
Türk müziğine gönül vermiş, sanatın birleştirici gücünü hayatının merkezine yerleştirmiş değerli müzisyen, bestekâr ve eğitmen Sadi Tunç; yılların birikimi, deneyimi ve yetiştirdiği öğrencilerle İzmit'in kültürel hayatında önemli bir yere sahip olan sanat insanlarından biridir.
Sadi Tunç'un sanat yolculuğu, çocukluk yıllarında yaşadığı önemli bir dönüm noktasıyla başlamıştır. İlkokul öğrencisiyken katıldığı okullar arası bir bilgi yarışmasında karşılaştığı haksızlık, onun eğitim hayatına olan bakışını olumsuz etkilemiş ve okuldan uzaklaşmasına neden olmuştur. Ancak hayatın onun için hazırladığı farklı bir yol vardı. Genç yaşlarda sanat çarşısında oto boyacılığı mesleğine adım atan Tunç, burada kalfa olarak çalışırken içindeki sanat sevgisini keşfetmeye başlamıştır.
Hayatının yönünü değiştiren önemli gelişmelerden biri, dönemin değerli sanatçılarından Hulki Nil'in kendisini İzmit Halk Eğitim Merkezi'ne yönlendirmesi olmuştur. Burada İzmit Musiki Cemiyeti bünyesinde açılan Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği kurslarına katılan Sadi Tunç, yaklaşık yirmi beş kişilik kursiyer grubunun içerisinde yer almıştır. Zamanla çeşitli nedenlerle kursiyerlerin büyük bölümü ayrılmış, geriye yalnızca iki kişi kalmıştır. Ancak o, sanata olan bağlılığından hiçbir zaman vazgeçmemiş ve müzik yolculuğunu kararlılıkla sürdürmüştür.
Müziğe duyduğu sevgi, onun yaşam biçimi hâline gelmiştir. Askerlik görevine giderken meslek hanesine "müzisyen" yazdıracak kadar sanatına bağlı olan Tunç, özellikle nota bilgisi edinmek ve müziğin teorik yönünü öğrenmek için büyük çaba göstermiştir. Bağlamayı geleneksel yöntemlerle, notasız öğrenmesine rağmen zamanla kendi kendini geliştirerek nota, makam ve ritim bilgisi konusunda önemli bir seviyeye ulaşmıştır. Bu yönüyle öğrenmenin ve gelişmenin yaşa ya da imkânlara bağlı olmadığını gösteren örnek bir sanatçı olmuştur.
Müzik serüvenine 13-14 yaşlarında bağlama ile başlayan Sadi Tunç'un sanat hayatındaki ilerleyişi tamamen kişisel gayret ve disiplinin eseridir. Bağlama alanında Yusuf Çolak ve Hamdi Üstünkaya gibi değerli ustalardan eğitim alma fırsatı bulmuş, bunun dışında birçok alandaki bilgisini kendi araştırmaları ve çalışmalarıyla geliştirmiştir.
Yaklaşık on yıl boyunca sürdürdüğü oto boyacılığı mesleğinin ardından profesyonel sanat hayatına adım atan Tunç, İzmit Belediye Bandosu'na katılmıştır. Belediye bünyesinde çalışmalarını sürdürmüş ve uzun yıllar boyunca sanat hizmetlerinde bulunarak emekli olmuştur.
Özellikle çalışmalar sırasında farklı kültürleri, ezgileri ve müzik geleneklerini tanıma fırsatı bulmuş; bu süreçte birçok farklı enstrümanı öğrenerek sanat birikimini zenginleştirmiştir.
Keman, kemençe, klarnet, yan flüt, bendir, darbuka, bağlama ve gitar, Ud ve Org gibi birçok enstrümanı başarıyla icra eden Sadi Tunç, yalnızca bir icracı değil aynı zamanda bir eğitmendir. Yıllar boyunca edindiği bilgi ve deneyimleri genç kuşaklara aktarmayı kendisine görev edinmiştir. Sanattan emekli olduktan sonra da eğitim çalışmalarına devam etmiş, birçok öğrenci yetiştirerek onların müzik dünyasına adım atmasına rehberlik etmiştir.
Sadi Tunç'un sanat anlayışının temelinde alçakgönüllülük bulunmaktadır. Uzun yıllar boyunca müziğin içinde yer almasına rağmen kendisini hiçbir zaman tamamlanmış bir sanatçı olarak görmemiştir. Ona göre gerçek sanatçı, öğrenmeyi bırakmayan ve eksiklerini gidermeye çalışan kişidir. Bu nedenle sık sık öğrencilerine ve çevresindekilere şu düşünceyi aktarır:
"Alkış almak önemli değildir. Önemli olan insanların seni can kulağıyla dinlemesi, çaldığın müzikten ve yaptığın bestelerden faydalanabilmesidir."
Henüz çocuk yaşlarda paranın her şey olmadığını fark ettiğini ifade eden Tunç, müziği yalnızca bir meslek olarak değil, insanlara ulaşan evrensel bir dil olarak görmektedir. Kendi yazdığı özlü sözlerle öğrencilerine yol göstermekte, sanatın insanları birleştiren ve geliştiren yönünü anlatmaktadır.
Bugün Sadi Tunç, İzmit'in yetiştirdiği önemli bestekâr ve müzisyenlerden biri olarak kabul edilmektedir.
Yetiştirdiği öğrenciler, verdiği dersler, yaptığı besteler ve yıllar boyunca sürdürdüğü sanat çalışmalarıyla adeta köklü bir çınarı andırmaktadır. Onun gölgesinde yetişen genç müzisyenler ve bestekârlar, Türk müziğinin geleceğine katkı sunmaya devam etmektedir.
Hayatını müziğe adamış olan Sadi Tunç, sanatın evrensel gücüne inanarak üretmeye, öğretmeye ve yeni nesillere ilham vermeye devam eden değerli bir sanat emekçisidir. Onun hikâyesi, azim, çalışkanlık ve sanata duyulan sevginin insan hayatını nasıl değiştirebileceğinin en güzel örneklerinden biridir.