
Bazı insanları hazmetmek gerçekten zordur…
Özellikle de siyasi olarak kendinizden görmediğiniz bir belediye başkanının iş yaptığını, halkın günlük hayatına dokunan hizmetler ürettiğini ve bütün bunlara rağmen ayakta durduğunu görmek bazı çevreleri ciddi anlamda rahatsız edebiliyor.
Derince Belediye Başkanı Sertif Gökçe hakkında son dönemde sosyal medyada yürütülen tartışmalara bakınca insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
“Çamur at, izi kalsın” stratejisi mi uygulanıyor?
Elbette eleştiri olacak.
Belediye başkanları eleştirilecek, yaptıkları sorgulanacak, eksikleri varsa ortaya konulacak. Kamu görevi yapan hiç kimse eleştiriden muaf değildir.
Ama eleştiri başka şeydir, itibar suikastı başka…
Gökçe'nin göreve geldiği günden bu yana yaptığı işlere baktığımızda, en azından hakkını teslim etmemiz gereken bir tablo var.
Kent Lokantası…
Vatandaşın daha uygun fiyatla yemek yiyebilmesini sağlayan bir sosyal belediyecilik uygulaması.
Bunun yanında farklı noktalarda hayata geçirilen satış istasyonlarıyla et, süt, yumurta ve süt ürünleri gibi temel gıda maddelerinde vatandaşa kaliteli ve daha uygun fiyatlı alışveriş imkânı sunulması…
İlçe içerisindeki yol ve altyapı çalışmalarında atılan adımlar…
Bunların tamamı doğrudan vatandaşın hayatına dokunan hizmetler.
Üstelik bugün Türkiye'nin siyasi iklimine baktığımızda belediye başkanlarının üzerinde yalnızca siyasi eleştiri değil, zaman zaman Demokles'in kılıcı gibi başlarının üzerinde sallanan kayyum tartışmaları da bulunuyor.
Böyle bir atmosferde çalışmak kolay değil.
Buna rağmen Gökçe'nin, kendisine oy veren-vermeyen ayrımı yapmadan hizmet üretmeye çalıştığını görüyoruz.
Benim de Sayın Başkan'a karşı zamanında yaptığım bazı eleştiriler oldu.
Bugün açık yüreklilikle söylüyorum:
O eleştirilerimin bir bölümünde haksızlık etmişim.
Bir takım spekülasyonların etkisiyle, olayın gerçek yüzünü tam olarak anlamadan kendisine karşı cephe aldığım bir süreç yaşandı.
Aradan aylar geçti.
Olayların tamamını, yaşananların arka planını ve gerçek yüzünü daha iyi anladıkça, kendisine bir özür borcum olduğunu fark ettim.
Gazetecilik sadece eleştirmek değildir.
Gazetecilik gerektiğinde kendi hatasını da kabul edebilmektir.
Çünkü bizim işimiz birilerine yaranmak ya da birilerini hedef tahtasına koymak değil; doğru bildiğimizi yazmak ve yanıldığımızı anladığımızda da bunu açıkça söyleyebilmektir.
Bu nedenle bugün, ayrıntılara henüz girmeden Sayın Sertif Gökçe'ye başarılarının devamını diliyorum.
Önümüzdeki hafta ise bu meselenin ayrıntılarını, neden kendisine haksızlık ettiğimi ve neden bugün kendisinden özür dileme gereği duyduğumu bütün açıklığıyla kaleme alacağım.
Belki o yazıdan sonra bazıları yine kızacak.
Belki yine sosyal medyada birileri saldıracak.
Olsun.
Benim derdim birilerini memnun etmek değil.
Benim derdim, doğru bildiğimi yazmak.
Ve bazen gazetecilik, başkasını eleştirmekten önce kendi yanlışını kabul edebilme cesaretidir.
Sayın Başkan Sertif Gökçe'ye çalışmalarında başarılar diliyorum.
Gerçekler ortaya çıktığında ise kimin çamur attığı, kimin izi kaldığı zaten anlaşılır.