...
Kars balı denildiğinde doğallık...
Kars'ın otu, peyniri, eti, kurutması denildiğinde belirli bir standart...
Ve dünyanın herhangi bir ülkesindeki tüketici “Kars” adını gördüğünde bunun ucuz bir ürün değil, kaliteli bir ürünün garantisi olduğunu düşünmeli.
Bunun için önce kendimizi kandırmayı bırakmamız gerekiyor.
Hileyle, hurdayla, katkıyla, başka şehirden getirip Kars'ta paketleyerek marka olunmaz.
Kars'ın adını kullanıyorsak Kars'ın hakkını vermek zorundayız.
Gökhan Bey'in ortaya koyduğu vizyonun bu tarafını özellikle önemsiyorum.
Belki bundan sonraki adım, Kars'ta bu vizyona sahip insanları bir araya getirecek bir girişim oluşturmak.
Üreticiyi, yatırımcıyı, sanayiciyi, akademisyeni ve kamu kurumlarını aynı masada buluşturmak.
Benim böyle bir çalışmaya katkım olursa, elimden ne geliyorsa yapmaya hazırım.
Çünkü mesele sadece Kars'a yatırım yapmak değil.
Kars'ın adını dünyada bir kalite markasına dönüştürmek.
Ve bunun için önce çok üretmeye değil;
doğru üretmeye, kaliteli üretmeye ve dürüst üretmeye ihtiyacımız var.
Gökhan Bey'e bu yolda kolaylıklar diliyorum.
Bir katkımız olursa, bir desteğimiz gerekirse başımızın üstüne.
Çünkü Kars'ın kazanması, Karslı'nın kazanmasıdır.
Ama daha önemlisi;
Kars'ın adının değer kazanmasıdır.