İzopoint
ekoyaşam
net haber ajansı
haberci tv
lüsev
Özcan Taras
Özcan Taras

Bir yolculuk, bir kaç düşünce

Birkaç hafta önce kurucu başkanı olduğum Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu’nun Ankara’daki toplantısına davet edildim.

22 Şubat 2017 Saat: 07:46

Yaklaşan genel kurul sürecinde dernek başkanlarının bir araya geleceği iki günlük bir toplantı idi.

Son zamanlarda Ankara’ya hep trenle gitmekteyken bu kez aklıma eskiden olduğu gibi otobüsle gitmek düşüncesi geldi.

Otobüs firmasına gidip bilet almak istediğimde otobüs seferlerinin neredeyse saat başı olduğunu, fiyatın tren biletinden yaklaşık %30 daha ucuz olduğunu ve bir de otobüslerin dört sıralı değil, üç sıralı koltuklu olduklarını öğrendim. Yolculuk sırasında da ikramların biraz daha zenginleşmiş olduğunu gördüm.

Koltuklar ve oturma düzeni çok rahat, koltuk arkalarında büyük monitörler, her türlü elektrikli cihazınızı çalıştırabileceğiniz prizler.. Fakat otobüslerin dolulukları hem gidişte, hem de dönüşte neredeyse yarı yarıya idi.

Hızlı trenin devreye girmesi ile sanırım otobüs firması da sefer sayısını artırıp, fiyatları aşağıda tutarak rekabeti sürdürmeye çalışıyor.

Ankara’ya olan hızlı tren seferlerinin sayısındaki azlığa ve fiyatlara bakıldığında, seyahat süresinin de yaklaşık aynı olduğunu düşünürsek, demiryolları bu konuda geride kalmış gibi. Tabi bilemiyorum, böyle bir kaygıları veya bu konuda analizleri var mıdır.

Ancak, kara yolu ile yapılan taşımalardaki maliyetleri düşündüğümde, raylı sistemin her durumda daha ucuz olması gerekirken böyle bir farklılık beni şaşırttı. Aslında üzüldüm. Yarı kapasite ile daha ucuz bir fiyatla yapılan otobüs seferleri bunu tercih edenler için gerçekten ucuza mı geliyor?

Geçen ay seyahat ettiğim İtalya’da da tren bilet fiyatlarının, aynı güzergahta otobüs ile yapılan yolculuklara göre biraz daha yükselmiş olduğunu gördüm. Sebebinin özelleştirmeden kaynaklandığını söylediler.

Bu durumda eğer bir gün bizim demiryollarımızı da özelleştirirlerse bilet fiyatlarının çıkacağı rakamlar acaba ne olur? Tabi o durumda daha da artacak ve çeşitlenecek olan karayolu taşımacılığı ile petrol tüketimi, hava kirliliği, alt yapı yetmezliği, yeni firmalar, yeni otobüsler, duble yolların belki de dublex’e dönüşmesi, kim bilir daha neler, neler… Adeta bir kabus gibi…

Hızlı tren hattı inşası sebebiyle dört-beş yıldır kaldırılan Adapazarı-Haydarpaşa sefer sayısı ise neredeyse hızlı tren seferlerinden daha az. Seferlerin kaldırılmadan önceki son yılda bu hatta yaklaşık bir milyon iki yüz bin kişinin taşındığını, daha doğrusu seferlerin kaldırıldığından beri gittikçe artan bir şekilde bu kadar yük ve yolcunun demiryolu ile taşınamayıp, karayoluna kaydığı düşünülürse ekonomik kaybın boyutları daha açık gözükür…

Bu konuya bir nokta koyarak tekrar yolculuğa dönecek olursam, yolculuklarda kitap okumayı seviyorum. Hem kitaba daha iyi yoğunlaşılıyor, hem de sanki yol daha kısalıyor.

Bu sefer de Duayen Gazeteci Tanju Cılızoğlu’nun yazdığı, 2016 basımı “güzel yaşadım” isimli 254 sayfalık anı kitabını yanıma almıştım.

Tanju Bey’in akıcı bir anlatımla kaleme aldığı kitabı kelimenin tam anlamıyla, yolda bir solukta bitirdim. Kitapta hiç tanımadığım bir Tanju Bey ile karşılaştım. Bir yaşama bu kadar şeyi nasıl sığdırdığına, enerjisine, girişkenliğine, bazen pervasızlığına çok şaşırdım. Mutlaka o yıllarda kendisiyle tanışanlar, yazılanların bir çoğunu biliyor olabilirler. Fakat, tüm bir yaşamı bir anda elinizden geçirmek çok yoğun bir duygu.

Kitapta Türkiye’nin önde gelen siyaset, bilim, sanat insanlarıyla yaşanan olaylar mükemmel bir anlatımla ifade edilmiş. O gün yaşanan olaylardan bazıları yıllar sonra irdelenip tekrar değerlendirilmiş, bazılarından dersler çıkartılarak okuyucu ile paylaşılmış. O gün yanımda kurşun kalemim olmadığı için önemli bulduğum satır altlarını çizememiştim. Bir ara bu eksiğimi tamamlamak için kitabı tekrar elden geçireceğim.

Tanju Bey’in kitapta bahsettiği sık Ankara yolculuklarını bu kez adeta ben kendisiyle yaptım.

Kitabı okumayanlar için öneririm. Hem bir hemşehrimiz, hem de ülkemizin çok önemli bir gazetecisi olarak o elinden geleni yapmış, hem yaşamış, hem yazmış. Bize de okuyup bilgilenmek düşer. Diğer kitaplarını da bulmaya çalışacağım. Özellikle de İhsan Sabri Çağlayangil’in anıları ile ilgili kitabını..

Kentimizde, ilimizde böyle önemli anılara sahip insanlar olduğunu düşünüyorum. Keşke bu insanlar da gerçekleştirdikleri, yaşadıkları, ürettikleri değerlere ek olarak bir de anılarını bıraksalar, bizlerle paylaşsalar. Onların anlatımı ile o yaşananlardan, o günlerin şartlarından, belki o anki ruh hallerinden geleceğe bir şeyler kalsa. Bunlar birikse, okunsa, geçmiş ile gelecek arasında köprüler kurulsa..

Belki onları okurken kendimizi de değerlendirme fırsatını buluruz, kendimizi tanımamıza yardımcı olur, kim bilir, mutlaka bir yararı olur…

Sevgiyle kalın..

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Kocaeli Haberci Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

ITRİ ve BACH’ın Kocaeli buluşması üzerine14 Şubat 2017 Saat: 07:55
Katılmak üzere notunu aldığım, Büyükşehir Belediyesi tarafından SDKM’de organize edilen “Doğu’dan Batı’dan Yankılar, Itri ve Bach” konseri’ne 25 Ocak akşamı gittim.
İzmit’te Bir Nefes Müzik8 Aralık 2016 Saat: 12:08
Yaşam mücadelesi içerisinde, çocuklarımız eğitimlerini alırlarken, bizden daha donanımlı yetişmeleri için sanata, spora, müziğe de yönlendirmeye çalışırız.
Geçmişten Bir Esinti13 Ağustos 2016 Saat: 09:39
Yaşamın en güzel döneminde devam eden “zamanı kovalama” yarışının ardından, ayağınızı gazdan çekip hızınızı biraz düşürdükten sonra, gidilmekte olunan yolun üzerindeki güzelliklerin daha çok farkına varılıyor.
Bir ses, bir duygu25 Haziran 2016 Saat: 02:14
Yaşamımda müzik daima yer almıştır. Her ne kadar Türk sanat müziğine kendimi yakın bulsam da, türkülerimiz ve klasik müzik ile caz müziğinin de dinleyicisiyim.
KAÇAMAK14 Haziran 2016 Saat: 10:46
Yıllarca bir yerlere gitmek için ya hafta sonunun veya resmi tatillerin gelmesini bekledim. Ya da iznimi..
Tüm Yazıları