İzopoint
ekoyaşam
net haber ajansı
haberci tv
lüsev
Derya Doğan
Derya Doğan

Yaşar Kemal'e Geç Kalmayanlardanım

Çünkü ona söyleyeceklerim konuşacaklarım vardı. Ortaokul döneminde Türkçe öğretmenimizin kitap okuma dersi verdiğinde henüz hiç kitap okumamıştım. Hikayeleri okumayı severdim.

2 Kasım 2017 Saat: 19:13

“Şimdi kimi okuyacaktım nerden kitap bulacaktım?” diye düşünürken yanımdaki arkadaşıma söyledim durumumu. 
O da abisinin bir kitabını getirebileceğini söylemişti. 
Ertesi gün Yaşar Kemal'in “Ağrı Dağı Efsanesi”ni getirdi bana.

Okumaya başladıktan sonra bırakın okumaktan korkmayı, hayran olmuştum. 
Bir hafta sonra da şehir merkezindeki kütüphaneye üye oldum.

Çok sevdiğim arkadaşım Filiz'le, haftada iki kitap almaya başlamıştık.

İkimiz de çok sevmiştik kitapları. 
Yıllar geçtikçe hep minnet duydum öncelikle Dersimli Türkçe öğretmenimize sonra Yaşar Kemal'e. 
Yaşar Kemal'i görmek onunla konuşmak arzusu vardı içimde.

2005 senesinde İstanbul’a yeni yerleşmiş Taksim’de ünlü bir çikolata mağazasında çalışıyordum. 
Bir gün alt raflarda bir ürünü düzeltirken “Kızım bu eldivenin fiyatı nedir?” diye soran adama aşağıdan yukarıya bakmamla “ Aaaa Yaşar Kemal..!!!” diye bağırmam bir oldu. 
“Kızım niye adımı bağırıyosun?” dedi gülerek. Böylece özel ürünlerden olan eldiven unutuldu yerinde kaldı. 
Yanında ki sevgili eşi Ayşe hanım ve kendisi ile birlikte başladık sohbete. 
Yarım saat sohbet boyunca Ayşe hanım sanırım beş altı defa ara ara bana sarılıp “seni çok sevdim” demesi ile sohbet kesiliyordu, olsun kesilsin Ayşe hanım sarılıp öpüyordu beni. 
Ayşe hanım bir ara içerledi “Yaşar’cım koskoca İstiklal’de o kadar yürüdük bir tek hayranın yanına gelmedi bak bu kızcağız yarım saattir bizi bırakmadı”… dedi
Yaşar Kemal bu duruma hiç bir şey demedi.

Üzgün bir ifade ile bakmanın dışında.

Ben söyleyeceklerimi söylemiş mutlulukdan uçuyordum, minnettarlığımı dile getirmiş, rahatlamış, üstümdeki hakkını bilmesinin sevincini yaşıyordum. 
Hangi kitapını okuduğumu merak edip sordu, “Ağrı Dağı Efsanesi” olduğunu söyledim ve teşekkür ettim kendisine.

Beni kitaplara sevdiren büyük yazara borçluydum. 
Memleketimi sordu bana “Malatya” dedim. Başladı Kürtçe konuşmaya, ben “Kürtçe bilmiyorum Kürt değilim” dedim. “Nasıl olur ama Malatyalısın?” dedi. Kendisinin “Kürt ve Osmaniye’li” olduğunu köyünün ismini de söylemişti fakat unuttum. 
Bir kutu çikolata alarak benimle öpüşüp vedalaşarak ayrıldılar.

Yaşamım boyunca unutamayacağım, yarım saat süren güzel anımı kasadaki arkadaşın dinlemesine rağmen bana sorduğu “ Amcanla Yengen miydi?’’ sorusu ile şok oldum. Koskoca Yaşar Kemal benim amcam sevgili eşi Ayşe hanımda yengem olmuştu. 
Yanlış anlamasının iyi bir yanı oldu ve çikolataya akraba indirimi yaptı. 
Yaşar Kemali görmeyi çok istedim ve gördüm.

Sevgili Ayşe hanımın ışık saçan gözleri hep aklımda…
Işıklar içinde uyu Sevgili Yaşar Kemal.
Sizleri yaşamım boyunca asla unutmayağım.

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Kocaeli Haberci Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Namussuz Namus Tüccarları29 Ekim 2017 Saat: 12:53
Bir tek günün içinde “Namus” hakkında nasıl karar verilirdi şaşıyordum!
Neye göre, neye dayanarak ve ne hadlerineydi?
Bedenlerimizin başka sahipleri mi vardı?
Maviş mi olsun, Pembiş mi?26 Ekim 2017 Saat: 17:58
Kızıl sloganlar Pembe miydi, Maviş miydi?
Öngörüm yüksek olmasına yüksekti aslında…
Tüm Yazıları