

Farklı ve Özel Bir Yazı : KENT SOLU.
Ankara’da emeklilerin eylemi sırasında “Emekliyim, geçinemiyorum” diyerek
intihar girişiminde bulunan emekli polis Ali Şekeroğlu öldü.
Bir polis emeklisi ‘’Geçinemiyorum ‘’ diyerek Ankara’da Bakanlık önünde intihar etmiş.
Yandaş basın 3 maymun… !!??
Son söz ve karar öncelikle emekli vatandaşın.
***
Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre’nin
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi hakkında
Özata Denizcilik hisseleri üzerinden 163 milyon TL yatırdıkları borsadan
dört ay içinde 2 MİLYAR 17 milyon TL ile çıktıkları iddası üzerine
Notbir'in ulaştığı AKP Gnl. Bşk. Yard. Fatma B. Kaya; ‘’Müsait değilim” diye
yanıt vermiş ve iddialar yanıtsız kalmıştı. Bir süre sonra da Fatma B. Kaya,
‘’Partideki görevlerinden "affını isteyerek" istifa etti.
Bu arada her şey bir yana
Kaya çiftinin borsaya yatırdığı 163 milyon ( Eski söylen ile trilyon)
para kaynağı merak uyandırıyor tabiii..!!??
Bir ilginç olan da gazeteci Rojda Altınbaş'ın aktardığına göre
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Fatma B. Sayan Kaya ve İlyas Kaya’nın malvarlıkları için,
eşi ve çocuklarını da kapsayan tedbir talebinde bulunmuş.!?
Yani henüz hala sömut bir adım. Bir önlem. Bir karar yok.!!??
Saraycı, yandaş medya mı… Tabi ki her zaman olduğu gibi yine 3 maymun…
***
Saygıdeğer olurlar ne acıdır ki sevdalısı olduğumuz bu güzel ülkemizde
her gün adeta ışık hızıyla gündem değişiyor.
Bu hafta da anlayışınıza sığınarak can dostum KOÜ ÜNV. Öğretim Görelisi
Doç.Dr. Necmi Cemal Özdemir’in izniyle İnternet Gazetecileri Fedarasyonu’nun
( İGF ) sayfasında yayınlanan bir farklı ve özel ‘’KENT SOLU’’ yazısını paylaşmak istedim.
Öncelikle Necmi Cemal Özdemir kim ?
1960 İskenderun (Hatay) doğumludur.
Yıldız Teknik Üniversitesinden 1984-1985’te mezun olmuş.
Y.T.Ü.’ de Yüksek Lisans, K.O.Ü.’ de doktora yapmıştır.
1986 mayısta araştırma görevlisi olarak başlayan öğretim üyeliği halen
KOÜ. Mühendislik Fakültesi Elektrik Mühendisliği Bölümü,
Elektrik Tesisleri Anabilim Dalında devam etmektedir.
Çok sayıda ulusal ve uluslararası bilimsel yayın, bildiri ve
toplumu bilgilendirici yarı teknik özellikli 32 adet gazete ve dergilere yazı yazmış
ve yazmaya kesintisiz devam etmektedir.
Sayın Özdemir İdari olarak ; Dış İlişkiler Müdürlüğü, Rektör Baş Danışmanlığı,
KOÜ. Karamürsel Denizcilik Meslek Yüksekokulu
Kurucu Müdürlüğü görevlerinde bulunmuş
Ve Kocaeli Üniversitesi’ nin ilk uluslararası sempozyumunu organize etmiştir.
TMMOB–Elektrik Mühendisleri Odası Kocaeli İl Temsilciği yapmıştır.
“Kocaeli’nin Yangın Master Planı” nı, Kocaeli Kartepe ilçesinde kablosuz
kent izleme sistemlerinin projelendirilmesi, fizibilite etüdü
ve mevcut sistemle entegre çalışmasını, Haydarpaşa Limanı
yangın Algılama + önleme + Söndürme sistemlerinin fizibilitesi
ve projelendirmesini yapmıştır.
TÜYAK-ETMD-EMO Üyesidir.
KENT SOLU / Doç.Dr.Necmi Cemal özdemir / İGF
Ben burada bir siyasi görüşten, bir partiden ya da bir ideolojiden söz etmiyorum.
Ben şehrin insanından yana olan taraftan söz ediyorum.
Çünkü bir şehri kazanmak başka şeydir. Bir şehrin kalbini kazanmak bambaşka…
Son günlerde iki büyük kent dikkatimi çekti: New York ve Berlin.
İki farklı ülke, iki farklı seçim.
Ama insanların gündeminde neredeyse aynı başlıklar vardı:
Kira, Ulaşım, Çocuk bakımı. Hayat pahalılığı. Temizlik. Günlük hayat.
New York’ta Z Mamdani’nin kampanyasında kira artışlarının sınırlandırılması,
daha erişilebilir ulaşım ve çocuk bakımının yaygınlaştırılması öne çıktı.
Berlin’de 20 Eylül 2026 seçiminde Die Linke (Sol Parti ) birinci oldu;
Elif Eralp’in kampanyasının merkezinde de şehrin ağır konut ve kira sorunu vardı.
Ben siyasetin tarafına değil, şehirciliğin tarafına bakıyorum.
Şehir yönetmenin sırrı aslında çok basit:
İnsanların hayatını zorlaştıran şeyi bul. Sonra onu kolaylaştır.
Bazen bu bir gökdelen değildir. Bazen bir metro hattı da değildir.
Bazen bir ailenin ödeyebileceği kira, çocuğunu güvenle bırakabileceği bir kreş,
işe giderken ödediği ulaşım ücreti, sokağının temiz olmasıdır.
İşte benim KENT SOLU dediğim yer tam burada başlıyor.
Siyasi parti değil. İdeoloji değil. Slogan değil.
Bir şehir okuması.
Kent yönetimi, büyük projelerin toplamı değildir.
İnsanın hayatına dokunan küçük ayrıntıların büyük toplamıdır.
Bir annenin zamanı, bir babanın bütçesi, bir öğrencinin ulaşımı, bir emeklinin huzuru,
bir esnafın sokağı, bir gencin umudu, bir sanayicinin üretim imkânı, bir işsizin iş bulma ihtimali…
Bunların tamamı şehrin kendisidir. Ben bunlara kent paydaşları diyorum.
Bir şehri sadece yöneticiler yönetmez.
Esnafı, öğretmeni, işçisi, mühendisi, akademisyeni, sanayicisi, öğrencisi, emeklisi, genci…
Şehri hep birlikte oluşturur. Çünkü:
ŞEHİR, MAKAMLARIN DEĞİL; İNSANLARIN ORTAK HAYATIDIR.
O halde şehir yönetiminde soruyu değiştirmemiz gerekiyor.
“Ne yaptık?” yerine: “İnsanın hayatını ne kadar kolaylaştırdık?”
Bir belediye kilometrelerce yol yaptığını anlatabilir.
Vatandaş sorar: “Eve daha kolay gidebiliyor muyum?”
Proje sayısını anlatabilir.
Vatandaş sorar: “Hayatım kolaylaştı mı?”
Milyonlarca liralık yatırım açıklayabilir.
Vatandaşın sorusu yine aynıdır: “Bana ne oldu?”
Gerçek şehircilik tam burada başlar. Önce insanı dinle. Sonra projeyi yap.
Önce sokağı gör. Sonra planı hazırla. Önce ihtiyacı anla. Sonra bütçeyi oluştur.
Bazen şehrin en büyük projesi, insanın hayatındaki küçük bir yükü kaldırmaktır.
New York ve Berlin bana bir kez daha hatırlattı:
Dünyanın en büyük kentlerinde bile insanın beklentisi şaşırtıcı derecede basittir.
Daha ulaşılabilir bir hayat. Daha temiz bir şehir. Daha güvenli bir gelecek.
Daha yaşanabilir bir kent.
Büyük vizyon elbette gereklidir.
Ama vizyon; vatandaşın mutfağına, sokağına, çocuğuna, işine
ve cebine değmiyorsa eksik kalır.
ŞEHRİN GERÇEK AKLI, SADECE MAKAM ODALARINDA DEĞİL; SOKAĞIN İÇİNDEDİR.
Belki de bundan sonra şehirleri yeni bir ölçüyle konuşmalıyız:
Büyüklüğüyle değil, insanın hayatına kattığı değerle ölçülen şehirler…
İşte KENT SOLU tam burasıdır.
Ve bundan sonra bu köşede; şehri, insanı, üretimi, istihdamı
ve kenti oluşturan bütün paydaşları konuşacağız.
Çünkü şehircilik bir makam meselesi değil, bir sorumluluk meselesidir.
Şehir yönetmek; seçimden seçime insanı hatırlamak değil,
her gün insanın hayatını düşünmektir.
Yeni şehirciliğin en kısa tarifi budur:
İSTEK GELMEDEN FIRSAT YARAT. İHTİYAÇ GELMEDEN ŞEHRİ DÜŞÜN.
Çünkü mesele makam değil. Mesele şehir. Mesele insan. Mesele Türkiye.
Benim düsturum değişmedi: DERDİMİZ TÜRKİYE
Geç kalmadık. Tam zamanında geldik.
***
Şimdi sessiz duruyoruz kıyısında
bir düşüncenin
unutmamak için
Çünkü unutulmuşun kolay ülkesindeyiz
Onat Kutlar
***
Esen Kalın.
Kozmosun tavanı kadar saygılar.