
Genelde millet olarak kolay “çıldıran” bir toplum değiliz. Hoşgörü, anlayış ve empati bizim milletimizin genetik kodlarına işlenmiş değerlerdir. Türk milleti, sabırla, vakar içinde, sonuna kadar devletine ve milletine sahip çıkar. Ancak bazen öyle bir an gelir ki, sabır taşar, tarih yeniden yazılır. İşte o noktaya doğru yaklaşıyoruz.
Son günlerde yaşanan gelişmeler Türk milletinin damarına dokunmuştur. Milletimizin vicdanı, adalet terazisini sarsan söylem ve girişimlerle yeniden harekete geçmiştir.
Evelsi akşam, Eskişehir Emniyet Müdürlüğü’nde görevli bir trafik polisi olan Onur Şener, sokakta yaptığı konuşmada Terörist başı, bebek katili Abdullah Öcalan ve “Terörsüz Türkiye / çözüm süreci” adıyla gündemde olan görüşmeleri yüksek sesle eleştirdi; “Öcalan’a ‘sayın’ deme yarışına girenler kaybeder, Türk milleti daima kazanır. Bu ülke kolay kurulmadı.” ifadelerini kullandı.
Polis memuru, bu sözlerinin ardından görevden uzaklaştırıldı.
Bu olay, adeta milyonların ortak sesi hâline gelen endişe ve tepkinin — sessizlikten çıkan yankının — küçücük bir göstergesidir.
Hasan Tahsin’in ilk kurşunuyla başlayan direniş ruhu, Sütçü İmam’ın iman dolu yüreğiyle Anadolu’ya yayılmıştı. Bugün aynı ruh yeniden yeşeriyor. Çünkü Türk milleti, vatanına, bayrağına, cumhuriyetine yönelen her tehdide karşı bin yıldır aynı refleksi göstermektedir. O refleksin adı: Milli şuuru koruma içgüdüsüdür.
Ve bir başka dikkat çekici gelişme: 27 Aralık 2025'te yapılacak olan Kuvayi Türkiye olarak kendisini ifade eden sivil ve bağımsız bir topluluğun “Anıtkabir Buluşması”. tüm halkı saat 14.00’te Anıtkabir’de buluşmaya — “Ata’mızın huzurunda bir araya gelmeye, ortak ses vermeye” — davet etti.
Her kesimden — emekli askerlerden öğrencilere, STK’lardan esnafa kadar — çağrıya ilgi büyüyor görülüyor. Bu buluşma yalnızca bir toplantı değil; bir uyarı, bir uyanış, bir milli şuura dönüşme potansiyeli taşıyor.
Görünen o ki Türk milleti yeniden silkeleniyor. Yıllardır üzerine serpilen uyuşukluğu atıyor. Bu millet, öyle sanıldığı gibi her şeye kayıtsız değil. Sessiz kalmak, tepkisiz olmak değildir. Türk milleti, sabrının sonuna geldiğinde sessizliğini tarihe çevirmesini bilir. Bugün yaşadığımız da tam budur.
Devletine düşman, milletine sırt çevirmiş anlayışlar, Türk’ün sabrını sınamamalıdır. Çünkü Türk sabreder, bekler, fakat sonunda ayağa kalktığında önünde hiçbir engel duramaz.
O yüzden evet, Türkler yeniden sahnede!
Ve evet, Türkler çıldırıyor!
Ama bu öfke, yıkmak için değil, yeniden inşa etmek içindir. Bu coşku, intikam için değil, adalet ve bağımsızlık içindir. Çünkü bu toprakların mayası, bin yıldır aynı: Vatanı için çıldıran Türk milleti!