Gülden Sökelioğlu
Gülden Sökelioğlu

Meşhur Fransız soğan çorbası

Soğan, gribe karşı koruyucu özeliği olan çok iştah açıcı bir bitkidir.

22 Mart 2017 Saat: 16:48
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu yazı 996 kez okunmuştur

Yorgunluğu giderici etkisi ve böbrek taşlarının oluşumunu önleme, vücut ödemlerini çözme gibi özelliklerinden dolayı bolca tüketmemiz gereken bir besindir.

Binlerce yıl öncesinden Çinliler soğan çorbasını soğuk algınlığına, baş ağrısına, koleraya, romatizmaya, gözlere iyi geldiğini düşünürlermiş. Mısır’da ise kutsal sayılan soğan en değerli tapınak adaklarından biriymiş. Soğanın ilk olarak Orta Asya’ da kullanıldığına inanılıyor. Oradan Çin, Hindistan, Mısır ve diğer ülkelere yayıldığı sanılıyor. Hindistan da aynı Çin de olduğu gibi şifalı kabul ettikleri soğanı yüzyıllardan beri bolca kullanan ülkelerden olmuş.  Sümer tabletlerinde en iyi soğanın kent yöneticisinin tarlalarında olduğu belirtilmiş. Romalılar soğanı Avrupa’ya taşımış ancak sevdirememişler. Avrupa bu bitkiyi çok sonraları kullanmaya başlamış.

Yıllar önce bir arkadaşım bize geldiğinde oğlum çok kötü hastaydı ve aşırı öksürüyordu. Arkadaşımın annesi soğuk algınlıklarında ve öksürüklerde beyaz sarımsak gibi rengi olan soğanı sütle kaynatarak içirirmiş. Tavsiye üstüne hemen aldım kaynatıp birkaç gün içirdim, cidden iyileşme oldu. Ondan sonra ne zaman başım sıkışsa soğanı sütle kaynattım. Şifalı olduğunu bizzat test ettim yani. Eskiden beri iltihabı sökme özelliğinden dolayı annelerimiz çıban türü yaralarda soğanı hafif yakarak yaranın olduğu yere bağlarlar. Arı sokmalarında şişliği giderici özeliği de bilinen bir gerçek.

Ben çocukken annemler Lavaş ekmeği ile bir çorba yaparlardı. Soğanları kavurup kaynamış su döker içine baharat atıp uzayan çeçil peynirinden ekler ve yumurtayı çırparak katarlardı. Bu karışımı ufak parçalara ayırdıkları lavaş ekmeklerinin üzerine gezdirir önümüze koyarlardı. O zamanlar evde yemek yoksa başvurulan bu yemeğin tadına doyamazdık. Şimdi bile gerçek lavaş bulabilirsek yaptığımız bir yemek. Bizim yemek yerine koymadığımız bu besini insanlar kullanmış, çok yakın bir benzerini dünyaca meşhur etmişler. Elimizdeki değerlerin birçoğunu kullanmayı beceremediğimizden bu yemek de bizim güme gitmiş tatlarımızdan. Kendimizle o kadar meşgulüz ki bir şeyleri tanıtıp gelir kapısı yapmak aklımızdan çok sonraları geçiyor. Türkün aklı misali…Birçok milli yemeğimizi başka ülkelere kaptırıp sonraları çok ah vah çekmişliğimiz var örneğin. Baklava, yoğurt, lokum gibi tatlarımızın patentini kaybediyorduk bir zamanlar neredeyse. Sonuçta patentini kaybetmedik ama kapmaya çalışan ülkelerdeki üretime engel de olamadık. Yani ticari kapımızdan bir kaçı böylece kapanmış oldu maalesef.

                                                                                     

Şimdi bu kadar lafın üstüne bir çorba iyi gider deyip Fransızların dünyaca ünlendirdiği soğan çorbasının tarifine gelelim.

 

 

Malzemeler:

5 adet orta boy kuru soğan

5 su bardağı tavuk veya et suyu

3 yemek kaşığı mısır unu

2 yemek kaşığı tereyağı

1 çay kaşığı karabiber

1,5 tatlı kaşığı tuz

 

Bez Torba İçinde:

5–6 dal maydanoz

1 tatlı kaşığı kekik

1 tatlı kaşığı tane karabiber

3 adet defneyaprağı

 

Üzeri İçin:

6 dilim ekmek (Zeytinyağı sürülerek fırında kızartılmış)

6 büyük dilim kaşar peyniri

 

Yapılışı:

Soğanları temizleyip ince dilimler halinde doğrayın. Tereyağı ile birlikte rengi kahverengiye dönene kadar yaklaşık 15-20 dakika kavurun. Unu ekleyip 1-2 dakika kadar karıştırın. (İsterseniz bir bardak şarap veya bir miktar likör ekleyebilirsiniz. Fransızların tarifinde likör var) Et suyunu ekleyin. Bez torba içinde ya da küçük bir tülbent parçasına maydanoz, kekik, karabiber ve defneyaprağını bağlayarak tencereye koyun. Toz karabiberi ve tuzu ekleyip 15 dakika pişirin. Tülbent bohçasını alıp atın. Isıya dayanıklı 6 kâseye çorbayı paylaştırın. Kızarmış ekmek dilimlerinin üzerine peynirleri ekleyip kâselerin üzerine koyun. 180 derecede ısıtılmış fırında peynirler eriyip kızarana kadar tutun. Isıya dayanıklı kabınız yoksa kızarmış ekmeklerin üzerine kaşarı koyup ızgarada ya da fırında eriterek çorbanın üzerine ekleyip servis edebilirsiniz.  

Afiyet olsun.

 

 

Kocaeli Haberci Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

" Ya bir yol bulacağız ya da yeni bir yol yapacağız."25 Temmuz 2026 Saat: 00:32
Bu tarihi söz, Kartacalı komutan Hanibal Barca'ya aittir.
Neyden kurtulduk!20 Temmuz 2026 Saat: 01:57
Milli Eğitim Bakanı(!) Yusuf Tekin'in geçen günlerde söylediği,
"Değişmeyen tek şey, değişimdir."12 Haziran 2026 Saat: 12:29
Bu söz, Efesli filozof Herakleitos'a aittir. (M.Ö 535-475)
Hırsın sonu!22 Mayıs 2026 Saat: 16:30
Daha önceki yazılarımda 'Hırs'ın Arapça kökenli 'Harese'den geldiğini ve anlamının da, devenin çok sevdiği bir diken olduğunu belirmiştim.
Atatürk'ün Çocuklara Vasiyeti!24 Nisan 2026 Saat: 17:55
Mustafa Kemal Atatürk, 17 Ekim 1922'de Bursa'ya gelir ve kendisini karşılayan çocuklara şöyle seslenir:
Tüm Yazıları