CHP’de İstenmeyen Adam Butlancı Kemal Kılıçdaroğlu

14 Haziran 2026 Saat: 20:10
Özgen Sarıkaya

Siyasette yenilgi vardır. Demokrasi bunu doğal kabul eder. Ancak demokratik siyasetin en temel sınavı, kaybettiğinde gösterdiğin tavırdır. İşte bugün Türkiye’nin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaşadığı en büyük kırılmalardan biri tam da burada ortaya çıkmaktadır.

CHP kurultayında delegeler iradesini ortaya koydu. Parti tabanı değişim dedi. Delegeler oy kullandı ve Genel Başkanlık görevine Özgür Özel seçildi. Bu süreç, CHP tarihinde demokratik yollarla gerçekleşmiş bir değişim süreciydi. Fakat aradan geçen zaman gösterdi ki kurultayda kaybedilen koltuk, bazı çevreler tarafından yargı koridorlarında geri almak için partinin genel merkezine polis zoru ile girilerek işgal edildi.

Bugün “mutlak butlan” adı altında yürütülen tartışmaların yarattığı tablo yalnızca hukuki bir kriz değildir. Bu tablo, CHP’nin hafızasında derin yaralar açabilecek bir siyasi mühendislik girişimidir. Çünkü mesele artık teknik hukuk tartışmalarını aşmıştır. Mesele, seçilmiş bir yönetimin meşruiyetini tartışmaya açarak parti iradesini gasp etmeye kadar ilerleyen bir anlayıştır.

En çarpıcı nokta ise yıllarca “adalet” söylemiyle siyaset yapan Kemal Kılıçdaroğlu’nun bugün geldiği noktadır.

Bir zamanlar “Türkiye’de hukuk yok” diyerek Ankara’dan İstanbul’a Adalet Yürüyüşü başlatan Kılıçdaroğlu’nun, bugün aynı yargı mekanizmasının verdiği siyasi sonuçlara umut bağlayan bir görüntü vermesi CHP tabanında büyük bir hayal kırıklığı yaratmaktadır. Çünkü dün “hukuk siyasallaştı” diyerek meydanlara çıkanların bugün siyasallaştığı eleştirilen yargı kararlarıyla yeniden koltuk hesabı yapması büyük bir çelişkidir.

Daha da vahim olan senaryo ise kamuoyunda konuşulan ihtimallerdir.

Düşünün; mahkeme kararıyla “mutlak butlan” uygulanıyor. Ardından CHP Genel Merkezi’ne polis eşliğinde giriliyor. Demir kapılar kırılıyor. Parti binasında bulunan partililere biber gazı sıkılıyor, plastik mermiler kullanılıyor ve seçilmiş Genel Başkan zorla makamından çıkarılıyor…

Böyle bir görüntü yalnızca CHP’ye değil, Türkiye demokrasisine vurulmuş ağır bir darbe oldu. Çünkü siyasi partiler halkın iradesinin temsil edildiği kurumlardır. Sandıkta değişmeyen sonucu devlet gücüyle değiştirmeye çalışmak demokratik hukuk devletinin değil, vesayetçi anlayışların yöntemidir.

Toplumun geniş kesimlerinin bu nedenle yaşanan süreci “sivil darbe girişimi” olarak değerlendirmesi tesadüf değildir. Çünkü ortada yalnızca bir iç tartışma değil, halkın oyuyla şekillenmiş siyasi iradeyi etkisizleştirme çabası görülmektedir.

Fakat tüm bu girişimlerin ortaya çıkardığı başka bir gerçek daha vardır: CHP tabanı tercihini çoktan yapmıştır.

Bugün milyonlarca CHP seçmeni ve parti üyesi, değişimin temsilcisi olarak Özgür Özel’in yanında durmaktadır. Yerel seçimlerde elde edilen tarihi başarı da bunun en güçlü kanıtıdır. CHP yalnızca seçim kazanmadı; toplumda yeniden umut yarattı. Türkiye’nin birinci partisi haline gelmesi tesadüf değildi. Bu başarı, değişim iradesinin halkta karşılık bulduğunu gösterdi.

Bu nedenle bugün yaşanan her müdahale girişimi, yalnızca bir genel başkana değil, değişim isteyen milyonlara yönelmiş bir müdahaledir.

Kılıçdaroğlu cephesinin göremediği gerçek tam da budur: CHP tabanı artık geçmişin siyasetini değil, geleceğin mücadelesini görmek istemektedir. Sürekli iç kavga üreten, parti enerjisini tüketen ve iktidarın elini rahatlatan bir siyaset anlayışı toplumda karşılık bulmamaktadır.

Uluslararası alanda yaşanan gelişmeler de dikkat çekicidir. Sosyalist Enternasyonal çevrelerinde de CHP’nin seçilmiş mevcut yönetiminin muhatap alınması, değişimin dünya siyasetinde de kabul gördüğünü ortaya koymaktadır. Çünkü demokratik meşruiyetin kaynağı mahkeme koridorları değil, delegelerin ve halkın iradesidir.

Bugün gelinen noktada CHP içinde çok net bir kırılma yaşanmaktadır. Bir tarafta halkın desteğiyle büyüyen, sokakta karşılığı olan ve iktidar alternatifi olmaya çalışan yeni bir siyaset anlayışı vardır. Diğer tarafta ise geçmiş hesaplaşmaların gölgesinde kalan, kurultay yenilgisini kabullenemeyen ve siyaseti hukuk operasyonlarıyla yeniden dizayn etmeye çalışan bir yaklaşım bulunmaktadır.

Ve artık CHP tabanında çok daha yüksek sesle şu soru sorulmaktadır:

“Partiyi büyüten kim, partiyi yıpratan kim?”

Çünkü siyasette bazen en büyük yenilgi seçim kaybetmek değildir. En büyük yenilgi, halkın değişim iradesine karşı durmaktır.

Bugün CHP’de tartışılan yalnızca bir isim değildir. Tartışılan şey, partinin geleceğidir. Ya CHP halkın umutlarını büyüten demokratik değişim çizgisinde yürümeye devam edecek ya da geçmişin koltuk hesaplarına teslim edilmek istenecektir.

Ancak görünen gerçek şudur: CHP tabanı kararını vermiştir. Ve halkın verdiği kararı hiçbir “mutlak butlan” tartışması değiştirememektedir.

Sevgi ve saygılarımla

Özgen Sarıkaya

Gazeteci, Siyasetçi

 

YORUMLAR

Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Sema15.06.2026 12:08

Kalemine sağlık yazı çok güzel olmuş.

DepolamaTaşıma iletme sistemiMerdiven Tırmanma CihazıEngelli merdiven tırmanıcıUluslararası evden eve nakliyatAdaklıklazer epilasyonAnkara evden eve nakliyat