Özgen Sarıkaya
Özgen Sarıkaya

Bir Siyasi U-Dönüş

16 Mayıs 2026 Saat: 15:06

Türkiye siyasetinde bazı kırılma anları vardır; sadece bir partinin değil, seçmenin hafızasının da sınandığı anlar… Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılarak AK Parti saflarına geçme kararı da işte tam olarak böyle bir dönüm noktasıdır. Çünkü bu yalnızca bir parti değişikliği değil; dün söylenen sözlerin, verilen mücadelelerin ve seçmene edilen yeminlerin bugün nasıl ters yüz edildiğinin de fotoğrafıdır.

Bir Siyasi U-Dönüş: “Andımız”dan “Rozet”e Giden Yol

Daha düne kadar meclis kürsülerinde AK Parti’ye en sert sözlerle eleştiren, “Andımız” üzerinden milliyetçilik ve Atatürkçülük vurgusu yapan, AK Parti sıralarına dönüp “çakal” diye seslenen bir siyasetçinin bugün aynı saflarda siyaset yapmaya hazırlanması, Türk siyasetinin hafızasına kara bir leke olarak düşmüştür.

Burcu Köksal, 11 Mayıs 2026 tarihinde yaptığı açıklamada “Yarın AK Parti’ye katılıyorum, içim çok rahat” diyerek tercihini net biçimde ilan etti. Üstelik bu yalnızca bireysel bir geçiş değil; Veysel Topçu ve beraberindeki belediye meclis üyeleriyle birlikte adeta organize bir siyasi teslimiyet görüntüsü verdi.

Oysa çok değil, birkaç ay önce “Anadan doğma CHP’liyim, kapıdan kovsalar bacadan girerim” diyen yine kendisiydi.

Peki ne değişti?

İdealler mi?

İlkeler mi?

Yoksa siyasi konfor alanı mı?

Bugün kamuoyuna sunulan gerekçeler; “CHP değişti”, “tehdit edildim”, “hizmet için bu yolu seçtim” söylemleri olabilir. Ancak toplumun hafızasında kalan şey, dün en ağır ithamlarla suçlanan bir siyasi yapının bugün “doğru adres” ilan edilmesidir.

Siyasette fikir değişebilir.

Siyasette yollar ayrılabilir.

Ama siyasetçinin samimiyeti, dün söyledikleriyle bugün yaptıkları arasındaki mesafede ölçülür.

Ve o mesafe bazen bir uçuruma dönüşür.

Dijital arşivler unutmaz…

Seçmen hafızası da sanıldığı kadar kısa değildir.

Dün AK Parti’yi “Atatürk düşmanlığı” ile suçlayan bir dilin bugün aynı kürsülerde alkış tutacak olması; yalnızca siyasi bir transfer değil, seçmen iradesine karşı kurulmuş büyük bir çelişkidir.

Çünkü CHP’ye oy veren milyonlar, yalnızca bir belediye başkanı seçmedi.

Bir duruşa, bir mücadeleye, bir dirence oy verdi.

Bugün o iradenin terk edilmesi, siyasette “direnmek” yerine “teslim olmayı” tercih etmektir.

Türkiye siyasi tarihinde bunun örnekleri daha önce de görüldü. Gücün karşısında eğilenler, siyasi kariyerlerini korumayı halkın verdiği emanetten daha değerli görenler oldu. Ancak tarih, direnenlerle teslim olanları hiçbir zaman aynı sayfaya yazmadı.

Bugün bazı isimler koltuklarını korumak adına iktidarın gölgesine sığınmayı tercih ederken; bazı belediye başkanları ise baskıya rağmen geri adım atmıyor.

Ekrem İmamoğlu hakkında açılan davalar, siyasi yasak tartışmaları ve sistematik baskılar karşısında geri adım atmadan mücadelesini sürdürüyor.

Mustafa Bozbey ise tüm siyasi baskılara rağmen halkçı belediyecilik anlayışını savunarak mücadele etmeyi tercih ediyor ve şu an tutsak.

İşte tarih, tam da bu ayrımı yazacak.

Bir tarafta siyasi baskılar karşısında teslimiyeti seçenler…

Diğer tarafta halkın iradesine sahip çıkıp bedel ödemeyi göze alanlar…

Yarın yıllar sonra Türkiye siyaseti konuşulduğunda, bazı isimler “gücün yanında duranlar” olarak anılacak.

Bazıları ise “halkın iradesini savunanlar” olarak…

Çünkü makamlar geçicidir.

Rozetler değişebilir.

Ama halkın vicdanında bırakılan iz kalıcıdır.

Ve unutulmamalıdır ki;

Seçmenin emaneti kişisel siyasi kariyerin basamağı değildir.

Bugün CHP’ye ve o partiye oy veren milyonların iradesine sırt çevirenler belki kısa vadede yeni makamlar kazanabilir. Ancak tarih, halkın güvenini yarı yolda bırakanları hiçbir zaman affetmez.

Siyaset bazen kazanmakla değil, ne pahasına kaybetmediğinizle hatırlanır.

Siyasetçiler için partiler birer araç olabilir ancak seçmen için partiler kimliktir. Köksal'ın AK Parti’yi "FETÖ ile eşleştirdiği", en sert ithamlarla "yerden yere vurduğu" o videolar ve meclis tutanakları dijital dünyada durmaya devam ediyor. 12 Aralık 2023’te AK Partili isimlere "Senin gibi Atatürk düşmanlarıyla bir arada değiliz" diyen bir dilin, bugün aynı grup salonunda alkış tutacak olması; siyasi etik, tutarlılık ve seçmen iradesi kavramlarını derin bir sorgulamaya itiyor.

Sonuç olarak; Burcu Köksal’ın bu hamlesi, CHP için "tek tük çürük elmalar" (Zeynel Emre'nin ifadesiyle) olarak görülse de, AK Parti kanadı için önemli bir yerel güç kazanımı olarak okunuyor. Ancak toplumun zihnindeki asıl soru baki kalıyor: Bir siyasetçi için dün "ak" dediğine bugün "kara" demek (veya tam tersi) bu kadar kolay olmalı mı?

Kararı. hesabı sandıkta soracak olan Türk Halkı olacak: tarih her zaman teslimiyeti değil direnenleri altın harflerle yazacaktır.

 

Kocaeli Haberci Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Aydın’dan Yükselen Ses19 Ağustos 2025 Saat: 12:53
Özlem Çerçioğlu’nun bu ihanetine en güçlü cevabı Aydın halkı vermiştir
Tüm Yazıları