
Geçen hafta KOCAELİ şehir hastanesindeki gözlemlerimi değerlendiren yazıya bazı okurlarım sitem etmiş.
Sağlık sistemine belirli kesimlerin katkı vermesi önerimi “biz zaten genel sağlık sigortası ödüyoruz, kdv-ötv veriyoruz daha ne katkı yapalım ki” şeklinde eleştirmiş.
Bir başka okurumda “bu yazı bir doktor haklaması mı?” Şeklinde değerlendirmiş.
Okurların hassasiyetlerine teşekkür ederim. Ayrıca eleştirmenin de önemli bir katkı olduğunu düşünürüm.
Ancak ifade etmek istediğim durum kısmen yazının içeriğinde vardı. Kapsama ilişkin belirleme yapmıştım.
Bu yazımda sağlık konusundaki düşüncelerimi daha detaylı değerlendirmek istiyorum.
Öncelikle mevcut durumun, geçen haftaki yazımda da açıkça sürdürülebilir olmadığını ifade etmiştim.
Zira bir doktorun günde 150 hastaya bakması (değerlendirmesi değil bakması) gerçekte bir sağlık yardımı almak değil, alıyormuş gibi olmaktır.
Dünyadaki sağlık sistemini incelediğimizde, genellikle bu konuda başarılı ülkelerin sağlık sistemlerini, vergilerle finanse ettiğini gördüm.
Sosyal güvenlik sistemlerinin sağlık primleri ile değil.
Aynı ülkelerde sağlık sistemlerine aktarılan kaynak, gayri safi milli hasılanın (GSMH) %10-15 oranında olduğu görülmektedir.
Ülkemizde ise bu oran sadece %3,7.
İşte acı gerçek bu. Buradan da anlaşılıyor ki, çözüm sağlık sisteminin vergilerle finanse edilmesi gerekiyor.
Bizim de bu nedenle vergi sistemimize bir bakmamız lazım.
Verginin ağırlıklı olarak temel iki kaynağı vardır.
--Gelir üzerinden alınan vergiler, yani gelir vergisi, kurumlar vergisi gibi.
--Harcama üzerinden alınan vergiler, KDV ve ÖTV gibi.
Bir ülkenin vergi sisteminin adil olabilmesi, gelir üzerinden alınan vergilerin oransal yüksekliği ile orantılıdır.
Ülkemizde gelir üzerinden alınan vergilerin oranı%30-35, harcamalar üzerinden alınan vergilerin oranları ise, %65-70 gibidir.
Oysa gelişmiş ülkelerde bu oran tam tersidir.
O nedenle ülkedeki vergi sistemi düzeltilmeden, sağlık sistemi düzelemez yargısı, bana göre yanlış bir yargı değildir.
Mevcut durumda da adil olmayan bir vergi sisteminden kaynaklı vergilerle de sağlık sistemi finanse edilirse adil bir uygulama olamaz.
Sosyal güvenlik sistemi üzerinden aktarılan kaynakların da yetersiz olduğu açık, sistem tamamen 7-8 büyük şirketin yap- işlet devret modeli bir sistemle işler hale gelmiş görünmektedir.
Bunun da sonucu ortada. Çözüm diğer ülkelerde olduğu gibi sağlık sisteminin vergilerle finanse edilmesinde yatmaktadır.
Ülkemizin adil bir vergi sistemini oturtması, acil sorun olduğunu düşünüyorum. Bu köşede sürekli ısrarla söylediğim gibi vergicilikte “NEREDEN BULDUN” Sorusunun sorulabileceği bir sisteme geçmek zorundayız.
Mevcut sistemde dolaysız vergilerin, yani gelir üzerinden alınan vergilerin doğru beyanının yapılmadığını incelemeler sonrası çıkan matrah farklarından görmekteyiz. (Ücretler hariç)
O nedenle gelir vergisi mükellefi olanların (ticari, serbest meslek ve kira geliri gibi gelir elde edenlerin) sağlık sisteminden bedava değil, bir katkı vermelerinin doğru olacağını ifade ettim.
Yoksulluk sınırında geliri olanların zaten bu kapsamda olmasını önermedim.
Gözlemim o ki, bu sistemde en fazla mutsuz olanların, hastalar ile doktorlar olduğunu düşünüyorum.
Yoksa doktorların benim tarafımdan haklanmasına iç ihtiyaçları yok.