Sevgili okurlarımız
Kültür-sanat sayfalarımıza edebi bir soluk, derinlikli bir ses katacak olan değerli bir kalem artık sizlerle buluşacak. Kocaeli’nin yetiştirdiği başarılı kadın yazarlardan Şair-Yazar Elif Doğan, bundan böyle gazetemiz bünyesinde köşe yazılarıyla siz değerli okurlarımıza seslenecek.
Edebiyat dünyasında kendi izini bırakmayı başaran Elif Doğan hem romanlarıyla hem şiir ve öyküleriyle dikkat çekiyor. Ankara doğumlu olan yazarımız, uzun yıllardır Kocaeli’de yaşamını sürdürüyor ve edebiyatla iç içe üretken bir hayatı benimsiyor.
Yazarlık yolculuğu çocukluk yıllarında başlayan Doğan, farklı türlerde kaleme aldığı eserleriyle geniş bir okur kitlesine hitap ediyor. Eserleri arasında;
2021 – Adı Kader (Roman)
2022 – Rüyamdaki Hayat (Roman)
2024 – İkinci Kalbim (Öykü)
2025 – Tara (Şiir)
2025 – Şampi & Armi (Çocuk Kitabı) bulunuyor.
Ayrıca çok sayıda dergide şiirleri ve öyküleri yayımlanmakta olan Doğan, edebiyat camiasında saygın bir yer edinmiştir. 15. Kaygusuz Abdal Öykü Yarışması’nda aldığı seçici kurul ödülü de bu başarının önemli göstergelerindendir.
Yalın ama derinlikli dili, hayata duyarlı bakışı ve samimi anlatımıyla Elif Doğan’ın yazıları, kültür-sanat sayfalarımıza yeni bir soluk getirecek. Kimi zaman şiirin incelikli dünyasına, kimi zaman öykülerin içtenliğine, kimi zaman da güncel edebiyat konularına uzanacağımız bu köşede; edebiyatseverler için özel bir alan oluşacağına inanıyoruz.
Kendisine hoş geldin diyor, yazılarında buluşmak üzere sabırsızlandığımızı belirtmek istiyoruz.
Bu hafta tanıtacağı edebiyatçı ve yazar
MELEK KAVŞUT
Kelimelerle Yolculuk Eden Bir Ruh: Melek Kavşut
Edebiyatın Sessiz Ama Derin Seslerinden Biri
Modern Türk edebiyatı, çoğu zaman büyük şehirlerin merkezinden taşraya, geçmişten bugüne akan bir nehrin kıyısında şekillenir. Bu kıyıya zaman zaman sessiz ama güçlü izler bırakan kalemler gelir. Melek Kavşut da bu iz bırakan isimlerden biri. Kars’ta doğmuş; memuriyet yaşamı dolayısıyla Anadolu’nun farklı coğrafyalarında bulunmuş, son olarak Kocaeli’ye yerleşmiştir. Bu yönüyle, yalnızca bir şehirde değil, birçok yerleşimde edebiyatın zeminini yoğuran kültürel çeşitliliğe tanıklık etmiş ve bu tanıklığı satırlarına başarıyla aktarmıştır.
Emeklilik sonrası kendini yalnızca bir edebiyat tutkunu değil, aynı zamanda edebiyatı öğrenen, içselleştiren ve disiplinli biçimde işleyen bir özne olarak konumlandıran Kavşut, yedi yıl süren edebiyat eğitimiyle yazınsal mecrasını akademik temellere oturtmuştur. Bu yönüyle, edebiyatı yalnızca bir ifade aracı değil, düşünsel bir alan, kültürel bir üretim biçimi olarak kavramış olması dikkat çekicidir.
İlk kitabı olan Ekmek İskelesi (2014), şiir türünde kaleme alınmış ve Kavşut’un dilsel duyarlılığını okuyucuya ilk defa bu yapıtla duyurmuştur. Ardından roman türüne yönelen yazar, Onu Son Görüşümdü (2015) ve Gölgende Akşam Oldum (2016) eserleriyle bireyin iç dünyasına, insan ilişkilerine ve zamanın kırılganlığına odaklanmıştır. Kavşut’un romanlarında dikkat çeken en önemli unsurlardan biri, bireysel anlatının kolektif hafızayla kurduğu bağdır. Onun karakterleri, yalnızca kendi öykülerini değil, aynı zamanda yaşadıkları toplumun tarihsel izlerini de taşırlar.
Şiire olan bağlılığı ise hiç azalmamış, Dilsiz Şiirler (2021) adlı eseriyle, duygunun suskunluğunu, kelimelerin bazen susarak konuştuğu anları ustalıkla işlemeyi sürdürmüştür. Son romanı Dengbêj (2022), bir halk anlatı geleneği olan dengbêjlik üzerinden, sözlü kültürle yazılı kültür arasındaki geçiş alanında önemli bir anlatı inşa eder. Bu roman, kültürel mirasın korunması ve edebi metinle yeniden üretimi açısından önemli bir örnektir. Kavşut’un bu eseri, edebiyat sosyolojisi açısından değerlendirildiğinde, yerel olanla evrensel olanın buluştuğu nadide metinlerden biri sayılabilir.
Sadece kitaplarıyla değil, çeşitli edebiyat dergilerinde yayımlanan öykü ve şiirleriyle de yazınsal varlığını sürdüren Kavşut, edebiyat mecralarının canlı kalmasına katkı sunan üretken bir yazar kimliğiyle öne çıkar. Onun kalemi hem bireysel duyarlılığın hem de toplumsal belleğin izlerini taşır.
2021 yılında, 15. Kaygusuz Abdal Şiir Yarışması’nda Zümrüd-ü Anka adlı şiiriyle birincilik elde etmesi, onun şiirindeki simgesel derinliği ve lirizmi de teyit etmektedir. Bu başarı, Kavşut’un edebi dilinin yalnızca okuyucuda değil, seçici kurul nezdinde de karşılık bulduğunun göstergesidir.
Melek Kavşut, Anadolu kadınının yaşanmışlıklarını, toplumsal gerçekliği, kültürel sürekliliği ve bireyin içsel çatışmalarını, estetik bir dille edebiyata taşıyan özgün bir kalemdir. Onun edebiyatı, akademik bir perspektiften bakıldığında hem içerik hem biçim açısından incelenmeye değer çok katmanlı bir yapı sunar.
Bugün Kocaeli’den yükselen bu kalemin, Türkiye edebiyatının zenginliğine sunduğu katkı yadsınamaz. Melek Kavşut, edebiyatın yalnızca yazmak değil, aynı zamanda yaşamak olduğunu hatırlatan isimlerden biridir.
Zümrüt_ ú anka
Gül dalında öten bülbül
Benim gibi har da mısın?
Unuttu mu sevdiklerin
Yoksa ah-u zarda mısın?
Derdini söyle bülbülüm
Lokmanın olayım gülüm
Belki de kurtuluş ölüm
Zindanlarda zorda mısın?
Daldan dallara konarsın
Zümrüd-Anka mı sanırsın
Bir söyleyip bin yanarsın
Yoksa hala korda mısın?
Uç bülbülüm özgürce uç
Maviyi sevmek miydi suç
Göğe denize kucak aç
Prangada darda mısın?
Melek Kavşut