
Maduro’nun ABD tarafından yatak odasından alınarak götürülmesi, birçok ülke için ibretle izlenmesi gereken bir olaydır.
Maduro kendi ülkesinde anti demokratik bir uygulama içinde olmakla birlikte, halkın desteğiyle iktidara gelmiş birisidir.
Demokrasilerde, (tabi doğru uygulanırsa) onu oraya getiren halk, oradan götürebilmelidir.
Eğer güçlü bir ülke, bir başka ülkenin liderini işine gelmediği gerekçesiyle yaka paça alabiliyorsa, bunun adı korsanlıktır.
ABD bunu kendine hak görüyorsa, diğer ülkeler de benzer şekilde hak görüp aynı şeyi yapabilirler.
Ne yazık ki, hızla dünya bu yöne doğru gidiyor.
Esasen bu durumun, tüm ülkeler tarafından ciddi şekilde değerlendirilmesi, en üst düzeyde tepki verilmesi ve ABD’nin kınanması beklenirken, birkaç ülke dışında sessizlik hâkim.
Daha da ilginci, Venezuela halkının bir bölümü olayı bayram şenliği gibi sokaklarda kutlamaktadır.
Ülkelerinin Cumhurbaşkanı yatak odasından onursuzca kaçırılmış, bunun coşkulu şekilde kutlamasını yapıyorlar.
Bu durum şunu gösteriyor. Bir ülkede birbirine kin ve nefret besleyen taraflar oluşturulması bu durumun nedeni olabilir.
Demek ki, toplum bu duruma getirilmişse, devlet başkanı onursuzca kaçırılmış olsa bile, ulusal onur ve çıkarlar bir yana itilerek kin ve nefret, tatmin yolu olarak seçilebiliyor.
Bence ülkemizde de bu durumun ciddi şekilde düşünülmesi gerekmektedir. Siyasi çekişme kaynaklı duygular, ulusal çıkarların hiçbir zaman üstünde olmamalıdır.
Bu olayda en çok etkileyici durum, ABD komandolarının yağdan kıl çeker gibi, başkan ve eşini kaçırabilmiş olmasıdır.
Her şeyden önce bu durum, büyük bir ABD yandaşı yaratma propagandası ile istihbarat başarısıdır.
Artık yüz binlerce ordu beslemenin bir anlamının olmadığı, güçlü bir istihbarat ve teknolojinin varlığı o ülkenin savaş gücünü de belirlemektedir.
İsrail'in, İran’ın yüksek rütbeli askerlerini ve sivillerini evinin içinde yok ettiği, ağabeyinin bir ülkenin devlet başkanını kaçırış biçimi bu gerçeği vurgulamaktadır.
Ülkemize dönüp baktığımızda, bu konuda aynı seviyede olmadığımız yönünde kanaatim daha fazla.
Zira son günlerde bir ülkenin misafir Genelkurmay başkanını uçağının düşürülmesi, İHA ların ülkemizin ortalarına kadar gelmesi endişe verici.
Suriye politikasında düştüğümüz durum da hiç iç açıcı görünmüyor.
Ülkemizin dış işleri bakanının basın toplantısında saygısızca mikrofonun sesinin kesilmesi benim içimi sızlattı.
Diğer taraftan yeni Suriye Devlet Başkanı’nın tavırları da başka bir alem.
Sonuç olarak söylemek gerekiyorsa;
Son bir yılda yaşananlar, bir ülkenin gücünü sadece ekonomi değil, güvenilir istihbarat ve etkin teknoloji belirlemektedir.
Dünyanın evrildiği bu durum, özellikle bizim bu yönlerimizde de çok güçlü olmamızı gerektirmektedir.