
Hristiyan Dünyası İstanbul’un fethi sonrası hataları ile yüzleşirken!
Konstantin’den İslambol’a geçişi hazmetmeye çalışırken!
İslam dünyası da, Peygamber efendimiz tarafından müjdelenen bir başkenti almanın mutluluğunu yaşıyordu.
Mekke’nin fethinden fazla süren bu mutluluk yılları, yüz yılı aşmadan rehavete dönüşmüş, Kayser-i Rum Unvanının varisi şehzade torunlar, haçlıyı kendi haline bırakıp yönlerini yavaş yavaş Anadolu’da ki Müslüman Türklere ve hazinelerine dönmüşlerdi!
***
Toptan Tüfenkten haberi olmayan hala at üstünde kılıç sallayan Anadolu Türklerinin içinden geçmişti,
100 yıl önce surları delen güller ile…
Türk-İslam Coğrafyalarına hükmetmenin zevk-ü sefası ile, askeri anlamda düşüşe geçtiğinin ilk sinyallerini, 2. Viyana kuşatması ile vermeye başlamıştı bile…
***
Kanuni sonrası bozulmaya başlayan liyakat sistemi,
Kuran-ı kerimde emredilen, akıl edin düşünün, adaletli merhametli olun, önce gönülleri fethedin, emir ve tavsiyelerini, saray ve etrafında yabancı dillere düşkünlük arttıkça okunan ecnebi mecmuaları yüzünden unutmuş olabilirler!
İtalyanca, flemenkçe Farsça ve Arapça terennüm edip şiirler kasideler kaleme alırken, muhtemelen halkın ana dilinde meal okuma oranı azaldığı için de, ne kadar uzaklaşıldığından haberleri yoktu, KURAN’dan.
Zaten meale kızıyordu ulema!
Hala kızanlar olduğu gibi!
Hep böyle değildi elbet ama yetmiyordu belli ki olan doğru işler!
Yetseydi olur muyduk öyle!
***
Meal’den ve mana dan uzak siyasi öğretiler ile uydurma rivayetler ezberlerletilerek dünyalık derdinde değişik bir nesil yetişmeye başlamıştı!
Misal Beşik Uleması!
Peygamber efendimizin öğüdü doğrultusunda işi ehline vermek yerine, çoğunlukla saraya yakın dalkavuk ailelerin, niteliksiz vizyonsuz çocuklarının tercih edilmesi,
Başkalarının hakkı ile abad olunmayacağını bilmeyen, halktan kopuk sözde saray ulemasın ve şürekânın kul hakkı ile beslediği çocuklarının önemli bir kısmının nargileye afyona ve kafa yapıcı macunlara yönelmesi.
Artan dünyalık telaşı!
Müslümanlardan ve Türklerden oluşmayan yeniçerinin savaş olmayan dönemlerde Müslüman halka verdiği eziyetler!
Ölümsüzlük varmışçasına yaşanan azgınlıklar.
Artan cinayetler, hırsızlıklar, fuhuş!
Helal olmayan, evlilik dışı ilişkiler!
Sarayın “haşa” kulu olarak adlandırılan Müslüman teba, ekonomik nedenlerden dolayı 40’lı yaşlara geldiği halde evlenemezken, parası olanın yalısı olanın bitmeyen cariye, karavaş, halayık, odalık sevdası!
Azalan hayırlı evlat sayısı
Artan gayrı meşru ilişki çocukları!
Tarihçiler yazıyor biz de okuyoruz!
***
1718 de başlayan lale devri ardından mazlum halkın üzerine kara bulut gibi çöken ve İslami değerlere aykırı nice devranlar nice devirler!
Sultan sonrasına yapılan hesaplar ile artan saray entrikaları!
***
İslam’ı sevdirmek ve yaymak için yapılan fetih düşüncesinden, yeniçeriyi ve saray erkânını doyurma, penç ve hazineyi doldurma anlayışına evirilen, ganimet esaslı akınlar!
Sarsılan adalet sistemi, bozulan barış ve esenlik, yıkılan güven duygusu, bir türlü doyurulamayan zenginlerin yüzünden artan fakirlik, yükselen enflasyon, Müslüman olmayanlara verilen taviz ve imtiyazlar.
Gittikçe dağ gibi büyüyen borçlar yüzünden Düyûn-ı Umûmiye’ye mecbur kalan ve Müslüman olmayanların eline geçen gayrı İslami ekonomi!
Haksız kadı kararları!
Halk fakru zaruret içerisinde iken sarayda düzenlenen batı enstrümanları ile raks edilen şampanyalı romlu şaraplı eğlenceler, nümayişler.
1890 yılında Bomonti Kardeşler tarafından kurulan Bomonti Bira Fabrikası
Imh ımh ımh
***
Gelmiş geçmiş en profesyonel vergi ve askerlik sistemi olan bir imparatorlukta Vergi vermediği ve askere gitmediği için sesini çıkartmayan Sultana menfaati sürdüğü sürece bağlı, çoğu hem itilaf hem ittifak devletleri tarafından finanse edilen beslenen fonlanan doyurulan bazı sözde zamane alimleri!
Okuyun kadı sicillerini vergiyi kimden ve nasıl alıyormuş, kimden ve nasıl almıyormuş çok manidar örnekler bulacaksınız?
Hele 1700 den sonrasını!
Vay vay vay…
***
Ayağa düşen kalite, sadece ağzı ve kursağı arasında yaşayan ağdalı afilli laf cambazı ver yiyeyim ört yatayımcı yönetici garabeti.
Bozulan iş barışı, Bozulan iç barış!
***
Tüm bunlara rağmen, Az sayıda ki gayretli Sultan sever ile Devlet severin kısıtlı yetkilerine rağmen canhıraş insanüstü çabaları!
“tamam bu görevlere biz de sarayın lütfu ile atandık ama” nihayetinde Allah’a hesap vereceğiz, aldığımız akçelerin hakkını verelim millet menfaati için bir şeyler yapalım diye gecesini gündüzüne katan mümin ve mümineler!
Derken derken..
Hak ettiğiniz şekilde yönetilirsiniz diye buyuran Peygamber efendimizin sözü doğrultusunda!
Ya yüce Allah tüm bunlara susuldu diye Kuran-ı kerimin emir yasaklarından uzaklaşıldı diye ecdadımızın belasını verecekti, yada bir Mustafa daha.
Elhamdülillah.
Rabbimin cömertliğine bin şükür Muzaffer bir Komutan daha ikram etti İslam âlemine.
***
Doymayan Emperyalizm ve kapitalizmin
Kuduran Siyonizm’in
Moda olan müşrik ve münafık dünya görüşünün
Kâfirlere verilen imtiyaz ve kapitülasyonların
Yapılan bütün planların bozulacağı ilk günün ilk adımı, 16 mayıs 1919 ve ilk Bismillah.
16 Mayısta başlayan 19 mayısta samsundan tüm Anadolu’ya yayılan Türk milleti için çok önemli bir yolculuk daha!
Müslümanlar için Tarihi önemi olan 2. yolculuk!
ELHAMDULİLLAH.
Okunan dualar getirilen salavat-ı şerifler ile başlayan bir kutlu yolculuk.
***
Yok Atatürk sonra şöyle yapmış, yok Atatürk sonra şu kanunu çıkartmış, yok Atatürk aslında şu düşünceye sahipmiş…
Osmanlıyı yıkmış mış!!!
Falan filan…
93 harbi sonrası imzalanan Berlin anlaşması ile balkanlarda beli kırılan imparatorluğumuz 30 ekim 1918 de zaten fiilen işgal edilmişti.
Kötü yönetilen yanlış yönetilen ecdadımızdan miras imparatorluğumuz maalesef yıkılmıştı.
***
Ezan dinmesin bayrak inmesin diye ömrünün tamamını milletine adayanlara haksızlık etmeyelim, Dini ve milli olmayan, devşirme iftiralarına inanan kalmasın inşallah.
Bu gün devletimizi yöneten hiçbir lider bu CUMHURİYET YOLCULUĞU olmasa idi köyünden İstanbul’a dahi gelemez, gelse bile değil devletin başına geçmek, bakan başbakan Cumhurbaşkanı olmak şöyle dursun.
Gücü kuvveti tükenene, yaşlanana kadar İstanbul beyefendilerine hizmetkar olmaktan ileri gidemezdi.
Sistem Müslümana öyle idi!
Rum Ermeni Yunan Cenevizli İspanyol ve gayrı Müslümanlara öyle değildi!
O dönem Müslüman Türk İstanbul sosyetesine göre veba gibi illet gibi bir şeydi!
Ve saraydan İstanbul’dan özellikle uzak tutulması gerekiyordu
***
Fatiha suresinin anlamını bilen bir Müslüman olarak, çok seviyor da olsam bir insanı fazla övmekten kaçınırım.
O da sevmezdi zaten övgüde aşırıya gidenleri, riyakar bulur uzak tutardı etrafından.
Ama Filistin – Gazze – Myanmar – Irak – Libya – Cezayir - Ürdün – Fas – Tunus ve Mısır’da ki Müslümanların başına gelenler aklıma her geldikçe, yürek dolusu bir Allah razı olsun derim.
Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk’e.
***
Allah ondan, şanlı ecdadımızdan ve bütün Kuvva-i Milliyecilerden razı olsun.
Adı güzel Mustafa.
19 MAYIS ASLINDA sadece bizim değil pek çok Müslüman devletin, pek çok masum milletin kuruluşuna ve kurtuluşuna vesile oldu.
Hiçbir Müslüman aynı hataları 2 kere yapmamalı.
Uyanık olalım.