
Bazı İnsanların Ölüm Haberini Alınca Geçmişe Dönersiniz
Bugün gazeteci arkadaşım Ali Çınar’ın vefat ettiğini öğrendim.
İnsan bazı ölüm haberlerini duyduğunda, ölen kişinin kendisiyle ilgili hatıraları da beraberinde gelir. Ali Çınar’ın ölüm haberi de beni 1999 Marmara Depremi’ne götürdü.
Ali ile depremden sonra tanışmıştık.
Devletin kurduğu konteyner kentte kalıyordu. Elektrik sobasıyla ısındıkları için sürekli kablolar yanıyormuş. O dönem İstanbul’dan hayırsever iş insanlarının getirdiği elektrik malzemeleriyle depremzedelere ücretsiz elektrik hizmeti vermeye çalışıyordum.
Ali ile tanışmamız da böyle oldu.
Bir elektrik arızası vesilesiyle tanıştık, sonra arkadaş olduk.
Öyle yıllarca her gün görüşen, birbirinin evinden çıkmayan insanlar değildik. Hayat bizi farklı yerlere savurdu. Herkes kendi telaşına düştü.
Ama insanın hayatında bazı karşılaşmalar vardır; üzerinden yıllar geçse de nerede ve nasıl tanıştığınızı unutmazsınız.
Ali de benim için böyle bir arkadaştı.
Bugün ölüm haberini aldığımda bir başka şey daha düşündüm.
Biz hayatta olan insanlara da bazen yetişemiyoruz.
Bizim ailede yaşlı ve hasta çok. Hastane mesailerim oldukça fazla. Günlük hayatın sorumlulukları derken dostları, arkadaşları, çevremizdeki insanları ihmal ediyoruz.
Kimi gönül koyuyor.
Kimi anlayış gösteriyor.
Kimi de hiçbir şey söylemeden mesafe koyuyor.
Araya soğukluk giriyor.
Bazen “Bir ara ararım” diyoruz.
“İlk fırsatta görüşürüz” diyoruz.
Ama o fırsat her zaman gelmiyor.
Ali’nin hastanede yattığını bilmiyorduk.
Bilseydik belki arardık.
Belki ziyaretine giderdik.
Belki birkaç dakika oturup eski günlerden konuşurduk.
Bunu bilemeyeceğiz.
Çünkü ölüm, insanın bütün “sonra”larını elinden alıyor.
Bugün geriye dönüp baktığımda Ali ile ilk tanıştığımız o konteyner kent geliyor aklıma.
Depremin yıkıntıları arasında kurulmuş bir hayat…
Elektrik sobasıyla ısınmaya çalışan insanlar…
Yanan kablolar…
İstanbul’dan getirilen elektrik malzemeleri…
Ve o günlerde tanıştığım Ali Çınar.
Hayat böyle.
İnsanlar bir dönem hayatımıza giriyor, sonra zaman, iş, güç, aile ve başka meseleler araya giriyor.
Görüşemiyoruz.
Arayamıyoruz.
Bazen de farkına varmadan birbirimizden uzaklaşıyoruz.
Ama bir ölüm haberi geldiğinde insan geçmişteki o insanları yeniden hatırlıyor.
Ali Çınar’ı da bugün böyle hatırladım.
Ailesine, yakınlarına, meslektaşlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.
Allah sabır versin.
Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.
Ali, yolun açık olsun.
Seni 1999’un o zor günlerinde tanıdım.
O günlerden kalan bir arkadaşlık hatırası olarak hep hatırlayacağım.
Işıklar içinde uyu.