Kocaeli Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla İzmit İnsan Hakları Parkı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi.


Haber: Atilla YÜCEAK
"Barış'ı beklemeyelim Barış'ı örgütleyelim!"
Kocaeli Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla İzmit İnsan Hakları Parkı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada savaşlara, işgallere, sömürüye ve halkların iradesinin yok sayılmasına karşı barış, demokrasi, eşitlik ve özgürlük çağrısı yapıldı.
İzmit İnsan Hakları Parkı’nda düzenlenen basın açıklamasına Kocaeli Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri, KESK’e bağlı sendikalar, TMMOB, DİSK Bölge Temsilciliği, demokratik kitle örgütleri, emekli sendika ve dernekleri, Veli-Der, Barış gönüllüleri, siyasal parti temsilcileri ile Hak savunucusu ve DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ve Kocaeli KHK Platformu katıldı.
Basın açıklamasının açılış konuşmasını Eğitim Sen Kocaeli 1 No’lu Şube Üniversite Sekreteri Ömer Furkan Özdemir yaptı. Özdemir’in ardından söz alan Eğitim Sen Kocaeli 1 No’lu Şube Başkanı Metin Temel, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla hazırlanan açıklamayı kamuoyuyla paylaştı.

“BARIŞ YALNIZCA SİLAHLARIN SUSMASI DEĞİLDİR”
Metin Temel, konuşmasına savaşların, çatışmaların, işgallerin ve silahlanmanın karşısında barışı savunduklarını belirterek başladı.
Temel, barışın yalnızca silahların susması anlamına gelmediğini vurgulayarak, insanların özgür, eşit ve güven içinde yaşayabildiği; halkların kendi gelecekleri üzerinde söz ve karar sahibi olduğu demokratik bir yaşam düzeninin gerçek anlamda barış olduğunu ifade etti.
Dünyanın savaşlar, çatışmalar, militarizm, otoriterlik, sömürü ve ekolojik yıkımla kuşatıldığına dikkat çeken Temel, savaşların en ağır bedelini emekçilerin, yoksulların, kadınların, çocukların ve gençlerin ödediğini söyledi.
“SAVAŞLARDAN SERMAYE VE SİLAH TEKELLERİ KAZANIYOR”
Konuşmasında Ortadoğu’daki gelişmelere de değinen Temel, Rusya-Ukrayna savaşı, Filistin’de yaşananlar ve bölgedeki çatışmaların savaş tehlikesini büyüttüğünü belirtti.
Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkının ve özgür ve eşit yaşama iradesinin savunulması gerektiğini dile getiren Temel, İsrail’in işgal ve saldırı politikalarının sona ermesi ve Ortadoğu’nun halkların eşit, özgür ve barış içinde yaşayabileceği bir bölge haline gelmesi çağrısında bulundu.
Temel, savaş bütçelerine ayrılan kaynakların eğitim, sağlık, sosyal politikalar ve halkların insanca yaşamı için kullanılması gerektiğini belirterek, daha fazla silahlanma ve güvenlik politikaları yerine barış, demokrasi, sosyal adalet ve eşitliğe yatırım yapılmasını istedi.
“TÜRKİYE’DE BARIŞ İÇİN YENİ BİR FIRSAT YARATILMALI”
Türkiye’nin uzun yıllardır çatışma ve şiddet politikalarının ağır sonuçlarını yaşadığını ifade eden Metin Temel, barış ve demokratik çözüm yönünde atılacak her adımın desteklenmesi gerektiğini söyledi.
İçinden geçilen sürecin, Türkiye’nin uzun yıllardır çözülemeyen sorunlarının demokratik siyaset, diyalog, müzakere ve toplumsal uzlaşı yoluyla çözülmesi açısından önemli bir fırsat olduğunu belirten Temel, kalıcı barışın toplumsal zemininin oluşturulması gerektiğini vurguladı.
Temel, barışın düşünce ve ifade özgürlüğünün güvence altına alınmasından demokratik siyasetin önünün açılmasına, seçilmişlerin iradesine saygı gösterilmesinden anadilde eğitim ve kültürel hakların tanınmasına kadar geniş bir demokratik çerçeveyi kapsadığını söyledi.
Türkiye’de yürütülen barış sürecine toplumun bütün kesimlerinin dahil edilmesi gerektiğini belirten Temel; emek ve meslek örgütleri, kadınlar, gençler, akademi ve demokratik kitle örgütlerinin sürecin yalnızca izleyicisi değil, öznesi olması gerektiğini ifade etti.
“KÜRT SORUNU DEMOKRATİK SİYASET VE TOPLUMSAL UZLAŞIYLA ÇÖZÜLMELİ”
Kürt sorununun yalnızca bir güvenlik sorunu olarak ele alınmaması gerektiğini dile getiren Temel, sorunun demokratik siyaset ve toplumsal uzlaşı temelinde çözülmesi çağrısında bulundu.
Kürt halkının kimliği, dili, kültürü ve demokratik iradesinin güvence altına alınması gerektiğini belirten Temel, seçilmişlerin iradesini yok sayan kayyım uygulamalarına son verilmesini istedi.
Temel, Türkiye’nin geleceğinin inkâr ve tekçilik üzerine değil, eşit yurttaşlık ve ortak yaşam anlayışı üzerine kurulması gerektiğini söyledi.
“EMEK MÜCADELESİ İLE BARIŞ MÜCADELESİ BİRBİRİNDEN AYRI DEĞİL”
Savaş politikalarının yükünü en ağır biçimde emekçilerin taşıdığını belirten Metin Temel, savaş ve güvenlik harcamaları artarken eğitim, sağlık ve kamu hizmetlerinin kaynak yetersizliğiyle karşı karşıya bırakıldığını söyledi.
“Emek mücadelesi ile barış mücadelesi birbirinden ayrı değildir” mesajı veren Temel, barışı savunmanın aynı zamanda emeğin haklarını, demokrasiyi, laikliği, özgürlükleri ve sosyal adaleti savunmak anlamına geldiğini ifade etti.
Kadınların özgürlüğü ve eşitliği güvence altına alınmadan demokratik toplumun kurulamayacağını belirten Temel, gençlerin geleceksizlik ve umutsuzluğa mahkûm edilmediği, emekçilerin güvenceli ve insanca yaşayabildiği bir Türkiye için mücadele edeceklerini söyledi.
“KOCAELİ’NİN HAVASINA, SUYUNA, TOPRAĞINA VE KÖRFEZİNE SAHİP ÇIKIYORUZ”
Kocaeli’nin bir sanayi ve emek kenti olduğuna dikkat çeken Temel, kentte yükselttikleri barış talebinin aynı zamanda insanca yaşam, güvenceli çalışma, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile temiz hava, temiz su ve sağlıklı çevre talebi olduğunu vurguladı.
Kocaeli’nin havasına, suyuna, toprağına ve Körfez’ine sahip çıktıklarını belirten Temel, işçilerin haklarını aradıkları için baskı görmediği, sendikal örgütlenmenin engellenmediği ve iş cinayetlerinin kader olarak görülmediği bir Kocaeli istediklerini söyledi.
Dilovası başta olmak üzere yaşanan iş cinayetleri ve çevre sorunlarına da değinen Temel, insanı ve yaşamı değil kârı merkeze alan anlayışın toplumsal barışın da önünde engel oluşturduğunu ifade etti.
“BARIŞI BEKLEMEYELİM, BARIŞI ÖRGÜTLEYELİM!”
Basın açıklamasının sonunda savaş ve işgal politikalarından vazgeçilmesi, Filistin halkının yaşadığı zulüm ve işgalin sona ermesi, Türkiye’de barış ve demokratik toplum sürecinin önünün açılması çağrısında bulunuldu.
Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için demokratik siyasetin önünün açılması, kayyım uygulamalarına ve halk iradesine yönelik müdahalelere son verilmesi, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması istendi.
Açıklamada ayrıca emeğin, kadınların, gençlerin ve doğanın haklarının korunması çağrısı yapıldı.
Kocaeli Emek ve Demokrasi Platformu adına yapılan açıklama, “Savaş değil barış! Baskı değil demokrasi! İnkâr değil eşitlik! Sömürü değil emek! Tahakküm değil özgürlük!” sloganlarıyla sürdürülürken, “Barışı beklemeyelim, barışı örgütleyelim! Demokratik toplumu birlikte inşa edelim!” mesajı verildi.
Açıklama, “1 Eylül Dünya Barış Günü kutlu olsun. Yaşasın halkların kardeşliği! Yaşasın barış, demokrasi, özgürlük ve eşitlik mücadelemiz!” sözleriyle sona erdi.
Dinleyelim mi!