İzopoint
ekoyaşam
net haber ajansı
haberci tv
Prof.Dr.Yavuz TAŞKIRAN
Prof.Dr.Yavuz TAŞKIRAN

Kadın mı, Bayan mı?

Bu yazıyı daha önce yazdım. Aradan geçen zaman içinde spordaki cinsiyet farklılığını belirtmek için “bayan” mı, “kadın” mı? tartışması devam ediyor.

10 Mart 2013 Saat: 20:28

Yazdığı birkaç kitabın iyi okuyucusu ve bayanlara kadın denmesi gerektiğini ama “yazar” sözcüğünün kadın ya da erkek olarak bir ayrım gözetilmeden kullanıldığı için mutlu olduğunu anlatan Feyza Hepçilingirler’i dinlerken yazdığım eski yazım aklıma geldi. İşin ters tarafı yazıya biraz endişeli başlamam oldu. Yazım kuralları ve sözcük kullanımı açısından hata yapar mıyım derken acaba konuyu nasıl özetlerimi de düşünmüyor değilim. Neyse ki, benim yazılarımı çok ciddi biçimde okuyan ve düzelten yüz yıllık bir ağabeyim var! Ona teşekkür ediyorum.

Değerli okuyanlarım, bu konuya takılıp kalmamak gerekir. Neticede bayan ya da kadın denmesinin bence çok önemi yok. Ancak yaşı 12-14 civarında olan bayan sporcular için “kadınlar” dense, bu sizce doğru bir tanımlama mıdır? Yavaş yavaş “kadın” sözcüğü yerleşmeye başladı. Bunda özellikle spor haberleri veren televizyon kanallarının sunucuları etkili oluyor. Doğal olarak bu haberleri yazanlar da aynı fikirde olduklarına göre görünüşte yakın planda bir sorun yok.

Bu kadar giriş yeter ve eski yazımı tekrar yineliyorum:

“Şu yabancı sözcüklere takılıp gitmemiz yetmiyormuş gibi şimdi de alışkanlıklarımızın değişmesini sağlıyorlar. Yıllardır kullandığımız ‘bayanlar’ sözcüğü ne oldu da ‘kadınlar’ haline dönüyor. Benim yetiştiğim yerlerde kadının ne anlama geldiğini burada anlatmaya kalksam sayfalar yetmez. Kadın, kısaca çocukların annesidir. Aynı zamanda bayandır. Spor yapsın ya da yapmasın hareket eden kadınlar olsa da, onlar bayandır.

Konuyu gündeme getirmemin nedeni (neredeyse ‘getirmemizin’ diyecektim, böyle yazınca bir arkadaşım buna çok bozuluyordu…) 2014 bayanlar basketbol şampiyonasını FIBA’nın bize verme kararından sonra aklımdan geçenlerdir. Açıklama sonrası “Kadınlar Basketbol Dünya Şampiyonası Türkiye’ye verildi” cümlesindeki bu sözcük ister istemez kafama takıldı. Etrafımdaki çoğu arkadaşım bu konuda farklı görüşlere sahipler. Bir tanesi buna “Kızlar Dünya Şampiyonası” diyelim diye tutturdu. Haydi, bakalım, gelin çözün şimdi bu tartışmayı…

İşe biyolojik açıdan bakarsak açıklamalar çok daha farklı olabilir. Ama şunu bilmekte fayda var. Bu sporda yarışacak, mücadele edecek olanlar cinsiyet olarak sadece erkek değiller, o kadar…

2010 Dünya Basketbol Şampiyonası sonrası Basketbol Federasyonu’nun bir büyük organizasyonu daha ülkemize getirmesini kutlamak gerekirken “bayan”, “kadın” sözcüklerine takılıp kalmamak gerekiyor. Biter mi bitmez mi diye tartıştığımız spor salonlarının tamamlanıp ardından iyi bir şampiyona yapmamız ve ikincilik derecesini de tarihe yazdırmamız sonrası hazır olan tesislerin her an dolacağına en iyi işaret bu olacak sanırım.

Dünya şampiyonalarında kullanılacak salonlar henüz yıpranmadı. Kulüp ve Avrupa maçları yapılmaya devam ediliyor. Arada siyasi partiler veya diğer kuruluşların toplantıları için kullanıldığını hatırlıyorum. Buradan kentimize uzanıyorum ama bir tane bile salonumuzun olmadığını görmekten, bilmekten dolayı üzülüyorum. Salon yok, stad yok, havuz yok, var olanlar hem yeterli değil hem de uluslararası kurallara uygun değil. İnşasına yeni başlanılanların hangi amaçla yapıldığını anlayabilmiş değilim. O halde bir neden konuşup yazıyoruz? Kağıtspor’un bayan basketbol oyuncuları diğer yerlerdeki maçlarında hacimsel algılama eksikliği olmasın diye Gazanfer Bilge Spor Salonunda antrenman yapıyor. Tavsiye ederim, maçlarını da burada oynayabilirler.

Bayan mı, kadın mı derken, dönüp dolaşıp tesis konusuna geldik. Bu konularının planlayıcıları, uygulayıcıları çok uzaklarda değil. Eğer büyük düşünüyorsak, büyük fikirlere itibar etmeliyiz. Ama büyüğü aramak için çok da fazla çaba göstermek gerekmez.

Einstein, dâhilik için “basit olanı bulmaktır” demiş. O halde, kolay, basit ve hızlı çözümlere doğru yol alma zamanı gelmiştir. Bırakın, kadını, bayanı; sporu ve spor etkinliklerinin kalitesini arttırmaya çalışın. Zaman, gençliğin kaybedilme değil kazanma zamanıdır.”

*: Bu başlıktaki yazı bir yıl önce kaleme alınmıştır.

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Kocaeli Haberci Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Eğitim, hareketi sevmiyor!26 Ocak 2018 Saat: 17:59
Birkaç hafta önce bir araya geldiğimiz eğitim kökenli arkadaşlarla eğitimin birinci kademesi olan ilk dört yıl içindeki beden eğitimi derslerini konuştuk.
Her hoca değişikliği bir transferdir!17 Aralık 2017 Saat: 16:17
“Bu kadar sık hoca değişikliği aynı zamanda yeni bir transferdir “ diyen arkadaşlarımın sayısı gün geçtikçe artıyor.
Spor bir karakter işidir8 Kasım 2017 Saat: 16:55
Sizi bugünlere getiren çalışmalarınız olabilir. Ama burada tutacak olan karakterinizdir. İşi bilmeden spora soyunmak, spor yapmak, seyirci olmak, taraftar olmak, kupa vermek o kadar kolay değildir.
Yetenek ve Antrenman31 Ekim 2017 Saat: 22:38
Sporda başarılı olmanın birçok yolu bulunur. Ama en önemlisi, o spor için yetenekli olunup olunmadığıdır.
Sporda mentoring…10 Ekim 2017 Saat: 22:38
Uzun seneler sonrasında sporcuların maçlara hazırlanmasında mentörlerin önemi ortaya çıktı.
Tüm Yazıları