

Siyaset, özü itibarıyla toplumsal bir inşadır; güvene, samimiyete ve halkın iradesine dayandığı sürece bir anlam ifade eder. Ancak son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi Tarihi'nin ve siyasi geleneklerinin geldiği nokta, trajikomik bir tiyatro sahnesini aratmıyor. Özgür Özel ve ekibinin, CHP içerisindeki tıkanıklıklara ve değişmeyen vesayet odaklarına karşı bayrak açarak YENİ Parti çatısı altında yola devam etme kararı alması, Türk siyasetinde köklü bir kırılmanın miladı oldu.
Peki, bu tarihsel kopuşun hemen ardından geride kalanlar ne yaptı?
Mahkeme kararlarıyla partinin başına tutunmaya çalışan, hukuki ve siyasi meşruiyetini yitirmiş yapıların ("butlancılar" zihniyetinin) sergilediği manzara, tablonun veçhesini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. İstanbul Sarıyer’deki Rauf Denktaş Kültür Merkezi’nde düzenlenen o meşhur "üye katılım" töreni, Butlancı siyasetin Üyelerden ne kadar kopuk olduğunun, daha doğrusu CHP Üyelerin artık bu atanmış yönetime sırtını döndüğünün en net kanıtıydı.
950 Liralık Demokrasi ve Kiralık Kalabalıklar
BirGün Gazetesinin Haber metnindeki detaylar, siyasi bir trajedinin senaryosu gibi: Mecidiyeköy’deki bir AVM önünde toplanan 20 servis aracıyla taşınan yüzlerce insan, sırf salonlar boş kalmasın, kameralara "yoğun katılım" illüzyonu verilebilsin diye kişi başı 950 TL karşılığında "figüran" olarak sahneye sürülmüş.
Düşünebiliyor musunuz? "Halkın umudu" sloganlarının atılması için kulis arkasında prova yapılan, el işaretleriyle alkış komutlarının verildiği, hatta figüranların arasına yerleştirilen direktörlerin bayrak sallatıp slogan attırdığı bir siyasi tören... Kimi konferans sandığı için gelmiş, kimi geçim derdiyle 950 liranın peşine düşmüş, kimi de "Ben İmamoğlucuyum, paramı alır giderim" diyerek bu sahte kurgunun sadece ekonomik bir aktörü olmuş. Konuşmalar sürerken tuvalete çıkmanın bile yasaklandığı, 3 saat boyunca mahkum gibi koltuklarda tutulan o "üyeler", aslında bu zihniyetin koca bir mizansenden ibaret olduğunu yüzlere haykırıyordu.
Butlancılığın Siyasetsizliği ve Hükmünü Yitiren Vesayet
Özgür Özel ve arkadaşlarının partiden ayrılarak yeni bir yola çıkma cesareti göstermesi, tam da bu Butlancı ve atanmış, çürümüş, köhne ve koltuktan kalkmayı bilmeyen anlayışa verilmiş en büyük yanıttır. Halkın gerçek sorunlarından işsizlikten, yoksulluktan, geleceksizlikten kopmuş; iktidarı değiştirmek yerine parti içi koltukları korumayı kural edinmiş bu zihniyet, bugün kendi gerçeğiyle yüzleşmektedir.
Halkı kucaklayamayanlar, parayla tutulan cast ajansı figüranlarıyla salon doldurmaya çalışır. Gerçek bir kitle desteğinden mahrum kalanlar, arka bahçede slogan provaları yaptırarak kendi kendilerini kandırırlar. Gürsel Tekin kürsüden "Yalan dolan söyleyenlerden uzak durun" çağrısı yaparken, salondakilerin ceplerindeki 950 lirayı ve bu düzenin ta kendisini sorguluyor olması, trajedinin en acı tablosudur.
Perde Kapanıyor
Siyaset mühendislikleriyle, mahkeme koridorlarından çıkan zorlama kararlarla (mutlak butlan vesairesiyle) bir yere varılamayacağı tescillenmiştir. Parayla tutulan figüranlar alkışlayabilir, kürsü önündeki direktörler bayrak sallatabilir; ancak bu ne bir inanç üretir ne de umut yaratır.
Özgür Özel ve ekibinin öncülük ettiği yeni siyasi hareket, bu sahte dekorları, kiralık kalabalıkları ve köhne siyaset tarzını tarihin çöp sepetine atmak için bir fırsattır. Butlancılar ise ne yazık ki kendi kurdukları bu yapay sahnede, parayla satın alınmış 3 saatlik alkışların arasında yalnızlaşmaya ve tarihe ibretlik bir sahne olarak kazınmaya mahkûmdur.
Perde kapanmıştır. Seyirci de, figüranlar da gerçeği görmektedir. Siyasetin artık parayla, kurguyla ve sahte rozet törenleriyle icra edilemeyeceği, bu ibretlik günün not defterine adeta siyah harflerle yazılmıştır.