
Okullar ara tatile girdi. Çocuklar sevinçle karnelerini aldılar.
Onlar için en güzel iki hafta olduğunu söyleyebiliriz.
Ara tatil nedeniyle, çocuk ve gençlerin caddelere çıkması kente ayrı bir güzellik ve canlılık katıyor.
İlkokul, ortaokul ve lise düzeyinde torunlarım var. Karnelerini sevinçle getirip gösterdiler. Karnelere bakıyorum yaklaşık 10 ders varsa bunların en az 8 tanesinin notu 100, diğer dersler de 98- 95 gibi.
Kendimin ve çocuklarımın öğrencilik yıllarını düşünüyorum. Ellinin üzerinde not almak için nasıl bir gayret içinde olduğumuzu hatırlıyorum.
Nesiller arası bir değerlendirme yaptığımda, notların da objektif
olması halinde, ya torunlarımız bize göre çok zeki ve çalışkan, biz ise tam tersi veya bu işte bir terslik var.
Çünkü, torunlara sorduğum bazı soruların çok basit olmasına karşın doğru yanıtlarını almakta zorlandım. “Biz onları görmüyoruz” gibi yanıtlar aldım.
O zaman da, o yüksek notlardan kuşku duydum.
Nasıl bir eğitim yöntemi uygulandığını sorguladığımda, aslında değişen bir şey olmadığı görülüyor. Yani öğretmen belirli bir konuları anlatıyor ve o konularda sınav yapıyor değerlendirmeler yapıyor.
Öğrencileri araştırmaya yönlendirecek proje çalışmaları yok.
Büyük torun liseyi İngiltere’de okuyor. Onunla da oradaki eğitim sistemi konusunda sohbet ettik.
Aldıkları notun % 50 si bizdeki gibi, öğretmenin anlatıp ilgili konulardan sınav yapmasından oluşuyor.
Diğer %50 si ise proje çalışmasından geliyor.
Öğrenciye belirli bir konuda proje çalışması veriliyor, öğrenci belirli sürede o projeyi tamamlayıp öğretmenine sunuyor.
Öğretmen bu projedeki çalışmayı değerlendirerek diğer %50 notu tamamlamış oluyor. Her iki notun toplama 50 nin üzerinde ise başarılı sayılıyor.
Çağımızda bilgiye ulaşmak çok kolay. İnternet veya yapay zekâ üzerinden her türlü bilgi sağlanabiliyor.
Büyük torun verilen proje çalışmasında teknolojiyi de kullanarak, kopyala- yapıştır yöntemiyle projesini yapıyor ve öğretmenine veriyor.
Öğretmen projeye bakıyor, inceliyor aynen şu ifadeyi kullanıyor. “Bu projede seni hiç göremedim” diyor.
Yani kopyala- yapıştır yöntemiyle yapmış olduğunu ve kendisine ait bir katkının olmadığını ifade ediyor.
Diyor ki, tamam araştırıp o bilgilerden yararlanacaksınız ama o bilgiler sonrası senin “özgün düşüncenin” projeye yansıması lazım.
Yani projede seni göremiyorum derken “özgün düşünceni” göremiyorum demek istediği anlaşılıyor.
Böylece gençleri araştırmaya yönelik düşünme, sorgulama
yeteneklerinin geliştirilmesi amaçlanıyor.
Eğitimin olması gereken gerçekliği de burada yatıyor. Araştırıp bulacaksın, bulduğun bilgilerin ışığında özgün kişisel düşünceni oluşturacaksınız.
Yıllarca tüm eğitimciler tarafından söylendiğine rağmen, bir türlü bu sistemi ülkemize sokamamanın üzüntüsünü yaşıyoruz.