Özdilek
Rana Sinem Siklon
Rana Sinem Siklon

Bir şampiyona hikayesi

Merhabalar,

3 Temmuz 2024 Saat: 23:38

Uzun süredir yazmıyordum ama şimdi tam sırası dedim. Dünya durdu Avrupa Şampiyonasını konuşuyor, neredeyse uluslararası ilişkileri bile gölgede bırakacak kadar muhteşem, heyecanlı, tempolu güzel futbol oynanan ama çok fazla kart görülen çok fazla son dakika golüyle maçların döndüğü enteresan bir turnuva izliyoruz. Çok favori olan büyük ekiplerin döküldüğü Almanya, İspanya ve kısmen Fransa hariç İngiltere’nin, Hollanda’nın, İtalya zaten elendi, doğru düzgün top oynamadıkları ve İsviçre gibi  Avusturya gibi sürpriz ekiplerin çok güzel top oynadığı, yukarıyı zorladığı hatta Gürcistan’ın bile çok güzel top oynadığı, çok güçlü ekipleri zorladığı yendiği heyecan dolu bir turnuva izliyoruz.

Siyaseti bir kenara bırakıp bir kadın gazeteci olarak futbol yorumunu yapmak üzere bugünkü yazımın en az yarısını bu konuya ayıracağım. Biraz Türkiye’ye odaklanmak istiyorum, maçtan da bahsedeceğim.

Türkiye bir futbol geleneği geliştirebilmiş bir ülke değil. Bunun sebebini Avrupa’da yaşayanlar çok iyi bilir, Avrupa’da her köyde her kasabada bir futbol takımı var ve bacak kadar çocukları alıp yetiştiriyorlar, kabiliyetli bulduklarını çok iyi takımlara geçirip eğitimlerine devam etmelerini sağlıyorlar. Yani bir futbol endüstrisi var, tıkır tıkır işliyor ve bizim gurbetçi dediğimiz ama aslında Avrupalı Türkler olan kitlenin çok büyük bir kısmı bu kulüplere ilgi gösteriyor.

Şunu itiraf edelim; Türk Milli Takımı belki de son otuz senedir ağırlıklı olarak Avrupa’da yetişmiş çocuklardan kuruluyor. Hatta dört büyük kulüp bile sırf bu gurbetçi ailelerin çocuklarını gezerek “takımımıza nasıl takviye yapabiliriz, bu çocukları yerli statüsünde nasıl oynatabiliriz” diye Avrupa’daki gözlemcilerle anlaşıyorlar.

Yani hazıra konuyorlar arkadaşlar! 80 milyonluk Türkiye’deki lisanslı futbolcu sayısı 5-6 milyonluk ülkedeki lisanslı futbolcu sayısına eşit olan bir ülkenin utanması gerekiyor. Futbolun bu kadar sevildiği, futbola bu kadar bütçenin ayrıldığı ama nüfusuna oranla bu kadar az kaliteli futbolcu yetiştirebilen çok az ülke vardır. Dolayısıyla gurbetçilere ekstra bir teşekkür etmemiz gerekiyor. Eleştirdiğimiz ailelerin sabırla yetiştirmesinin verimlerini topluyoruz.

Peki, Türkiye turnuvada ne yaptı?

Türkiye F Grubunda Portekiz’e karşı çok kötü top oynadı. Onun dışında genel hatlarıyla, tempolu, beğenilen, heyecan verici bir görüntü sergiledi. Oturmuş bir takım değil. İlk maçlarda büyük defans zaafları verdi, stoperleri yok. Bardakçı var, fena değil. Dünya çapında stoper diyebileceğimiz dünyanın önde gelen takımlarında oynayabilecek bir stoper. Onun dışında bireysel kabiliyetleriyle ön plana çıkan  başarılı futbolcular var ama grupta gösterdiği performans açık ara yukarıyı zorlayacak bir performans değildi. Açıkçası ben teknik direktörü de beğenmiyorum, santroforsuz oynamasını kabul etmiyorum. Türkiye bir şekilde buraya kadar geldi, elde edilen bir başarı var ama belki de daha santroforlu, sahaya daha iyi yayılabilen, daha iyi taktik alabilen bir takım daha az stresle insanları sıkıntıya sokmadan bu noktaya gelebilecekti.

Eksik gördüğüm bir başka şey de 2-0 öndeyken, Avusturya baskı yaparken Türkiye çok fazla top kaybetti. Çünkü hep uzun toplarla çıkmaya çalıştı, set hücumuna geçmedi, oyun kurmadı, sahaya yayılayım birazcık zamana oynayayım taktiğini gerçekleştiremedi. Bu taktiği gerçekleştirebilecek oyuncu değişikliklerini de teknik direktörün yapmadığını düşünüyorum. Genel olarak kuraya baktığımız zaman ilk 16’yı kastederek yazıyorum Türkiye’nin içinde bulunduğu taraf, ikiye ayrılıyor biliyorsunuz iki taraf var, görece daha basit takımların olduğunu ve Türkiye’nin Hollanda’yı elemesi halinde finale kadar yükselme opsiyonunun olduğunu düşünüyorum. Yani finale kadar yükselme opsiyonunun hep masaüstünde olduğu bir yerde duruyor. Neden söylüyorum bunu? Karşı tarafta Almanya, İspanya ve Fransa var. Bunların üçü en büyük favori. Büyük ihtimalle Almanya İspanya maçını kazanan takımın şampiyon olma olasılığı çok yüksek olacak. Final oynayacağını garanti edebiliriz. Büyük ihtimalle Fransa ile oynayacaklar. Maçlara bakın bu tarafta.. Diğer tarafta oynayacağımız belki en güçlü rakip İngiltere. İngiltere dökülüyor. Milli takımının bir kalitesi yok, bir ekip oyunu ortaya koyamıyorlar, Bellingham başta olmak üzere bireysel yeteneği çok üst seviyede olan futbolcuları var. Onun dışında gösterebildikleri bir performans, seyir zevki, tempolu, baskılı bir futbol yok. Türkiye şanslı bir cephede yoluna devam ediyor.

Avusturya maçında Türkiye çok iyi bir savunma yaptı. Diğer maçlarda verdiği savunma zaaflarının hemen hemen hiçbirini göstermedi ve bunu Mert Günok’un muhteşem performansı taçlandırdı. Mert’le birlikte sahanın en iyileri Melih ve Ferdi’ydi. Ferdi belki de turnuvada şu ana kadar en iyi top oynayan futbolcu diyebilirim. Turnuva bittiğinde dünyanın önde gelen on kulübünden birine gidebileceğini düşünüyorum. İnanılmaz disiplinli. En çok koşan oyuncu. Avusturya maçında 12.2 km koşmuş, bu bir rekor. Belki bazılarınız görüntülerini görmüştür, çocuk maç bittiği saniyede yere serildi. İnanılmaz bir görüntüydü. Bunun dışında Türk milli takımının taktiksel olarak iyi yönetildiğini düşünmüyorum. Bu kadroda çok daha iyisini yapabilecek bir potansiyel yok ama daha az stresli daha mantıklı top oynayabileceğini düşünüyorum. Türkiye sadece altı şut atabilmiş. Bu çok az. Favori gösterilen, bu kadar iyi top oynayan Avusturya neden Türkiye’ye karşı kaybetti? Çünkü Avusturya kendisine karşı açık futbol oynayan, baskılı futbol oynayanlara karşı kontratakla, seri hücumlarla karşılık verip maç kazanabilen bir takımdı. Türkiye çok erken gol atıp kapanarak Avusturya’nın tüm ezberlerini bozdu ve Avusturya’nın maç kazanamayacağı bir taktik düzenine geçti.

Belki içinizde bilenler vardır, fanatik bir BJK taraftarıyım, Mert Günok’un gösterdiği performansı anmadan geçemem. Mert Günok’un gösterdiği performans son saniyelerde maçları kurtaran büyük kalecilerin fotoğrafını veriyor. Mert Günok bu temposuna devam edebilirse O’nun da çok büyük ekiplere transfer olabileceğini düşünüyorum.

Bu maçı gölgeleyen ne oldu?

Merih Demiral iki eliyle bozkurt işareti yaptı. Ülkücülük bozkurt işareti ile ifade ediliyor. Bu işaret Almanya’da yasaklanmış bir işaret ve marjinal bir sağ örgüt olarak algılanıyor. Hem Almanya’daki nazilere karşı hem de tüm marjinal gruplara karşı mücadele eden bir içişleri bakanı olarak ünlenmiş  Nancy Faeser bir bürokratken, adını hiç kimse bilmiyorken içişleri bakanlığına getirilmiş bir isim. Biliyorsunuz, parlamenter sistemlerde bu sıklıkla görülen bir şey değildir. UEFA’yı hareket etmeye davet etti ve Merih Demiral hakkında soruşturma başlatılmasını istedi. UEFA’nın disiplin yönetmeliğine göre Merih Demiral’a iki maç bile ceza gelebilir.

Bu dramatik bir şey. Türkiye’nin iki golünü atmış, takımın en iyilerinden bir adamın gereksiz bir işaretle bu duruma düşmüş olması ve tüm Avrupa ve dünya basınında maçın konuşulması gerekirken bu siyasi karenin ön plana çıkartılmış olması gereksiz, yakışıksız bir davranış.

Dışişleri Bakanlığı Almanya Büyükelçiliği’ni davet ettiği yönünde açıklama yapmış, bozkurt işaretine soruşturma kabul edilemez demiş vs. Bunlar Devlet Bahçeli’nin gönlünü almak için yapılan hamleler, bunun dışında hiçbir karşılığı yok.

Belki beklemiyordunuz ama futbol hakkında dolu dolu  bu yazıyı yazmasaydım içimde kalacaktı. Aslında sosyal medya sayfalarımda futbolla ilgili fazla bir şey paylaşmam ama maçları sıkı bir şekilde takip ediyorum. Neredeyse maç kaçırmadım. Hakemlerin ön plana çıkmadığı bir ortamda futbol izlemekten çok büyük keyif alıyorum.

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Kocaeli Haberci Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Ak Partililerin En Sevdiğim Yanı …3 Mayıs 2024 Saat: 12:05
Beklenen buluşma gerçekleşti.
“Yerel Halk” Neyse Artık!23 Nisan 2024 Saat: 11:26
Özgür Özel tarihi bir zafer kazandı.
Sandığa gitmeyen seçmenler kimler? AKP’liler mi?11 Nisan 2024 Saat: 23:22
Seçimden sonra benim de çok merak ettiğim bir soru vardı.
Kan Ve Ruh Kaybı Varmış!6 Nisan 2024 Saat: 11:40
Büyükşehirlerde büyükşehir belediye başkanları görevi devralmaya başladılar.
AKP Kaybettiği Seçimden Ders Çıkarttı Mı?3 Nisan 2024 Saat: 10:14
Aslında bugün seçim analizleri yapmaya devam edecektim.
Tüm Yazıları
DepolamaTaşıma iletme sistemiMerdiven Tırmanma CihazıEngelli merdiven tırmanıcıUluslararası evden eve nakliyatAdaklıklazer epilasyonAnkara evden eve nakliyat