
Eskiler “Emanet, sahibine zarar vermez” derdi.
Yeddi Eminen’de Büyük Soygun: Devletin Emaneti Nasıl Çalınıyor?
Eskiler “Emanet, sahibine zarar vermez” derdi.
Ama bu ülkede “Yeddi Eminen” denilen o meşhur otoparklar, artık devletin emanetini bile koruyamaz hale geldi. Çünkü işin içinde öyle bir düzen kurulmuş ki, adeta bir “resmî hırsızlık zinciri” gibi çalışıyor.
Çekilen her araç, her tekne, her taşıt… Devlet adına oraya konuluyor, yani aslında milletin malı korunmak üzere teslim ediliyor. Ama sonra ne oluyor?
Araç geliyor, önce değerine bakılıyor. “Ederi yüksekse” gözler parlıyor. Ardından işte orada başlıyor çarkın dönmesi… Elektronik beyin sökülüyor, motor aksamı bir kenara alınıyor, önemli parçalar sistemli biçimde yok ediliyor. Araç bir anda değersiz hale getiriliyor.
Ve sıra geliyor ihaleye…
Eksik parçaları gören alıcı elbette geri çekiliyor.
O aracı kimse almak istemiyor.
Sonra devreye o meşhur ekip giriyor: “Biz alırız” diyorlar.
Komik rakamlara kapatıyorlar, sonra o sakladıkları parçaları yerine takıp araçları uçuk fiyatlara satıyorlar.
Devlet mi? Olan yine devlete oluyor!
Emanet edilen malı koruyamayan, denetimi kuramayan, sistemin açıklarını kapatmayan devlet, kendi malına hırsızlık yapılmasına seyirci kalıyor.
Peki, bu bilinmiyor mu?
Elbette biliniyor!
Ama ses çıkaran yok.
Çünkü işin içinde her kademeden “dokunulmaz” insanlar var.
Bir kısmı siyasetle, bir kısmı bürokrasiyle bağlantılı…
Bu işin derinliği, bir otopark kapısının çok ötesinde.
Bir düşünün…
Devlet milyonlarca liralık aracı bir otoparka koyuyor ama o aracın ne durumda olduğunu elektronik olarak kayda geçirmiyor!
Fotoğrafı yok, kamerası yok, barkodu yok.
Yani “emaneti teslim ettim” demekle yetiniyor.
Sonra aylar geçiyor, araç çürümüş, parçaları eksik, değeri düşmüş.
Vatandaş hakkını aramak istese delil yok, sistemde kayıt yok.
Böyle devlet yönetimi olur mu?
Böyle emanet korunur mu?
Bir ülke, sadece sınırlarını değil, adaletini ve güvenini de koruyarak güçlü olur.
O yüzden bu mesele, basit bir otopark meselesi değil; devletin güvenlik ve denetim kapasitesini gösteren bir turnusol kâğıdıdır.
Yeddi Eminen depolarında olan biten, aslında Türkiye’nin “bürokratik çürüme” fotoğrafıdır.
Ama bu fotoğrafı değiştirmek elimizde.
Devlet derhal harekete geçmelidir:
Her araç elektronik olarak kayıt altına alınmalı,
Depolara 7/24 kamera sistemi kurulmalı,
Bağımsız denetim mekanizması oluşturulmalı,
İhaleler şeffaf ve kamuya açık yapılmalı,
Sorumlular hakkında caydırıcı cezalar uygulanmalıdır.
Bunlar yapılmazsa, bu düzen bitmez.
Yarın başka bir araç, başka bir tekne, başka bir kamyon aynı kaderi yaşar.
Ve her seferinde aynı soru sorulur:
“Devlet bu soygunu nasıl görmüyor?”
Cevap basit:
Görüyor ama dokunamıyor!
Yeddi Eminen depolarında dönen bu büyük vurgun, sadece birkaç kişinin değil, bir sistemin ayıbıdır.
Emaneti koruyamayan devlet, aslında kendine ihanet eder.
O yüzden mesele bir otopark meselesi değil, bir “devlet ciddiyeti” meselesidir.
Unutmayalım, emanet kutsaldır.
Emanete ihanet eden sadece hırsız değil, o hırsızlığa göz yuman da suçludur.