YENİ Parti, haftalık Merkez Yönetim Kurulu toplantısının ardından gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.


Haber : Özgen Sarıkaya Net Medya Grup Haber Merkezi
Kaynak: YENİ PARTİ iletişim ve medya başkanlığı
YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Zeynel Emre, MYK gündemini kamuoyu ile paylaştı.
YENİ Parti, haftalık Merkez Yönetim Kurulu toplantısının ardından gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklamada Trabzon ve Rize ziyaretleri, üniversite öğrencilerinin barınma sorunu, ekonomi, işsizlik, sanayi, nüfus politikaları, çocukların beslenmesi, dış politika, parti çalışmaları, üyelik süreci, belediyeler ve yargı başlıkları ele alındı.

https://www.youtube.com/watch?v=ieE_GCWCi30
“BİZİM İÇİN TEK HAKEM MİLLETTİR”
Burada haftalık Yeni Parti olarak Merkez Yönetim Kurulu toplantımızı gerçekleştirdik.
Toplantı sonrasında gerek güncel konuları, siyasi değerlendirmeleri yaptık ve gerekse de partimizin kuruluş aşamasının geldiği noktaları ele aldık.
Sefaatı değerlendirdik. Bunlarla ilgili sizleri bilgilendireceğim.
Kıymetli yurttaşlarımız, biliyorsunuz geçtiğimiz hafta Genel Başkanımız Trabzon ve Rize'de iki önemli ziyaret gerçekleşti ve bu iki ilde planlanan ziyaretler esasında ziyaretleriydi. Orada vatandaşın derdini dinlemek üzereydi. Ancak hep birlikte şahitlik ettik ki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin en son seçimde çok yüksek oranda oy aldığı bu iki ilde Yeni Parti'ye ve Genel Başkanımıza yönelik ilgi o kadar büyük ki gittiğimiz her yerde sokak mitingleri halinde geçti.
Bu da hakikaten gelecek açısından hepimizi umutlandıran gelişmelerden bir diğeri. Bu açıdan da hem Trabzon halkına hem Rize halkına sıcak misafirperverlikleri için şükranlarımızı sunuyoruz.
Biz Yeni Parti'nin kuruluşu meydanlarda gerçekleşti diyoruz her zaman. Çünkü Sayın Genel Başkanımız butlan kararı çıkmadan önce de Türkiye'de neredeyse her il, bazı illeri birden kez olmak üzere ziyaretler gerçekleştirmişti. Mitingler yapmıştı.
Biz o zaman parti programımızı vatandaşımızın talepleri, istekleri, ihtiyaçlarına göre revize etmiştik. Ve yine Butlan kararından sonra da yurttaşlarımızla buluşmuştuk. Yurttaşlarımızın bizden istediği neydi dediğimizde, “Yeni Parti kurun, önümüze düşün. Biz her türlü desteği yaparız, bağışı yaparız, üye oluruz. Yeter ki siz bu konuda kararlı olun.”
Biz vatandaşımızın sözünü dinledik. Yeni Parti'yi kurduk ve şunu da ifade ettik her zaman: Yeni Parti Türkiye'deki demokratik siyaset alanının giderek daraltılmasına karşı güçlü ve örgütlü bir itiraz olarak kuruldu.
Biz şunu kabul etmiyoruz. İktidar muhalefetin hangi sınırlar içerisinde siyaset yapabileceğini, eline geçirdiği yargı, medya ve kamu gücü üzerindeki kontrolü aracıyla siyasi değişimin Türkiye'de bir daha mümkün olmayacağını topluma kabul ettirmek istiyor.
İşte Yeni Parti bu sınırları kabul ederek siyaset yapan bir parti değil. Yeni Parti Türkiye'nin geleceğinin özgür seçimlerle ve demokratik siyaset yoluyla belirleneceğine inanıyor. Bizim doğuşumuz da bu, kuruluşumuz da bu, iktidar yürüyüşümüzde de hep vatandaşlarla birlikte olduk ve olacağız.
Bizim için tek hakem millettir.
Bu kapsamda da önümüzdeki hafta içerisinde yine Sayın Genel Başkanımız iki ilde daha ziyaretler gerçekleştirecek.
Esasında bu hafta yaptığımız Trabzon-Rize ziyaretinden önce Kocaeli ziyareti planlanmıştı ama Kocaeli'yi bu haftaya aldık. Bu hafta da Kocaeli ve Kayseri'de gün boyu ziyaretler ve halkla buluşmalar gerçekleşecek.
ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN BARINMA SORUNU
Kıymetli yurttaşlarımız, biz tabii nereye gitsek halkın gerçek gündemini dinliyoruz. Vatandaş kısır siyasi tartışmaların uzağında esasında günlük olarak yaşamını sürdürebilmek için büyük çaba sarf ediyor.
Burada hele şu tarihlerde önemli başlıklardan biri de üniversite öğrencilerimizin durumu.
Biliyorsunuz Yüksek Öğretim Kurumları sınavı yerleştirme sonuçlarıyla birlikte görülüyor ki bu dönem itibariyle 730.854 öğrenci üniversitelere kayıt yaptırıyor ve bununla birlikte toplam yükseköğretimde, yani örgün eğitimdeki toplam öğrenci sayısı 4 milyona yaklaşmış oluyor.
Şimdi bu 4 milyon sayısına baktığımızda buradaki Kredi Yurtlar Kurumuna bağlı yurtların toplam yatak kapasitesi ise 1 milyon dahi değil.
O nedenle de bu yatak kapasitesinin yetersiz olması nedeniyle öğrenciler bir yerden sonra ya özel yurtlara gitmek durumunda kalıyor, aileler böyle ihtiyaçla karşılaşıyor ya da birden fazla öğrenci bir araya gelip ev tutmaya, ev tutmak için girişimde bulunuyor.
Burada ortalama rakamları aldığımızda hakikaten bugünkü Türkiye gerçeğindeki gerek emeklinin, gerek asgari ücretlinin, memurun, işçinin aldığı maaşı göz önünde bulundurduğumuzda hakikaten rakamlar çok yüksek.
Mesela İstanbul'da 10 aylık bir yurt parası en aşağı 100.000 ve 700.000 arasındaki rakamlar içerisinde değişiyor. Eğer bir öğrenci ev kiralama durumunda ise bu rakamın 120.000 ile en aşağı 220.000 arasında değiştiğini söyleyebiliriz.
Bunlar en aşağı rakamlar. Ankara'da da bir yurt parası 160'la 800.000 arasında değişiyor.
Eskişehir'e baktık, orada da 300.000'lere kadar gelen yurt parasından bahsediliyor. Eve çıkma maliyeti de oldukça yüksek görünüyor. Türkiye'nin her yerinde tablo böyle.
Şimdi bu tablo karşısında iktidar ne yapıyor? İzliyor. Gündeminde değil.
Biz bunu dile getiriyoruz, söylüyoruz.
Neredeyse her sene başında da benzer tablolar yaşanıyor. Ama buraya yönelik, bu sorunu çözmeye yönelik bir politika olduğunu görmüyoruz.
“VATANDAŞIMIZ BORÇ BATAĞINDA”
Ve hep diyoruz, vatandaşımız borç batağında. Rakamlar veriyoruz. Burada yaptığımız basın toplantılarında her hafta bir iki meslek kolu ya da Türkiye'deki enflasyon rakamlarının yansıması üzerine 4 kişilik bir ailenin açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarını veriyoruz.
Geçimin imkansızlığını işaret ediyoruz. İşsiz sayısının çokluğuna.
Şimdi bu enflasyon meselesi geldiğinde geçen hafta demiştim. Öngörülen hesaplar enflasyonla gerçekleşen arasında makas o kadar yüksek ki siz öngörülen rakama göre zam yapıyorsunuz. Gerçekleşen enflasyon bunun çok uzağında.
Bu bir hesap bilmemenin ötesinde de aynı zamanda vatandaşını kandırma, bir yönüyle dolandırma, az maaş verme.
Benzer bir şey de SGK ve Bağkur prim borçlarına yapılandırma geldi dendi. Vatandaş gitsin başvursun.
Şimdi yapılandırma deyince ne anlarsınız? Ya faizi silersiniz değil mi? Ya taksiti uzun şeye yayarsınız. Bir avantaj getirirsiniz. Çünkü ödeyememiş zaten. Bu borç onun için birikmiş.
Halbuki gidip bu borcunu yapılandırmak isteyen vatandaş hayal kırıklığına uğruyor.
Çünkü mesela bir esnaf üzerinden anlatayım. Borcu 735.000 L.
Yapılandırma haberinden sonra SGK'ya gidiyor. 72 aylık yapılandırma istiyor.
Borcu 1.100.000 liraya çıkartıyorlar.
Şimdi siz zaten üstüne bunun faizini bindirdiğiniz zaman bunu yapılandırmış olmuyorsunuz ki. %30 civarında faiz gelmiş oluyor.
Burada faiz almadan bunun yapılandırmasının bir anlamı var.
Biz o nedenle diyoruz ki vatandaşımız böyle SGK kapılarından geri gider. Gerek bu borçların, gerek esnaf arkadaşlarımızın bu borçlarının, gerekse de çiftçimizin bütün borçlarının faizlerini silerek tekrar yapılandırılması gerektiğini söylüyoruz.
Yeni Parti iktidarında da bunu gerçekleştireceğiz.
İŞSİZLİK VE SANAYİ
Bugün biliyorsunuz geçtiğimiz günlerde TÜİK ikinci çeyrekteki istihdam oranını açıkladı. Ülkedeki işsizlik sayılarını ve o rakamlar üzerinden DİSK'in yaptığı çalışma bizim önümüze vahim bir tablo çıkartıyor.
Kıymetli yurttaşlarımız buna baktığımız zaman kayıtlı tam zamanlı istihdam oranı %34 seviyesinde gerçekleşiyor.
Yani bu rakam açıkçası ülkedeki çalışabilir durumdaki yaklaşık 66.900.000'lik nüfusun 22.900.000'inin kayıtlı ve tam zamanlı istihdamda olduğunu gösteriyor bize.
Ve yine TÜİK verilerinden hesaplanarak yapılan gerçek işsiz rakamına baktığımızda da 12.129.000 olarak ortaya çıkıyor.
Yani 86 milyonluk bir ülkede oldukça yüksek bir oran.
Tabii bunun birçok nedeni var. Ekonominin kötü yönetilmesi var.
Plansız, hesapsız her ilde üniversite açılması, ihtiyaç fazlası bölümlerin olması, üniversiteden mezun olan gençlerin kendi alanlarında bir iş ihtisam bulamaması, ara mesleklerin ölüme terk edilmesi, çiftçinin, tarımın yeterince desteklenmemesi böyle kötü bir tabloyla bizi karşı karşıya getirdi.
Burada baktığımız zaman hep eski Türkiye, eski Türkiye deniyor. 2002 yılının işsizlik rakamlarıyla şimdiki işsizlik rakamlarını kıyasladığınızda bu dönemde bu sürece gelinceye kadar işsizlik oranının %12,6 artış gösterdiğini görüyoruz.
Hani iktidarlar oy isterken vatandaştan ne der? “Bana oy ver, senin işsizlik problemini çözeceğim. Ekonomik sorunu çözeceğim. Sosyal yaşamını, refahını yükselteceğim, eğitim kalitesini yükselteceğim.” der.
Bunların hepsinin tam tersi istikamette giden bir Türkiye gerçeği önümüzde duruyor.
Bugün bakın kıymetli arkadaşlar, emekçiyi, çiftçiyi, emekliyi, genci, yaşlıyı ekonomik olarak çökerten iktidar artık sanayiciyi de isyan eder noktaya getirmiştir.
Bakın ne diyor Sanayi Odası Başkanı. Sayın Erdal Bahçıvan bir toplantıda, “Enflasyon uğruna biz Türk sanayisini feda ediyoruz. Artık bıçak kemiğe dayandı. Bunun daha fazla süzülebilecek bir gücü ve dönemi kalmadı.” diyor.
Şimdi hep söylüyoruz, sadece enflasyonu düşürmek üzerine bir program.
Burada da sürekli hesabın revize edildiği bir durumla karşı karşıyayız. Hala dünyanın en yüksek 5. enflasyonundayız.
Bunun sonucunda sanayi de öyle bir sıkıştı ki bir dönem biz Türkiye olarak tekstilin ana adresi gösteriliyorduk. Bu alan bir bir kapanmaya yüz tuttu.
Şimdi onlar bir bir kapanma yoluna gidiyor ve Mısır'a doğru gidiyor. Otomotiv yan sanayi firması bir zaman gerçekten çok yüksek karlılık içeren bir sektörken o sektör de Fasa kaymış durumda.
Peki bu iktidarın izlediği politikalardan kim memnun değerli arkadaşlar? Kime sorsanız memnun değil. Politikadan işçi memnun mu? Değil.
Emekli değil, sanayici değil, asgari ücretli değil. Sadece bu saray rejiminin etrafında o lale devrini yaşayan bir avuç azınlıklı zümre ve onların yakınları.
Vatandaşın önüne sandık konulduğunda da bunların lale devri nasıl bitecek? Hep birlikte biz bunu göreceğiz.
TÜRKİYE'NİN YAŞLANAN NÜFUSU
İleride milletimizle birlikte ülkeye yakışan bir iktidarı elbette kuracağız. Ama bugün geldiğimiz noktadaki eksikleri, yanlışları da rakamlarla ortaya koymak durumundayız.
Çünkü acil önlem alınması gereken politik alanlar var. Bunlardan birisi de ülkenin gitgide yaşlanıyor olması.
Bugün Türkiye nüfusu hızla yaşlanıyor.
Çocuk nüfusun toplam içindeki payı %20,4'e geriledi. 65 yaş üstü rakam da %11,1'e yükselmiş durumda.
Şimdi 2000'li yıllarda, hani eski Türkiye deniyor ya, Türkiye'de ortanca yaş 24,8 seviyesiydi ve şu anda bu rakama baktığımızda 10 yıl yükseldiğini görüyoruz.
35-36 seviyesine gelmiş.
En kritik olan da bir ülkenin nüfusunun kendini yenileyebilmesi için gerekli olan doğurganlık oranı 2.1'in altına düşmemesi lazım. Bizde şu an 1,4'e kadar düşmüş durumda.
Yani kendini yenilemek bir tarafa biz hızla yaşlanan bir ülke haline geldik.
İktidar sürekli “Çocuk yapın, çocuk yapın.” diye. Sayın Erdoğan her gittiği düğünde mikrofonu eline alıp bunu söylüyor.
İyi de insanlar böylesine bir ekonomik tabloda nasıl evlenecek, nasıl ev kuracak, nasıl çocuk yapacak da çocuklara bakacak, okula götürecek, yeterli beslenme yapacak?
Yani baktığınız zaman her şeyin başı ekonomiyle ilintili. Bunu doğru teşvik vermeniz lazım.
Doğurganlık hızının artması için önce ekonominin düzelmesi lazım. Annelerin ücretli izin sürelerinin artması lazım. Önemli teşvikler hayata geçirilmeli bu alanda.
“HER BEŞ ÇOCUKTAN BİRİ AÇ”
Bakın şu anda Türkiye'deki çocuk sayısı 21.390.000.
Bize resmi araştırmalar gösteriyor ki ülkedeki her beş çocuktan biri aç.
Yetersiz beslenme sorunu yaşıyor. %32'si çocukların akşam yatağa aç giriyor.
Biz hatırlarsınız çok yakın bir tarihte en azından okula gelen çocukların bir öğünde olsa yeterli besleneceği, dengeli besleneceği bir kanun teklifini Meclise sunmuştuk.
Bu Adalet ve Kalkınma Partisi'nin ve Milliyetçi Hareket Partisi'nin oylarıyla reddedildi.
Halbuki orada rakamlara dayandık, PISA raporlarına dayandık. Çocukların sahip olduğu beslenme şekliyle bodurluk problemi yaşadığına, kalori yetersizliğine, bunun ileride olumsuz sonuçlarına ilişkin tespitler yaptık.
Bu kanun teklifindeki önemli tespitlerimiz vardı. Biz bunun takipçisiyiz. İktidara gelir gelmez ilk yapacağımız işlerden biri de bu olacak.
Bir çocuk okula gittiğinde önce karnı doyacak, dengeli beslenmiş olacak, gelişim bozukluğu yaşamayacak, dersine odaklanabilecek.
DIŞ POLİTİKA DEĞERLENDİRMESİ
Biz ekonomik olarak yaşadığımız tabloyu ifade ediyoruz. Bununla birlikte bölgemiz ateş çemberi.
Çok zorlu bir coğrafyada yaşıyoruz ve bundan kaynaklı sınırımızın hemen ötesinde büyük savaşların yaşandığı bir Ortadoğu var.
Burada da tabii en son İsrail'in çok sorumsuzca bir davranışı bölgedeki tansiyonu arttırdı.
Sınırımızın hemen dibinde Suriye'nin bombalanması ve sonrasında yapılan açıklamaların da ülkemize yönelik bir göz dağı olduğunu söylemesi açıkçası son derece sorumsuzca olduğu gibi de dünyadaki bütün devletler açısından ibretliktir.
Buradaki katliamlara herkesin karşı koyması, karşı durması lazım ki bundan sonraki büyük çatışmaların önüne geçilebilsin.
Biz elbette Yeni Parti olarak bölgemizde ve dünyadaki gerilimlerin diplomatik yollarla halledilmesi gerektiğini başından bu yana söylüyoruz.
Bu bölgedeki diplomatların çok iyi seçilmesi gerektiğini söylüyoruz. Tutarlı dış politika diyoruz.
Elindeki silah gücünü pervasızca kullanan, sınırlarını sürekli genişletmeye çalışan bir yapı var karşımızda. Bunun da altını çizmek istedik.
MYK'mızda bu konuyu ve olası tehlikeleri de tartıştık.
Özellikle de bu konuyla ilgili bir kez daha altını çizmek istiyoruz. Hariciyeyi bilen önemli diplomatların bölgede görev yapması, eş dost akraba görevlendirilmesine de son verilmesi gerektiğini düşünüyorum.
ÜYE SAYISI 400 BİNİ GEÇTİ
Dediğim gibi bu hafta Genel Başkanımız Kayseri'ye ve Kocaeli'de birtakım faaliyetlerde bulunacak.
Üye sayımız sürekli artıyor. 400.000'i geçmiş durumdayız.
Bu her zaman söylüyorum. Türkiye'de kurulan partiler açısından hakikaten rekor sayılar.
Çok hızlı bir şekilde üyeler yapılıyor.
Biz üyelerimize hep şu çağrıyı da yapıyoruz:
Bir an evvel üye olun. 26'sına kadar üye olanlar hemen başlayacak ilçe kongrelerinde oy kullanabilecekler. Daha sonra üye olanlar sonrakilerde kullanacak.
Bu demokratik sürece katılmaya bir kez daha kendilerini davet ediyorum.
Yine belediye sayımız bugün itibariyle 244'e yükseldi.
Bunun başından beri de hep ifade ediyorum. Süreci bizim yönettiğimizi bilerek hep anlatmak istedik. Çünkü belediyelerin kendi dengesi var.
Belediye meclis üyeleri var. O ildeki özel durumlar var ve süreç içerisinde bu sayı çok daha artarak gidecek.
YENİ GENEL MERKEZ VE EYLÜL PROGRAMI
Bizim toplanan bağış miktarı ve bağışçı sayısını Sayın Özgür Ceyhan, Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı açıklıyor.
Bugün de 25 gün sayısı olarak akşam 8'de açıklayacak. Ben o rakamı şimdiden vermeyeyim size.
Önümüzdeki 30 Ağustos'a kadar binamızın tamamlanmasını, 31 Ağustos'ta orada bir PM toplantısı, Kurucular Kurulu ve aynı zamanda kapalı grup toplantısını bir arada gerçekleştirmiş olacağız.
1 Eylül tarihinde Merkez Yönetim Kurulu toplantımız olacak orada. 2 Eylül'de de il başkanları toplantımızı yine yeni binamızda gerçekleştireceğiz.
Biz Eylül ayı için bir planlama yapıyoruz.
Tüm milletvekillerimiz sahada Yeni Parti'yi anlatmak üzere görevlendirilmiş olacaklar. Her ilde iki milletvekili olmak üzere bütün illeri gezmiş olacağız.
Görevlendirmeler bu hafta belirlenecek.
Eylül ayı içerisinde de Meclis kapalıyken milletvekili olarak durmayacağız ve o çalışmaların içerisinde bulunacağız.
YARGI SÜREÇLERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME
Kıymetli yurttaşlarımız, yargı konusunu hep anlatıyoruz.
Yargı eliyle yönetilmek istenen bir Türkiye var. Operasyonları, haksızlıkları, daha önce görmediğimiz usulsüzlükleri, tutuklanan bir kimsenin dava açılmadan tekrar tekrar ifade alıp zorlanmasını geçen de ifade ettim.
Türkiye'de bunun yeterince konuşulmadığını görüyorum.
Bir mahkeme esnasında, yargılamada, hakim huzurunda bir kimse ifade verirken savcının araya girip de, “Ben tutuklama talep ediyorum.” dediği hiçbir dönem olmamıştır.
Bizim Ceza Mahkemesi Kanunumuzda ifadeye bakarak bir tutuklama şartı yoktur.
Sürekli ülkedeki gerek bu yürütülen ikinci çözüm süreci, bir başka adıyla da Milli Birlik Kardeşlik Komisyonu ve onunla birlikte çıkartılan yasalarla birlikte hep iktidar ve ortağının vurguladığı ülkedeki iç barış, evrensel hukuk, tutuksuz yargılama, Anayasa Mahkemesinin kararları, anayasanın bağlayıcılığı, İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı denilip de tek bir adım atılmadığını görüyoruz.
Bu yönüyle de çok büyük bir iki yüzlülükle karşı karşıya olduğumuzun altını çizerek konuşmasını tamamladı.
YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Zeynel Emre, basın açıklamasının ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
BASIN MENSUPLARININ SORULARI YANITLANDI
Basın açıklamasının ardından belediyelere yönelik süreçler, Genel Başkanın Kocaeli ve Kayseri programları, sağlık durumuna ilişkin gelişmeler, üyelik takvimi ve parti içi seçim yöntemine ilişkin sorular yanıtlandı.
Açıklamada, ilçe ve il başkanlıklarının belirlenmesinde üyelerin doğrudan katılımının sağlanacağı, yasal prosedürlerin yerine getirileceği ve “Genel merkezin adayı” anlayışının olmayacağı ifade edildi.
“Biz Türkiye'ye gerçek anlamda bir demokrasi inşa etmek, gerçek anlamda bir hukuk devleti olsun istiyoruz. Bu nedenle de Yeni Parti'yi tüm hukuk ilkeleri ve teamüllerine göre yöneteceğiz. Tüm demokratik kuralları yerine getireceğiz.” denildi.
Siyasi Partiler Kanunu'nun öngördüğü yasal süreçlerin uygulanacağı belirtilirken, üyelerin katılımıyla yapılacak seçimlerin geçmiş dönemlerdeki temayül yoklamalarına benzer şekilde yürütüleceği ifade edildi.
“İsteyen istediği yerde istediği şekilde aday başvurusu yapabilir. Siyasi Partiler Kanunu ve ona uygun hazırlanan tüzüğümüze sonuna kadar elbette riayet edeceğiz. Ama kendi demokrasi anlayışımıza göre daha demokratik süreçlerin yaşanması için yapacağımız seçimler bunlar. Bir kanuna aykırılığı söz konusu olmayacak.” ifadeleri kullanıldı.