
İstanbul’da dünyaya gelen Sevda Akyol Baştımar, edebiyatla kurduğu güçlü bağını yaşamının her dönemine taşıyan, kalemini insan sevgisiyle besleyen yazarlarımızdan biridir. Evlendikten sonra Almanya’ya yerleşen ve üç çocuk annesi olan Baştımar, farklı bir ülkede yeni bir hayat kurmanın zorluklarını mücadeleyle aşarken, yaşamın her alanından edindiği deneyimleri ilerleyen yıllarda yazılarına yansıtmıştır.
Lise yıllarında başlayan edebiyat tutkusu zaman içerisinde onun için yalnızca bir ilgi alanı olmaktan çıkmış, adeta hayatının merkezine yerleşmiştir. Şiir, öykü ve deneme türlerinde kalem oynatan yazar, kendisini çoğu zaman “ozan” kimliğinden ziyade bir “yazar” olarak tanımlamayı tercih etmektedir. Çünkü ona göre yazmak; yalnızca duygu aktarmak değil, aynı zamanda insanı anlamak, yaşamı gözlemlemek ve topluma fayda sağlayabilmektir.
Almanya’ya yerleştikten sonra dilini bilmediği bir toplumun içinde var olabilmek adına öncelikle dil eğitimine yoğunlaşan Baştımar, azmi ve kararlılığı sayesinde kısa sürede uyum sağlayarak iş hayatına atılmıştır. Beş yıl boyunca bir Alman bankasının muhasebe bölümünde görev yapan yazar, disiplinli çalışma hayatının ardından insan odaklı alanlara yönelmeye karar vermiştir.
Çocuk ve yaşlı bakım eğitimi alan, ardından özel eğitim sürecini başarıyla tamamlayan Baştımar; geçici bakım merkezlerinde, palyatif bakım ünitelerinde ve kendi evlerinde yaşamlarının son dönemini geçiren insanlara gönüllü olarak destek vermeye başlamıştır. Yaklaşık on yıldır sürdürdüğü bu gönüllülük çalışmaları, onun hayata ve insana bakış açısını daha da derinleştirmiştir.
Ölümle yaşam arasındaki ince çizgide insanlara yalnız olmadıklarını hissettirmeyi amaçlayan yazar, bu süreçte tanıdığı her insanın kendisine farklı bir yaşam dersi bıraktığını ifade etmektedir.
İnsan hikâyelerine duyduğu ilgi, gözlem gücü ve vicdani yaklaşımı onun yazarlık yönünü de beslemiştir. Gerçek yaşamdan izler taşıyan öykülerinde; yalnızlık, umut, merhamet, toplumsal dayanışma ve insan ruhunun kırılgan yanları dikkat çekmektedir.
Şiirlerinde ise daha çok duygu yoğunluğu, yaşam sorgulamaları ve sevgi temaları ön plana çıkmaktadır.
Yazarın ilk kitabı olan Kelebeğin Ömrü, 2021 yılında yayımlanmış ve büyük takdir toplamıştır. Ancak bu kitabı özel kılan yalnızca edebi yönü değil, taşıdığı sosyal sorumluluk bilinci olmuştur. Baştımar, kitabın tüm gelirini eğitime destek amacıyla burs veren bir yazı derneğine bağışlayarak 27 öğrencinin eğitimine katkı sağlamıştır. Bu davranışı, onun yalnızca yazan değil; topluma dokunan bir yazar olduğunun da önemli göstergelerinden biri olmuştur.
Son üç yıldır çeşitli burs projelerinde gönüllü olarak görev alan yazar, birçok şair ve yazar dostuyla birlikte imece usulü hazırlanan ortak kitap çalışmalarında da aktif rol üstlenmektedir. “Dükkândan Dünyaya”, “Mutluluk Üzerine” gibi eserlerde yer alan yazıları ve ön sözünü kaleme aldığı çalışmaların gelirleri de tamamen eğitim desteğine aktarılmaktadır. Böylece edebiyatı yalnızca bir sanat dalı olarak değil, aynı zamanda sosyal dayanışmanın güçlü bir aracı olarak görmektedir.
Sevda Akyol Baştımar’ın yazılarında dikkat çeken en önemli unsurlardan biri, güçlü gözlem yeteneğidir. Yazar, iyi bir kalemin temelinde iyi bir gözlemciliğin yattığına inanmakta; insanları dinlemenin, anlamanın ve hayatı hissetmenin yazarlığın vazgeçilmez bir parçası olduğunu savunmaktadır. Ona göre yazmak; yalnızca kelimeleri yan yana getirmek değil, yürekte biriken sevgiyi insanlara ulaştırabilmektir.
Hazırlık aşamasında olan yeni kitap projelerinin gelirlerini de LÖSEV’e ve eğitim destek çalışmalarına bağışlamayı planlayan Baştımar, üretmeye ve topluma katkı sunmaya devam etmektedir. Kaygusuz Abdal 16. Öykü Yarışması’nda “Zamanın Susturdukları” adlı öyküsüyle Güncel Sanat Ödülü’ne layık görülmesi ise yazarlık yolculuğundaki önemli başarılardan biri olmuştur.
Almancaya çevrilen bu öykünün, yaşlı bakım merkezlerinde yaşayan okuyucular tarafından da büyük ilgi görmesi yazarı ayrıca mutlu etmiştir.
Birçok dergide düzenli olarak şiirleri, öyküleri ve denemeleri yayımlanan Sevda Akyol Baştımar; yazmanın yaşının olmadığını, yazmanın bir sevda ve yaşam biçimi olduğunu her fırsatta dile getirmektedir. Yazdıkça büyüdüğünü, yazdıkça güçlendiğini ve kalemi sayesinde insanlara umut olabildiğini ifade eden yazar, geleceğe bırakılacak en kıymetli mirasın sevgi, eğitim ve sanat olduğuna inanmaktadır.
Hayatındaki boşluğu üretmekle, paylaşmakla ve insanlara dokunmakla doldurduğunu söyleyen Sevda Akyol Baştımar, “Mutluluk bulaşıcı olsun” düşüncesini yaşam felsefesi hâline getirmiş; edebiyatı, iyiliği ve insan sevgisini aynı potada buluşturan üretken kalemlerden biri olmayı başarmıştır.