Kadir Uğur Yılmaz
Kadir Uğur Yılmaz

Buzdan Adam — Bir Çocuğun Adalet Dersi

Bazı hikâyeler çocukluktan çıkmaz; insanın karakterine işlenir, kaderine sirayet eder.

1 Ocak 2026 Saat: 16:04

Kars’ın dondurucu soğuklarının, nefesin havada donduğu o yıllarda ben altı yaşındaydım. Her şey saf, sade, tertemizdi. Karın kar, havanın hava, dostluğun dostluk olduğu 80’li yıllardı. Bahçemiz, çocuk dünyamın hem oyun alanı hem laboratuvarıydı. Oyun, bir çocuğun karakterinin ilk aynasıdır; orada hem hayal hem strateji doğar. Ben de o gün, bir kardan adam yapmaya koyuldum — ama bilmeden hayatın bana vereceği ilk “adalet” dersinin heykelini dikiyordum.
O yıllarda mahallemizin çocukları yaramazlığıyla meşhurdu. Her kış, büyük bir hevesle yaptığım kardan adamlar, akşamına paramparça olurdu. Onlar için bu bir oyun, ama benim için emeğime dokunan bir haksızlıktı. Her seferinde içim burkulur, nedenini anlayamazdım. “Neden başkasının sevincine tekme atarlar?” diye sorardım kendi kendime. O yaşta bile insanın emeğine saygı beklerdim.
Bir çocuk için adalet duygusu bile bazen gözyaşının içinde büyür.
İşte o gece, o karanlık kış gecesi, içimde bir şey kıpırdadı. Üzülmek yerine düşünmeye başladım. "Demek ki onlar her kardan adamı yıkabiliyor," dedim. "Ama ya yıkamayacakları birini yaparsam?" İşte o an aklım bir çocuğun merakından, bir bilgenin sabrına geçti. Kars’ın soğuğu benim müttefikimdi. Suyun buz tutma hızını biliyordum. Oyunumu değiştirdim, oyunun kurallarını kendim koydum. Bu defa kar değil, buzdan bir adam yapacaktım.
Kat kat su sıktım, bekledim, yeniden ekledim… Saatler geçti, parmaklarım kızardı ama pes etmedim. Çünkü bu artık bir çocuk işi değildi; bu, bir direnişti.
Sabaha kadar süren kar yağışı benim planımı gizledi. Kardan adamım bir gece içinde buzdan bir heykel olmuştu; hem güzel, hem sağlam, hem de adaletin sembolü. O kadar gurur duydum ki, sabah ilk işim onun çevresine bir kale yapmak oldu. Artık yalnız değildim; yanımda sabrın, aklın ve emeğin eseri vardı.
Ama mahalle tayfası durur mu? Öğleden sonra yine geldiler, kahkahalar, bağırışlar, gürültüler içinde bahçeye daldılar. O an çocuk kalbim pır pır atıyordu; korkuyla merak karışımı bir his. Uçan tekmeler, yumruklar… Ama bu defa her şey farklıydı. Çünkü karşılarında kar değil, buz vardı. İlk tekmeyi atan çocuğun suratındaki şaşkınlık hâlâ gözümün önünde. İkincisi düştü, üçüncüsü morardı. Bahçede sessizlik çöktü. O sessizlik, bir çocuğun adalet duygusunun zafer sessizliğiydi.
Az sonra analar, babalar geldiler; şikâyetler, bağrışlar, parmak sallamalar... Annem öfkeliydi, haklıydı belki de, ama o an yengem devreye girdi. “Sizin çocuklarınızın bizim bahçede ne işi var?” dedi. O söz, adaletin terazisini bir anda dengeye getirdi. O gün, ben sadece dayaktan kurtulmadım; kendi hakkımı savunmanın onurunu kazandım.
Akşam babam duyduğunda güldü, “İyi oğlum, mahallenin bütün çocuklarını düşman edinmeyi başarmışsın,” dedi.
Ben o gün öğrendim: Gerçek güç, elini kullanmadan da adalet sağlayabilmektir.
Bugün, aradan 44 yıl geçti. Ama hâlâ o buzdan adamın gözlerinde kendimi görürüm. Çünkü ben o gün sadece bir kardan adam yapmadım, insanın kötülüğe karşı en zararsız ama en etkili savunmasını keşfettim: akıl. Kötülüğe öfkeyle değil, zekâyla karşılık vermek…
İnsan bazen karşısındakine dokunmadan da ders verebilir. Bazen adalet, bir çocuğun sabrıyla gelir.
Benim buzdan adamım, işte o adaletin simgesiydi.
Bugün dünyada da benzer bir tablo var. İnsanlar başkasının emeğini, değerini, inancını yıkmaya çalışıyor. Ama ben hâlâ o çocuk gibi düşünüyorum:
Buzdan adam yap. Dayanıklı ol.
Onlar tekmeyi atarken sen çözümü düşün.
Ve unutma: iyilik, sabırla birleştiğinde yıkılmaz.
Kötülük kendi buzuna çarpar, kendi soğuğunda donar.
1982’nin o yılbaşı gecesi bana ömür boyu sürecek bir ders verdi:
Kötülüğü yenmenin en asil yolu, ona benzeme­memektir.
Ve bazen bir çocuk, dünyayı değiştirecek aklın ilk provasını, bir bahçede, buzdan bir adamla yapar.

 

Kocaeli Haberci Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Yeni Sömürgeciliğin Laboratuvarı: Venezuela5 Ocak 2026 Saat: 10:50
Dünya, uzun süredir “özgürlük” ve “demokrasi” kavramlarının en çok kirletildiği bir dönemi yaşıyor.
Ve Türkler Çıldırıyor!7 Aralık 2025 Saat: 23:04
Tüm Yazıları