Kurucu Meclis üyesinin torunu Kanko, Meclise hazırlanıyor

28 Mayıs 2018 Saat: 12:02
Kurucu Meclis üyesinin torunu Kanko, Meclise hazırlanıyor
Bu günkü konuğumuz, CHP'nin Kocaeli 4. sıra Milletvekili adayı Prof. Dr. Muhip Kanko. Gazetemizden Soner Kılıç ve Mecit Ünal'ın katıldığı sohbette Muhip hocamız samimi bir ortamda yazarlarımızın sorularını cevaplandırdı.

24 Hazirana sayılı günler kala liderler ve adaylar çalışmalarına hız verdiler. Bu seçimin özelliği var. Milletvekilliği seçiminin yanı sıra Cumhurbaşkanlığı seçimi de yapılacak. Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucunda herhangi bir aday yüzde 50'yi bulamaz ise ikinci tur seçim yapılacak. İkinci tura kalan iki adaydan en çok oyu alan Cumhurbaşkanı olacak.

Bu günkü konuğumuz, CHP'nin Kocaeli 4. sıra Milletvekili adayı Prof. Dr. Muhip Kanko. Gazetemizden Soner Kılıç ve Mecit Ünal'ın katıldığı sohbette Muhip hocamız samimi bir ortamda yazarlarımızın sorularını cevaplandırdı.

Hocam hoş geldiniz. Ne kadar hoş bir görüntü… Eşiniz Selhan hanımla birlikte seçim çalışması bir bütünlüğü ve kazanma arzusunu gösteriyor. Partiniz mevcutlarını koruyarak bir liste yaptı ve siz mevcutlardan sonra ilk sıradasınız. Öncelikle size ve partinize başarılar diliyoruz.

 

-Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

 

1965 Tunceli Hozat doğumluyum. Ama Mersin'de büyüdüm. Ortaokul ve liseyi Mersin'de okudum. Sonra Adana'ya geçtim. Tıp Fakültesini orada bitirdikten sonra yine Tunceli'de çalışmak durumunda kaldım. Mecburi hizmet kurasıyla gittim. Orada 1 yıl çalıştıktan sonra Bursa'da ihtisasımı tamamladım. İhtisas bittikten sonra Sağlık Bakanlığı'na müracaat ettim. Ya Sakarya'yı ya da Kütahya'yı seçmem gerekiyordu, Sakarya'yı seçtim. Sakarya'da çalışırken burayla temasımız oldu. Burada bir kadro açıldı. 12 Kasım 1999 yılında burada başladım. Öğretim görevlisi kadrosuyla başladım. 2013 yılında da profesör oldum. Profesör olarak ve tabi ki kalp-damar cerrahisi uzmanı olarak hizmet vermeye devam ediyoruz.

 

-Siyasete nasıl girdiniz?

 

Yani çocuklarımız, eşimiz, sülalemiz toplumumuz için çok ciddi problemler olduğunu hissettiğimiz için siyasette bir şeyler yapabilir miyiz diye bir arayışa girdim doğrusu. Özgeçmişimde de zaten Cumhuriyet Halk Partililik geleneği olduğu için onu biz yeniden yeşertebilir miyiz diye yola çıktık. 2015'te partiye geldim. Herkes beni Kemal Kılıçdaroğlu'nun akrabası, mutlaka birinci sıradan aday olacak, onun için geldi dediler. Onu duyduğumda insan bir anda seviniyor bak gördün mü olmuşum falan diyorsunuz. İyi ki olmamışım, o gün olsaydım herkes onu yaftalayacaktı. Tuncelili olunca insanlar öyle yada böyle bir bağlantı kuruyorlar. Çok da anormal birşey değil. Ama o dönem listeye giremedim. Hiç bir zaman bir kırgınlığım olmadı.

 

Sonuçta siyaset uzun soluklu, devam edelim, hasta-hekim ilişkileriyle, bir takım toplantılarla ya da birebir görüşmelerde teveccühün olduğunu gördüm ve devam ettirmek istedim. Sonra geçen dönem ilden yönetime girmeyi çok düşünmemiştim ama bu dönemde özellikle teklif gelince zaten düşünüyordum en azından işleyişi de görürüm diye yönetime girdim. Sağ olsun Cengiz Başkanın daveti geldi. Orada beni çok güzel karşıladılar. Bir, iki ay çalıştık. Çok güzel günlerimiz geçirdik gerçekten. Benim en mutlu geçirdiğim toplantılar orada geçti. Çünkü hem konumunuz itibariyle saygı görüyorsunuz hem de oradaki insanlar gerçekten çok seçilmiş insanlar. Partiyi seven, partiyle birlikte olmak isteyen, parti için birşeyler yapmak isteyen bir sürü insan var orada. Onlarla temas ettiğiniz zaman birliktelik oldu. Milletvekilliği ile bunu süslemek istiyorum. Bakalım ne kadar başarılı olacağız göreceğiz.

 

-Ekonomik kriz yok diyorlar, sizce ülkemizde bir ekonomik kriz var mı?

 

Adaylık süreciyle birlikte sokaklardayız. Dün 758 kişi ile birebir tokalaştık ve 3 saniye de olsa insanlarla konuşuyorsunuz memnun musunuz, nasılsınız diye. Esnafların yüzde 90'ı yarın ne olacağını bilmiyorlar ve birçoğu bizimle fotoğraf çektirmek istemiyorlar. Yani böyle bir korku iklimi var, güvensizlik ortamı var. Dolayısıyla ekonomi bunun en baş tetikçilerinden birisi aslında. Türkiye'de 20-25 milyon kişi yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Bu ekonomik kriz hızla Türkiye'yi uçuruma doğru götürüyor. Dolar 4 lira olur mu diye düşünürken biz… Dolar 6 liraya gidiyor. Seçime kadar 6 lirayı belki göreceğiz biz.

 

-Tahtakale'nin kendini kapatması Ekonomik Kriz için bir ölçü mü?

 

 

-Dış politika...

 

Dış politika bu ara sakin görünüyor. Suriye savaşı bitti, biz sakinleştik. Bizim açımızdan biz Afrin'in büyük bir olay gibi gördük, oraya saldırdık ama şu anda Afrin kimsenin umurunda değil. Çünkü içimizdeki yangına döndük. Yani ekonomi, seçim derken dışarıyla ilgilenecek zamanımız kalmadı. Hiç kimseyle ilgilenemiyoruz. Suriye'den tutun, Irak'tan tutun, İran'dan tutun... Bir işte Azerbaycan'la biraz ilişkimiz var onun dışında hiç bir ilişkimiz yok.

 

-İttifaklar konusunda ne diyeceksiniz...

 

İttifaklar iyi oldu. Özellikle Temel Karamollaoğlu ile yapılan rüzgar iyi bir rüzgar. Bu rüzgarın bizi gerçekten derleyip toparlayacağına inanıyorum. Millet İttifakıyla birlikte Meclis çoğunluğunu alacağız. Halkların Demokratik Partisi'nin de ona angaje olacağını tahmin ediyorum. Yani Türkiye 7 Haziran'da yaşadığı kaosu 24 Haziran'da yaşamayacak. Bir birliktelik olacak. Bir akıl tutulması yaşamayacağız. Evet, Türkiye'de halk bu pozisyonu verdi diyeceğiz ve biz o pozisyona göre pozisyon almaya çalışacağız. Bunun da önderi Kemal Kılıçdaroğlu'nun son birkaç aydır edindiği ve üstlendiği akılcı politikalar. Bir vatandaş 'Ben MHP'liyim, hiç CHP'ye oy vermem ama Kemal Kılıçdaroğlu'nun son 3-4 aydır yaptığı hamleler bizi gerçekten büyüledi' diyor.

 

-Saadet Partisi'ne verilen kontenjanlarla ilgili tepkiler alıyor musunuz?

 

Hayır, aşırı bir kontenjan yok zaten. 6 tane var. Grup kurması gerekiyor. Biz bir yola çıktık, yolda her şeyimiz hazır ama bundan dönüş olmaz zaten. Mutlaka bir birliktelik sağlanacak zaten. Saadet Partisi'nin bir potansiyeli var zaten. Adalet ve Kalkınma Partisinin yeni bir oy alacağı toplum kesimi kalmadı. Bu partiye 17'inci senesinde birşey yapıyor diye oy verecek insan kalmadı. Ancak bu parti birşey vermiyor diyip başka yere gidecek olan insanlar var. İşte bu insanların ne kadar fazla olduğu ortaya çıkarsa bizim Millet İttifakına da bu yakışır. Biz dolaşırken partimize oy verin, birinci tercih bizimdir ama Millet İttifakının partnerlerine oy verin diye oy istiyoruz. Dolayısıyla Saadet Partisi'nin güçlenmesi Türkiye için daha sağlıklı.

 

-Geldikleri günden bu yana Cumhuriyet eğitimini yok etme politikası güdüldü ve şu anda eğitim düzeyimiz yerlerde sürünüyor. Eğitimi nasıl düzelteceğiz hocam?

 

Türkiye zaten sosyo ekonomik düzeyle birlikte kültürel açıdan da geride. Öncelikle taşımalı eğitimi bir defa devreden çıkarmak lazım. Son dönemlerde müfredat da oldukça dejenere edildi. Din Bilgisinden tutun Fen Bilgisine kadar herşey karma karışık şu anda. Sınav sistemimiz rezil olmuş durumda. Benim iki çocuğum var, ikisi ayrı sınavlarda girdi, ayrı sınav sistemiyle sınav edildiler. Bir gün geldi, çocuk tamamen herşeye yazılmış, bursuna yazılmış, sınava girecek ve bir anda birisi çıkıyor diyor ki 'Ben TEOG'u kaldırdım'. Ondan sonra kaotik ortam başlıyor. Çocuğu ders çalıştırmak mümkün değil, ne okuyacağımızı biz de bilmiyoruz. Yani şu anda bile sınav sistemiyle ilgili tartışma var. Tercihleri seçimden sonraya erteledi. Devlet ne olursa olsun, siyaset ne yaparsa yapsın eğitim sisteminin kendi halinde, dokunulmayacak şekilde düzenlenmiş olması lazım. Müfredata gelince eşim öğretmen olduğu için iyi biliyorum çocuklar hiç birşey öğrenmiyorlar, kaynak kitap kullanmıyorsunuz, kullandırmıyorlar ve size kitap veriyorlar, doğru dürüst hiç birşey yok kitapta.

    

-Günümüze geldiğimizde Devlet ve Özel olmak üzere 206 tane üniversite var. Bunlar gerekli miydi?

 

Üniversitelerde şu an bir kalite yok. Bir üniversite tıp fakültesi varsa nispeten iş yapar durumda. Ama üniversitelerin sanayiyle iş birliği yok. Biz mühendisi kitabi olarak yetiştiriyoruz. Çocuklar hiç birşey yapamıyorlar ki... Çünkü Avrupa ile entegrasyonumuz yok. Yurtdışına gönderme şansımız yok. 

 

-En son Cerrapaşa'nın bölünmesiyle ilgili bu tür üniversiteleri özel sektöre vereceğiyle ilgili bir duyumumuz var...

 

Yapabilir tabi. Hükümet çok kararlı... Sağlıkta öyle yaptılar. Geçenlerde İstanbul'da 12 tane hastane iflasını istedi. Yani sağlığı da aynı şekilde yaptılar. Onu da yapabilirler ama dünyanın hiç bir yerinde böyle birşey yok. Aksine bir üniversite ne kadar büyürse, ne kadar çok öğrenci kapasitesi varsa dünyada kabul edilebilirliği o kadar yüksektir. Yani siz Oxford Üniversitesi'ni Oxford 1, Oxford 2 diye ayırabilir misiniz? Böyle birşey yok. Dolayısıyla üniversiteler büyüdükçe isimleri olur. Çünkü bilimsel literatüre öyle geçiyor. Kocaeli Üniversitesi'nde şimdi ben bilimsel bir yayın yapıyorum, insanlar gelip beni aradıklarında Kocaeli Üniversitesi diye görünüyor, 6 ay sonra üniversite bölündüğü için benim ki Gebze Üniversitesi oluyor, adam geliyor ya niye buradan buraya geçti diyor. Kocaeli Üniversitesi'ni bir marka olmaktan siz uzaklaştırıyorsunuz.

 

-TÜBİTAK'ın içi boşaltıldı doğru mu?

 

Biliyorsunuz, TÜBİTAK'ın başına veteriner yada hayvanat bahçesi müdürü bir profesör arkadaşımızın yerine getirdiler. Yani dolayısıyla herkesin oraya gelme hakkı var. Ama tıp fakültesinin başına bir tane işletmeciyi getirip koymak gibi birşeydir. Ancak hangi yolların izlenmesi gerektiğini bilemez. Ona da mutlaka danışman atamamız lazım. YÖK'ü, ÖSYM'yi de aynı şekilde yaptılar. Dolayısıyla liyakatsiz kişilere teslim ettikleri için Türkiye'de eğitim ilkokuldan üniversiteye kadar tamamen allak bullak olmuştur.

 

-Türkiye'de sistem değişikliğine gidildi. Meclis yapısı ve Cumhurbaşkanlığı... Cumhurbaşkanlığı hükümeti kuracak, Mecliste yasaları çıkaracak. Sizce bu sağlıklı bir sistem halinde işleyebilecek mi?

 

İşleyemez. Türkiye gibi ülkelerde bunu sağlamak mümkün değil. Yani hep söylüyoruz ya, Amerika'dan kim gelirse gelsin yeni bir şey getirmesi mümkün değil. Evet günlük bir takım sansasyonel kararlar alabilir. Ama Amerika'nın kendi bir devlet yapısı var. Dolayısıyla ana gövde iskeletiyle oynamanız mümkün değil. Milli Eğitimde 11 tane bakan değişmiş, nasıl adapte olacaksınız. Milli Savunmada da oynanmış, Sağlık Bakanlığında oynanmış, zaten ekonomimiz allak bullak durumda. Dolaysıyla katı bir iskelet olmadığı için siz o iskeleti sürekli sarsarsanız devleti yıkarsınız. Önce devletin ana damarlarıyla yerine oturtulması lazım. Bu olmadığı için günlük çatışmalar olacak. Şöyle olabilir cumhurbaşkanı ile meclis aynı partiden olursa bugünkü gibi, son 16 yılda ürettikleri gibi her türlü üretimi yaparlar ama sonuçta geldiğimiz nokta bugünkü durum. Türkiye'de hiç birşeye güven kalmamış, her şey bitmiş. İnsanlar adliyeye gittikleri zaman bu savcı benim hakkımda doğru karar verecek mi vermeyecek mi diye endişe içindeler.

 

-Tersinden bakarsak muhalefetteki cumhurbaşkanı adaylarından birisi kazanırsa 2. turda, meclis yapısı da muhalefetin çoğunluğunda olursa nasıl işleyecektir?

 

Yani muhalefet başkanlığı da aldı, meclisi de aldı. Bence hızlı bir şekilde parlamenter sisteme geçmek için adımlar atılmalı.  Bunlar gibi yapıp bir gecede kararname çıkarırsanız olmaz. Biz ne diyoruz; daha adil, daha demokratik, daha hukuki bir sistem diyoruz. Parlamenter sistemi kuracağız ama yargıyı, yürütmeyi, hepsini yani kuvvetleri birbirinden ayrı ayrı tutmak lazım. Onun için güzelce oturup adam gibi anayasa yapıp gerekirse bir yıla yayıp değişikliğe gitmek lazım.

 

-Kılıçdaroğlu'nun sürekli dile getirdiği 5 ana sorun var. Seçim bildirgenizde bu 5 ana sorun dile getirilmiştir mutlaka. İYİ Parti'nin de Saadet Partisi'nin de bildirgelerinde bu 5 ana soruna değinilecek mi?

 

Bildirgeyi henüz okuyamadık. Tam bilmiyoruz. Diğer ittifak partilerinin açıklanmadı ve dolayısıyla onun için bir şey söylemeyeyim.

 

-CHP 600 tane milletvekili adayını belirledi, 57 tane milletvekiline yeniden yer vermedi. Onun dışında bir küskünler yaratıldı mı?

 

Ben geçen dönem listeye girmedim o dönemde de küskünler vardı. Diğer partilere göre daha demokrat, en azından temayül yoklaması yapan, bir takım toplum kuruluşlarının görüşlerine önem veren bir parti olduğu için bu tip şeyler daha hızlı yayılıyor. Yani çok büyük küskünler varmış gibi ortalıkta tabiri caizse dedikodu üretiliyor. Bugün bu küskünlerin kaybettireceği oy potansiyeli bin, iki bini geçmez. Gelenler hariç. Ben ciddi bir küskünler topluluğu olduğunu düşünmüyorum.

 

-Cumhurbaşkanlığı seçim çalışmaları nasıl gidiyor?

 

Bence Muharrem İnce gayet güzel götürüyor. Yeni bir yüz, yeni bir heyecan, yeni bir söylem. Tam tezat bölgelere gidiyor ve bütün her yerle barışık olduğunu gösteriyor. 2. turda mutlaka biz alacağız.

 

-Meral Hanım çıkarsa 2. turda şansı yok mu?

 

Meral Hanımın da olabilir. Yani burada HDP kilit parti. Bunu herkes kabul ediyor. Dolayısıyla bütün Türkiye'ye hitap eden siyasetçilere ihtiyacımız var. Meral Hanım bunu sağlayabilirse ve birinci olursa zaten hepimiz onu destekleyeceğiz.

 

-Yürütülmekte olan Sağlıkta durum nasıl? Bir hekim gözüyle sizin önerileriniz neler?

 

Üniversite hastanesinde çalıştığım için hastanenin içler acısı durumundan bahsetmek istiyorum. Mevcut hükümet üniversite hastanelerini sanki kendi hastanesi değilmiş gibi düşünüyor. Özel hastanelere yada eğitim araştırma hastanelerine yaptığı yatırımları üniversite hastanelerine yapmıyor. Üniversiteler lokomotif hastanelerdir. Sağlığın lokomotifi üniversitelerdir. Eğer siz üniversite hastanelerini boşaltırsanız sağlıkta yetişecek kişiler de doğru düzgün yetişemeyecekler, dolayısıyla sağlığımız geriye gidecektir. En büyük problem bence budur.

 

Ayrıca son zamanlarda ilaç fiyatlarıyla ilgili ayarlamalar, ilaç karaborsaların oluşumu, vatandaşın özel hastanelere yönlendirilmesi; özel hastanelerin bu vatandaşlardan ekstra katkı payları almaları, bu katkı paylarını vatandaşın vermemesi; bunun üzerine SGK'nın hastanelere ödeme yapamamasıyla iş iflaslara geldi. Dolayısıyla ben şunu söylüyorum sağlık, eğitim ve adalette devletin en kaliteli hizmetleri vermesi gerek. En önemli şey herkese eşit, parasız ve kaliteli sağlık hizmeti verilmesidir. Devlet hastanede vatandaşla karşı karşıya kalmak istemiyor, eczanede karşı karşıya kalmak istiyor, suçu eczacıya atmak için. Bu kötü bir politika... Şu anda sağlıkta ciddi bir dejenerasyon var ve hizmet alamayacak duruma getirdiler vatandaşı. Şu şehirde tıp fakültesi çok büyük bir nimettir.

Sağlıkta yerele gelirsek üniversite hastanesinin yanına çöp fabrikası yapılıyor. Karşı duruş sergilendi ama bir sonuç elde edilemedi...

Hükümet burada da ben yaptım oldu mantığıyla gidiyor. Yani siz kuzey rüzgârlarının bu şehre en fazla geldiği yere eğer bir çöp fabrikası kurarsanız bütün şehri tehlike altına almış olursunuz.  Bu tamamen vurdumduymazlık...

 

-Seçmene mesajınız nedir?

 

Son birkaç gündür hep geziyorum, vatandaşın değişik değişik talepleri var. Biz şunu söylüyoruz; 2002’den 2018’e geldiğimizde Türkiye ileri demokrasi ülkesinden darbeler ülkesi haline geldi. Bugün cemaatlerde yada vakıflarda çocuklara olan cinsel tacizleri görüyoruz. Diyanet İşlerinin bir takım internet sitelerinde yayınladığı ve TRT'ye çıkararak bir takım ağzımıza alamayacağımız kadar korkunç kelimelerin kullanıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Kadınların, atanamayan öğretmenlerin, adaletin, hakkın, hukukun olmadığı bir ülkedeyiz. Dolayısıyla biz diyoruz ki kimsenin iş bulamama kaygısı yaşamadığı yada sosyal güvenlikten mahrum olmayan, iş ortamının sorunsuz olduğu bir Türkiye yaratmak için uğraşıyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi bir iş yapıyorsa bir mantığa dayandırarak yapıyor.

 

-Seçim toto yaparsak...

 

CHP'nin 5'i çıkaracağını, 6'dan da çentik atacağını düşünüyorum. Çünkü 5. sıra adayımız çok güzel bir aday. Genç, dinamik bir arkadaşımız ve Manav kökenli bir arkadaşımız. Anıl Acurman ile 5'i kesinlikle çıkaracağımızı düşünüyorum. 6 da olur gibi düşünüyorum. Bu tabi ki konjoktürel. Ama 5 kesin.

Çok teşekkür ediyoruz hocam. Size başarılar ve eşinizle, ailenizle mutlu bir yaşam diliyoruz.

YORUMLAR

Lütfen Resimdeki kodu yazınız
DepolamaTaşıma iletme sistemiMerdiven Tırmanma CihazıEngelli merdiven tırmanıcıUluslararası evden eve nakliyatAdaklıklazer epilasyonAnkara evden eve nakliyat