
Ben yaz dönemini, aynı zamanda kitap okuma sezonu olarak görüyorum.
En son okuduğum kitap KEMAL TAHİR’ in KURT KANUNU Kitabıdır.
Oldukça etkilendim. Kitapta ana konu, 1926 yılında Atatürk’e yapılan İzmir suikastını ele alıyor.
Gerçek hayatta var olan kişiler, kendi isimleri ile romanda kahraman olarak yer alıyor.
Örneğin kara Kemal, milletvekili ziya Hurşit, laz İsmail, Gürcü Yusuf vesaire.
Esasen Tahir Kemal, 13 yıl siyasi nedenlerle cezaevinde yatmıştır.
Zamanla Marksizm’den etkilenmiş olmakla birlikte, Osmanlı ve Türk toplumunun Sorunlarının, Avrupa’nın tarihsel gelişimi çizgisini uymadığını, bu nedenle, ne tamamen kapitalist ve de klasik Marksist Yöntemiyle çözülebileceği görüşünde değildir.
Bu görüşüyle, aslında Kemalist düşünceye oldukça yakındır.
Ancak kurt kanunu kitabında İzmir suikast ini ele alırken, daha farklı bir duruş sergiler gibi geldi bana.
Zira suikastta rol oynayan bazı ittihat ve terakki yandaşlarına fazla anlayış gösterdiği algısı bende oluştu.
Belki de bu anlayış gösterisinin altında, suikast olayı ile, eski ittihatçıların siyaset sahnesinden tasfiye edilmiş olmalarının bir eleştirisi de olabilir.
Romanın kahramanı kara Kemal gerçek hayatta da var olan bir şahsiyettir.
Kara Kemal Talat başının en yakın çalışma arkadaşı.
Osmanlı döneminde, perde arkasındaki en önemli siyasi örgütle ilişkili.
Bir şekilde ittihat ve terakkinin yeraltı güç merkezide bulunan bir şahıs.
Zamanın mafyaları olan Laz İsmail, Gürcü Yusuf ve Çopur Hilmi gibi kişilerle ilişki içinde olan biri.
Atatürk'e suikast olayından da haberdardır.
Suikast amacıyla İstanbul’dan İzmir’e hareket eden milletvekili Ziya Hurşit ve mafya ekibi onun da onayını almışlardır.
Yazar romanda kara Kemal’i kahraman olarak ele almış ve onu konuşmuştur.
Aslında o konuşmalar roman kahramanından ziyade, yazarın kendi görüşleri olarak anlamak gerekir.
Roman kahramanı diyor ki;
Yeni yönetimin hilafetin kaldırılmasına izin vermesi yanlış olmuştur. Hilafetin kaldırılması, yeni yönetimden ziyade İngiltere’nin bir kararıdır.
Türkiye'nin değil.
Çünkü, 400 milyon Müslümanın lideri olan birinin, Türkiye’nin elinde olması İngilizlerin işine gelmez.
Yani hilafet bizde olsaydı, tüm Müslümanlar bizimle hareket edecek ve güçlü olacaktık.
Bu görüş gerçekten ittihat ve terakkinin görüşü ise, son derece yanlış.
Bilindiği üzere Birinci Dünya Savaşı’nda Arabistan çöllerinden milyonlarca şehidi bize kim verdirdi? O zaman hilafet mevcut değil miydi?
Yine romanda roman kahramanı kara Kemal, izmir iktisat kongresini de eleştiriyor. Diyor ki;
Kongrede alınan kararda, ekonomide karma ekonomi uygulanması doğru olmamıştır.
Olması gerekenin sosyalist bir yapıya benzer sistem olmasıydı.
Bu eleştirinin de çok doğru olmadığı kanaatindeyim.
Zira sosyalist bir uygulama sadece ekonomide uygulanması gerçekçi değildir. Bu üretim biçimi sosyal ve kültürel yaşama da yansımadığı durumda zaten ölü doğmuş olacaktır.
Ayrıca sosyalist yapının uygulanmasının, hilafetle birlikte olmasının ne derece mümkün olacağı da ayrı bir konudur.
Roman gerçekten dikkatli okunduğunda insanı düşünceye sevk ediyor. Benim sonuç kanaatim, her ne kadar ittihat terakki cilerin düşüncelerinin doğru olmadığı yönünde olsa da, bir düşüncenin tasfiye edilmiş olması önemli bir tartışma konusu olmaya değerdir.
Düşüncemde, KURT KANUNU kitabında da amaçlananın bu olduğu yönündedir.
O zamanlar Tasfiyeler daha ziyade silahla oluyormuş, gerçi bugünlerde de o yöntem uygulanmıyor değil.
Ancak son Moda, artık hukukun gücü ile de yapılmaya başlandı.