Elif Doğan
Elif Doğan

HAKAN KOÇAR

22 Eylül 2026 Saat: 03:04
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu yazı 0 kez okunmuştur

Şiirden Fotoğrafa, Müzikten Belgeselciliğe Uzanan Bir Sanat Yolculuğu

Bazı insanlar vardır; hayatı yalnızca yaşamakla yetinmez, yaşadıklarını gözlemlemek, anlamlandırmak ve gelecek kuşaklara aktarmak ister. Onlar için sanat, birbirinden bağımsız alanlardan oluşan bir uğraş değil; insanı, hayatı, geçmişi ve yaşadığı coğrafyayı anlatmanın farklı yollarıdır. Eğitimci, şair, yazar, belgesel yapımcısı, fotoğraf ve ses sanatçısı, aynı zamanda yayıncı kimliğiyle çalışmalarını sürdüren Hakan Koçar da hayatını böyle bir anlayış üzerine kuran isimlerden biridir.

Onun sanat yolculuğunun merkezinde insan vardır. İnsan hikâyelerini dinlemek, hayatın ayrıntılarını gözlemlemek, yaşadığı coğrafyanın tarihini ve kültürünü araştırmak ve bütün bunları şiir, edebiyat, fotoğraf, müzik ve belgesel gibi farklı sanat dalları aracılığıyla anlatmak Hakan Koçar'ın üretim dünyasının temelini oluşturur.

Kocaeli'nin kültür ve sanat hayatı içerisinde aktif biçimde yer alan Koçar, imkânları ölçüsünde edebiyata ve sanatın farklı alanlarına katkı sunmaya devam etmektedir. Onun için sanat yalnızca kişisel bir ifade alanı değil; aynı zamanda yaşanılan zamana, insana ve kültürel mirasa karşı bir sorumluluktur.

Şiirle Başlayan Uzun Bir Yolculuk

Hakan Koçar'ın edebiyatla kurduğu ilişki, kitaplarının yayımlanmasından çok daha önce, henüz 15-16 yaşlarında başladı. Şiir okumak ve şiir yazmakla başlayan bu süreç, zaman içerisinde onun hayatının ayrılmaz bir parçasına dönüştü.

Koçar, şiirin kendisi için zaman içerisinde bir alışkanlığın ötesine geçerek bir kendini ifade etme biçimine dönüştüğünü dile getiriyor. Bazen insanın söyleyemediği, anlatmaya kelimelerin yetmediği duyguların birkaç mısra içerisinde hayat bulabildiğine inanıyor.

Belki de şiirin en güzel taraflarından biri de burada ortaya çıkıyor: İnsan bazen içinde biriktirdiklerini uzun uzun anlatamaz; fakat birkaç dize, anlatılamayanların sesine dönüşebilir.

Koçar'ın şiirle başlayan edebiyat yolculuğu, zamanla kitaplara, öykülere, romanlara, gazete ve dergi yazılarına kadar genişledi.

İlk Kitaptan Bugüne

Hakan Koçar'ın edebiyat serüveninde önemli dönüm noktalarından biri, 2001 yılında yayımlanan "Dağ Denize Düşünce" adlı şiir kitabı oldu. Bu kitapla birlikte yıllardır devam eden yazma serüveni daha görünür hâle geldi ve okurlarla buluştu.

Ardından şiir ve diğer edebî çalışmalarını sürdürdü. Yerel gazete ve dergilerde düzenli olarak yazılar kaleme aldı. Bir dönem Siyah Beyaz ve Artı Eksi gibi sanat dergilerinde editörlük görevleri üstlendi.

Bugün geriye dönüp baktığında, yaptığı çalışmalar arasında "iyi ki yapmışım" dediği pek çok şey olduğunu ifade eden Koçar, bütün bu deneyimlerin kendisine yeni kapılar açtığını düşünüyor.

Yedi Kitaplık Bir Edebiyat Birikimi

Hakan Koçar'ın bugüne kadar yayımlanmış yedi kitabı bulunuyor. Şiir, öykü ve roman türlerinde eserler veren yazarın kitapları, farklı dönemlerdeki edebî arayışlarının ve hayatla kurduğu ilişkinin izlerini taşıyor.

 

Eserleri arasında;

Dağ Denize Düşünce

Ölüm Şafakları

Kapıları Açmak

Lâl Düştüler

Zamansız Aşklara,

İki Suyun Arasında Kubbe-i Ahzan

Eyüp Zafer'e Doğru yer alıyor.

Her kitabının kendisi açısından ayrı bir hikâyesi olduğunu belirten Koçar için özellikle "Eyüp Zafer'e Doğru" kitabının farklı bir yeri bulunuyor.

Aile Hafızasından Kurtuluş Savaşı'na: "Eyüp Zafer'e Doğru"

"Eyüp Zafer'e Doğru", Hakan Koçar'ın yalnızca edebî bir çalışması değil, aynı zamanda aile hafızasının tarih ile buluştuğu özel bir eser olarak öne çıkıyor.

Eserin çıkış noktası, Kurtuluş Savaşı yıllarında görev yapan dedesinin yaşadıklarıdır. Dedesi, savaş yıllarında onbaşı olarak görev yapmış, geride ailesine aktarılacak hatıralar bırakmıştır.

Koçar, dedesinden dinlediği hatıraları yalnızca aile içinde kalan anılar olarak değerlendirmek yerine onları araştırmalarla bir araya getirerek edebî bir anlatıya dönüştürmüştür. Dedesinden dinlediği anıların yanı sıra Millî Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay kayıtları, tarihî bilgiler ve döneme ait başka hatıralardan da yararlanarak eseri kurgulamıştır.

Bu yönüyle "Eyüp Zafer'e Doğru", bir roman olmanın yanında bir aile hafızasının kayda geçirilmesi, bir kuşağın yaşadıklarının gelecek kuşaklara aktarılması ve Kurtuluş Savaşı'nın isimsiz kahramanlarına duyulan vefanın edebî bir ifadesidir.

Koçar'ın bu esere yüklediği anlam da oldukça büyüktür. Çünkü aile büyüklerinden dinlenen hikâyeler zaman içerisinde unutulabilir; fakat yazıya aktarılan bir hatıra, kuşaklar arasında bir köprü kurabilir.

Ödüllerden Önce Üretmek

Hakan Koçar, bugüne kadar çeşitli yerel yayınlardan ve derneklerden ödüller almış olsa da edebiyat anlayışının merkezine ödülleri koymuyor.

Onun için edebiyatta en büyük ödül, yazılan bir kitabın okurla buluşması ve okurun zihninde ya da gönlünde bir iz bırakmasıdır.

Ödüllerin sanat dünyasında önemli bir yeri olduğunu kabul etmekle birlikte, asıl önemli olanın üretmeye devam etmek olduğunu düşünüyor. Yazmak, üretmek ve okurla buluşmak onun için ödüllerden çok daha kalıcı bir anlam taşıyor.

Fotoğraf: Hayata Bir Kareden Bakmak

Hakan Koçar'ın sanat anlayışı yalnızca edebiyatla sınırlı değil. Fotoğraf da onun dünyasında önemli bir yere sahip.

Fotoğraf çekmek, onun için yalnızca bir görüntüyü kaydetmek anlamına gelmiyor. Bir fotoğrafın ardında bir insan, bir şehir, bir yapı, bir tarih ya da unutulmaya yüz tutmuş bir hikâye olabileceğine inanıyor.

Bu nedenle seyahatlerinde yalnızca gezip görmekle yetinmiyor; gittiği yerlerin tarihini, kültürünü ve insanlarını tanımaya çalışıyor. Böylece fotoğraf, onun için yaşadığı zamanı geleceğe taşımanın başka bir yolu hâline geliyor.

Kırk Yılı Aşan Müzik Serüveni

Sanatın bir başka dalı olan müzik de Hakan Koçar'ın hayatında önemli bir yer tutuyor.

Özellikle Türk sanat müziği, kırk yılı aşkın süredir hayatının içerisinde bulunuyor. Müziği yalnızca dinlemekle kalmayan Koçar, aktif olarak Türk sanat müziği icra ediyor ve Kocaeli'deki farklı koro ve müzik çalışmalarına da katkı sunuyor.

Edebiyat, fotoğraf ve müziğin onun dünyasında birbirinden ayrı olmadığını söylemek mümkün. Çünkü bütün bu alanların ortak noktasında duygu, insan ve anlatma isteği bulunuyor.

Belgeselcilik: Şehirlerin ve İnsanların Hafızasını Kaydetmek

Hakan Koçar'ın üretim alanlarından biri de belgeselcilik.

Belgesel çalışmalarında özellikle tarih, kültür, insan ve coğrafya arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Gezip gördüğü yerlerin yalnızca bugünkü görüntüsünü değil, geçmişten bugüne taşıdığı hikâyeleri de anlamaya çalışıyor.

Güneydoğu Anadolu gezisi sırasında hazırladığı "Taşlara Yazılan Zaman" adlı belgesel çalışması da bu anlayışın bir örneğini oluşturuyor. Bölgenin tarihini ve kültürel dokusunu ele alan çalışma, gördüklerini izleyiciyle paylaşma isteğinin bir sonucu olarak ortaya çıktı.

Şimdilerde ise yaz döneminde çekimlerini gerçekleştirdiği Karadeniz belgeseli üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Bu projeyi izleyiciyle buluşturmayı hedefliyor.

Zamanı Boşa Harcamak En Büyük Korkusu

Hakan Koçar'ın hayat anlayışında zamanın özel bir yeri bulunuyor.

Kendisi için belirgin bir hobiden söz etmekten çok, üretmenin ve öğrenmenin hayatının doğal bir parçası olduğunu ifade ediyor. En büyük korkularından birinin zamanı boşa harcamak olduğunu söylüyor.

Onu düşündüren konuların başında ise kültürel değerlerin, insan hikâyelerinin ve geçmişin unutulması geliyor.

Çünkü ona göre bir toplum geçmişini hatırlamazsa geleceğe bakarken önemli bir parçasını eksik bırakır.

Belki de bu nedenle yazıyor, fotoğraf çekiyor, müzik yapıyor ve belgeseller hazırlıyor. Bütün bu çalışmaların temelinde aynı düşünce bulunuyor:

Gördüklerini, duyduklarını ve bildiklerini geleceğe bırakmak.

Sanatın Farklı Dallarını Birleştiren Bir Anlayış

Hakan Koçar'ın çalışmalarına bir bütün olarak bakıldığında şiir, öykü, roman, fotoğraf, müzik ve belgeselin aslında aynı noktada buluştuğu görülüyor.

Bir şiirde birkaç mısra...

Bir fotoğrafta tek bir kare...

Bir romanda bir insanın hayatı...

Bir belgeselde bir şehrin hafızası...

Bütün bunlar onun için geleceğe bırakılacak birer iz niteliğinde.

Onun sanat anlayışında önemli olan yalnızca eser üretmek değil, insana, yaşadığı coğrafyaya ve geçmişe dair bir şeyleri geleceğe taşıyabilmek.

Yayıncılık ve Yeni Yazarlara Destek

Hakan Koçar aynı zamanda yayıncılık alanında da çalışmalar yürütüyor. Kitaplarını yayımlamak isteyen yazarlara; editörlük, tasarım ve baskı gibi süreçlerde destek sunuyor.

Bu yönüyle yalnızca kendi eserlerini üretmekle kalmıyor, başka yazarların da eserlerini okurla buluşturabilmeleri için yayıncılık deneyimlerini paylaşmaya çalışıyor.

Yeni Projeler

Koçar'ın üretim süreci devam ediyor.

Öncelikli çalışmalarından biri "Eyüp Zafer'e Doğru" kitabının daha fazla okura ulaşmasını sağlamak. Bu kapsamda imza günleri, söyleşiler ve farklı şehirlerde gerçekleştirilecek kültür-sanat etkinlikleri üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.

Bunun yanında yeni edebî çalışmalarının da devam ettiğini belirtiyor.

Belgesel alanında Karadeniz projesini sürdürürken, müzik çalışmalarına ve Kocaeli'deki farklı korolara yönelik faaliyetlerine de devam ediyor.

Gelecekte ise edebiyatı, fotoğrafı, müziği ve belgeseli bir araya getiren daha kapsamlı çalışmalar gerçekleştirmek istiyor.

Geleceğe Bırakılacak Bir İz

Hakan Koçar'ın sanat yolculuğunun ortak paydasında tek bir düşünce öne çıkıyor: İz bırakmak.

Bir insanın hikâyesini anlatmak, unutulmaya yüz tutmuş bir anıyı kayda geçirmek, geçmişin bir parçasını fotoğraflamak, bir şehrin hafızasını belgeselleştirmek ya da birkaç mısra ile bir duyguyu gelecek kuşaklara ulaştırmak...

Bütün bunlar onun için aynı amaca hizmet ediyor.

Yazmak, onun açısından hiç bitmeyen bir süreç. Öğrenmek, gözlemlemek, üretmek ve anlatmak ise hayatının devam eden parçaları.

Kendisini yalnızca "şair", "yazar", "fotoğrafçı", "müzisyen" ya da "belgeselci" olarak tanımlamak yerine, bütün bu alanları birbirini besleyen bir bütün olarak görüyor.

Çünkü onun dünyasında sanatın farklı dalları arasında görünmeyen bir bağ var: insan, zaman, hafıza ve yaşanmışlık.

Bugün çalışmalarını sürdüren Hakan Koçar; yeni kitaplar yazmaya, yeni projeler üretmeye, fotoğraf çekmeye, müzikle ilgilenmeye ve belgeseller hazırlamaya devam ediyor.

Onun için hayatın en değerli taraflarından biri, yaşananların kaybolup gitmesine izin vermemek.

Bir şiirle, bir fotoğrafla, bir kitapla, bir ezgiyle ya da bir belgeselle geçmişten geleceğe küçük de olsa bir iz bırakabilmek...

Belki de Hakan Koçar'ın bütün sanat yolculuğunu anlatan en anlamlı cümle budur:

İnsan yaşadığı zamana yalnızca tanıklık etmemeli; elinden geldiğince onu geleceğe de anlatmalıdır.

 

Kocaeli Haberci Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Kitaplarla Büyüyen Bir Ömür: Mecbure Servi8 Eylül 2026 Saat: 14:27
Bazı insanların hayatında kitaplar yalnızca okunacak sayfalardan ibaret değildir.
Nermin Tol Kimdir19 Ağustos 2026 Saat: 16:53
SÜLEYMAN PEKİN KİMDİR31 Temmuz 2026 Saat: 18:48
Bilge Melek Cevherli4 Temmuz 2026 Saat: 22:23
Duru Melek Cevherli Kimdir?3 Temmuz 2026 Saat: 16:32
Tüm Yazıları