
Geçen hafta 2,5 günüm Kocaeli şehir hastanesinde geçti. Prostat ameliyatı olmak kararı sonrası anestezi raporunu tamamlamak için 4-5 bölümü dolaşmam gerekti.
Hastane çok büyük bir yapı. Orayı yönetmek de gerçekten çok kolay değildir.
Hastaneye ulaşım tramvay hattından yararlananlar için oldukça kolay.
Tramvaylar sabahın erken saatlerinden sonra dolu dolu hasta ve yakınlarını taşıyor.
Hastane içinde ilgili bölümleri bulabilmek için, belirli noktalarda yönlendirici görevliler olmasına rağmen, yine de zorlanmalar olabiliyor.
Her bölümde en az 7-9 uzman veya doçent düzeyinde doktorlar bulunmaktadır.
Öncelikle hangi bölümde işiniz varsa, bölümdeki makineden bir sıra numarası alınıyor.
Numara sıranız geldiğinizde ilgili personel sisteme girişinizi yapıyor. Böylece doktora giriş sıranız belirlenmiş oluyor.
Ancak verilen bu görüşme sırasına göre ekranda isimler çıkmıyor. Sanırım sistem 65 yaş üstü olanlara öncelik tanıyor.
Bu durumdan gençlerin hoşnut olmadığını gözlemledim. Zira bir genç benim sıra numaram 26, ama 84 numaralı hastayı çağırdılar şeklinde serzenişte bulundu.
Üstelik hastaların %85’nin 65 yaş üstü olduğu düşünüldüğünde, bu anlamda gençlere de hak vermek gerekiyor sanırım.
Hafta içinde Kocaeli gazetesinde” Kocaeli şehir hastanesinde skandal” başlıklı bir haber vardı.
Oradaki izlenimlerimi gördükten sonra, bu haberin kişisel bir durum olduğunu, ilgili doktorun bir yanlış tavrı olabileceğini düşündüm.
Gözlemim o ki, başta doktorlar olmak üzere, tüm personelin özverili çalıştıklarını söyleyebilirim.
Ancak ne kadar sağlıklı teşhis koyabildikleri, hastayı tam olarak analiz edip etmedikleri konusunu bilemiyorum.
Zira doktorların sıra göstergelerinde 130-150 rakamlarını gördüm.
Doktorlar sabah saat 9-12, öğleden sonra 13-16 saatleri arasında toplam 6 saat çalışıyorlar.
Bu süre içinde 150 hastaya bakmak gerçekten çok, çok zor bir iş. Hasta başına düşen zaman sadece 3-4 dakika.
Bu sürede laboratuvar sonuçlarına bakıp, ilaç yazmak ancak mümkün.
Bu hasta yoğunluğuna ve doktor sayısındaki duruma bakıldığında daha fazla zaman ayırmaları da mümkün görünmemektedir.
Devlet hastanelerinde tüm sağlık hizmetlerinin bedava olması bence doğru değil.
İnanıyorum ki şehir Hastanesi’ne gelen hastaların en az %50 si, özel hastaneler kadar olmasa da bir katkı ödeyebilecek durumdadır.
Öncelikle ticari, serbest meslek ve kira gelirleri gibi geliri olan vatandaşların bu katkı payını verebileceklerini düşünüyorum.
Sadece emekli maaşıyla geçinmek zorunda kalanlar ile asgari ücretle çalışanlardan ücret alınmaması doğru olacaktır.
Böylece yeni yapılacak hastanelere kaynak yaratmak ve dolayısıyla doktorların daha fazla zaman ayırabilecekleri bir durum yaratmak mümkün olabilir.
Doktorlarımıza da “nereye gidersen gidin” demenin ne kadar hatalı bir tavır olduğunu bu manzaraları gördükten sonra çok daha net anlıyor insan.
Bu yapısıyla, sağlık sisteminin sürdürülebilir olmasının zor olacağı kanaatindeyim.