Özdilek
Fikret Gökmen
Fikret Gökmen

Bilim ve Güç  

Bundan 50 veya 60 yıl önce ay tutulması yaşandığında köyde her yetişkin, evdeki çiftelerini alıp gökyüzüne doğru ateş ederlerdi.

18 Mayıs 2026 Saat: 16:35
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu yazı 0 kez okunmuştur

 Bir müddet sonra ay tutulması bitince, zafer kazanmış gibi sevinirler ve kerameti kendilerinde sanırlardı. 

    Yıllar geçtikçe bilimsel doğru oralara kadar ulaşınca veya yeni nesiller doğruyu anlayınca bu gelenek ortadan kalktı. 

    Buna benzer sayısız örnekler yaşanmıştır. 

Ünlü ingiliz bilim insanı Stephan Hawkinğ in Şu sözünü hatırlamamak mümkün değil. Bilim insanları ne kadar çok çalışırsa, tanrının yükü o kadar azalacaktır der. 

   Bilim birçok konuyu aydınlattıkça doğanın çalışma biçimi daha çok belirgin hale gelecektir. 

  Bilim, insanlığın evreni ve yaşamı anlama, doğaya uyum sağlama ve yaşam kalitesini arttırma yolundaki en önemli pusuladır. 

   O nedenle, ülkenin en çok ihtiyaç duyduğu konu, bilimi en öne almak ve bilim insanlarımızın yetişmesini sağlamaktır. 

  Eğitim sistemimizi de bu yönde planlamak, soran ve sorgulayan insan yetiştirmeyi hedeflemektedir. 

  Bilimsel sıçramayı yaratan, sadece bilineni ezberlemek değil, merak uyandırmak ve soru sormayı teşvik etmektir. 

   Eğitimden gelen bir kişi olarak, ne yazık ki bu konuda yetersiz olduğumuzu söylemek zorundayım. 

  Zaten somut tespitler de bu durumu net olarak göstermektedir. 

   B vurulan patent sayıları, nitelikli dergilerde yayınlanan makale sayıları ve bu makalelerin atıf sayıları dünyaya yapılan bilimsel katkı ve gelişmelerin tespitinde önemli bir kriterdir. 

  Son yıllarda patent başvurularında gelişmeler sayısal olarak artış göstermektedir. Ancak bunlar da küçük ölçekli, yerel koruma amaçlı ve ticari değeri sınırlı patentlerdir. 

  Bilimsel makalelerde de durum farklı değil. 

  Dünyada en prestijli dergi olan nature gibi dergilerde yayınlanan birkaç tane makaleyi aşamıyoruz. Bunlar da genellikle tıp alanında oluyor. 

  Oysa gelişmiş ülkelerde bu sayılar binleri geçer durumdadır. O oranda da atıf yapılan makalelerdir. 

  Bizdeki durumu ise, üniversite de kariyer sağlama amaçlı, sıradan dergilerde yayınlanan makaleler olarak değerlendirmek mümkün. 

Zira profesör veya doçent olabilmek için zorunluluk olarak görülen, ancak bilimsel olarak uluslararası alanlarda itibar görmeyen dergilerde yayınlanan makalelerdir. Atıf sayıları da yok denecek kadar azdır. 

  Sosyal medyada rastladığım bir röportajda, ülkemizde araştırmaya verilen durumu çok net özetlemektedir. 

  Profesör Doktor Mert Erkan'ın verdiği bir röportaj ilgimi çekti. Sayın hocamız uzun yıllar Almanya'da seçkin üniversitelerde pankreas kanseri üzerine araştırmalar yapıyor. 

  Koç Üniversitesi, aynı araştırmaları Türkiye’de yapması için hocamızı üniversiteye davet ediyor. 

  Sayın Profesör Doktor Mert Erkan bu daveti kabul ederek koç üniversitesinde çalışmaya başlıyor. 

   Bir süre sonra hocanın iş akdi fesh ediliyor. 

  Sebebi ise, hocanın günde 2 hasta yerine 5-6 hasta bakması isteniyor. 

  Hoca da buraya hasta bakmak için değil, araştırma yapmak için geldiğini ifade ederek üniversiteden ayrılıyor. 

  Koç grubu gibi ülkenin en varlıklı bir kurumu dahi, araştırma yerine parayı tercih etmiş olması bilime verdiğimiz değerin düzeyini göstermiş olmuyor mu? 

  Ar-ge ile ilgili birçok teşviğin verilmesine karşın, en önemli holdingin bile böylesi bir kararı alması ülkenin bilime bakışı adına gerçekten düşündürücüdür. 

  Şu anda dünyada bilimin en çok geliştiği ülkeler, ABD veya İngiltere değil, Çin'dir. 

  Çin hepsini geçmiş durumda. ABD’den %15 daha fazla bilimsel bilgi sunuyor dünyaya. 

  Yılda başvurduğu patent sayısı 1.8 milyon adet. ABD nin 500.000, Japonya’nın 400 bin adettir. 

    Türkiye'nin bir yılda sunduğu patent sayısı 10.bin civarındadır. 

  Şu durum net ki, bilim güçtür. 

   Bilimde güçlü olmak, ayrıca çekim merkezidir. 

  Geçen hafta Trump Çin’e gitti, önümüzdeki haftalarda da Putin gidecek. 

Tüm bunları düşündükçe büyük Atatürk’ü anmadan geçemiyor insan. 

Ne demişti” HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİT İLİMDİR “ 

  Eğer yolun ilim değilse, bilim açısından güçlü ülkelerin senaryolarının bir figüranı olmak kaçınılmazdır.  

 

Kocaeli Haberci Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Aynisi iştir kişinin5 Temmuz 2026 Saat: 10:56
Bir buçuk aydır İzmit’te değildim. Geldiğinde iki şey dikkatimi çekti.
Uyumlunun kaderi14 Haziran 2026 Saat: 22:37
Geçen haftaki yazımda 04,06,2026 tarihinde yayınlanan 7582 sayılı yasanın mükellefler için bir hayal kırıklığı olduğunu belirtmiştim.
Kurt Kanunu1 Haziran 2026 Saat: 02:27
Ben yaz dönemini, aynı zamanda kitap okuma sezonu olarak görüyorum.
Yaz Geldi̇ Ama!11 Mayıs 2026 Saat: 00:32
Dünyada çalışma şekli ve zamanıyla ilgili önemli değişiklikler oluyor. Gelişmiş ülkelerde çalışma saatleri azaltılıyor.
Hatanın bedeli6 Mayıs 2026 Saat: 22:59
Bir hata yaparsınız, belki bu hata da değil de bilerek yapılan bir yanlış tercihte olabilir.
Tüm Yazıları